Bu Blogda Ara

Tangerine Dream etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tangerine Dream etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2018 Salı

Tangerine Dream - Wavelenght 1983



Mike Gray, Amerikalı muhalif yazar, belgeselci, araştırmacı ve sinemacı. 2013 yılında ölen Mike Gray hakkında akıllarda kalan 1968 yılında Amerikan Devrimi 2 adlı belgesel filmdir.

Benim Mike Gray'i biliyor olmam entellektüelliğimden falan değil, Tangerine Dream grubundan  1983 yılında yaptığı 'Wavelenght' albümünden dolayıdır. Tangerine Dream hayranlığım nedeniyle grubun yaptığı bazı film müziklerinden dolayı, bazı filmlerini de merak edip izlemişliğim var.

'Wavelenght' de Tangerine Dream'in aynı adlı film için yaptığı bir albüm. Amerikalı bağımsız yönetmen Mike Gray'in yönetmenliğini yaptığı film bilim kurgu konusu olan bir film. Filmi izlemedim ama izlenecekler listesine aldım konusunu ve eleştirilerini okuyunca. Kabaca filmi tarif etmeye kalkışırsak film, Gizli Dosyalar E.T. arasında duran bir yapım. Okuduklarımdan bunu çıkarabildim. Gizli dosyalar 9 yıllık serisini 2 kez bitirdiğim için Waveleght filmi bir hayli ilgi çekici geldi. Şu oyundan başımı kaldırıp en yakın zamanda o filmi de izleyeceğim.  

Tangerine Dream'in kaçıncı albümüdür bu, bilmiyorum. Ama efsaneleşmiş kült korku filmlerinden olan 'The Exorcist' yönetmeni William Friedkin'in 1977 yılındaki Sorcerer filminin müziklerini yapmalarıyla sinemaya açıldıklarını biliyorum. Bu albüm ise 4. film müzikleri albümü, daha sonrasında aksiyon-suç, fantastik, korku-gerilim ve tabii bilim kurgu filmleriyle birlikte 40 civarında filmin müziklerini yaptıklarını da belirteyim.

'Wavelenght' albümüne gelirsek, öyle 70'lerin klasik Tangerine Dream müziğinin atmosferi yok. 'Force Majure' albümünde kendisini fazlasıyla belli eden senfonik yapı burada daha baskın çıkıyor. Parçalar kısa kısa olduğu için(albümde 16 parça var) özel olarak şu parçaları dinleyin diyemem.

Albümü bütün olarak dinlemenizi ve ilgi çekici filmi de izlemenizi tavsiye ederim. Hoş! Tangerine Dream dinleyip, bilim kurgu'dan uzakta duran birini de henüz görmedim.

1. Alien Voices (0.16)
2. Wavelength Main Title (1.54)
3. Desert Drive (Quichotte Part One excerpt) (2.00)
4. Mojave End Title (3.59)
5. Healing (2.23)
6. Breakout (1.09)
7. Alien Goodbyes (1.50)
8. Spaceship (2.18)
9. Church Theme (3.41)
10. Sunset Drive (3.23)
11. Airshaft (3.10)
12. Alley Walk (2.55)
13. Cyro Lab (2.13)
14. Running Through The Hills (1.30)
15. Campfire Theme (1.23)
16.  Mojave End Title Reprise (3.51)

Süre : 37.55

Christopher Franke / Klavyeler, Synthesizer (ses düzenleyicisi)
Edgar Froese / Klavyeler, Synth, Bas Gitar, Elektrik Gitar
Johannes Schmoelling / Klavyeler, Synth

17 Şubat 2018 Cumartesi

Tangerine Dream - White Eagle 1982


                         

Bütün müzik türlerinde olduğu gibi progresif rock'da da, 70'ler ile 80'ler arasında önemli farklar var. Albümlerde işlenen konulardan, ortaya çıkartılan müzikal atmosferlere kadar önemli ayrımlar söz konusu. Buna en çok günah keçisi seçilen punk müziği ve akımı gösterilir. Elbette etkisi yoktur denemez ama 80'lerde ki bu değişimi sadece punk etkisi ile de açıklanamaz. Progresif rock'daki değişime en önemli etki 80'lerin başında üretilip satışa çıkartılan yeni elektronik  müzik aletleridir.

Hammorg(org), Melletron, minimoog gibi müzik aletlerin yerini dijital yada elektronik piyanolar aldı. Devasa synth'lerin (ses düzenleyicisi) yerine de daha küçük, ele avuca sığan elektronik, bilgisayarlı müzik aletleri geçti. Bu müzik aletlerinin teknolojik olarak yenilenmesiyle bir çok türde olduğu gibi progresif rock'da da büyük değişime neden oldu.

Her iki dönemi de yaşayan ve müziklerine en iyi şekilde yansıtan Tangerine Dream grubudur. Tangerine Dream'in 70'lerde ve 80'lerde yaptıkları müziğe bakarak teknolojik müzik aletlerinin nasıl evrim geçirdiğini rahatlıkla görebilirsiniz.

Tangerine Dream yeni müzik aletlerini, çok fazla belli etmese de, ilk kez 'Tangram' albümünde kullanmaya başladı. 81 yılından itibaren de film ve dizi müziklerini yaparken bu yeni müzik aletlerinin çok büyük faydası oldu. Küçük, kolay taşınabilir aletlerle kısa ve daha çok parça yazmaya başladılar. Bu durumda Tangerine Dream'in müziğinde değişime yol açtı.

'White Eagle' albümü de bu değişimin en yoğun olarak hissedildiği albüm.

Albüm 'Mojave Plan' adlı parça ile başlıyor. 70'li yıllardaki uzun parçaları gibi 20 dakika kadar süren parça; yeni elektronik müzik aletlerinin kullanımıyla, tam anlamıyla 80'lerin atmosferini yansıtıyor.

Tangerine Dream'in 75  sonrası ağırlık verdiği senfonik yapı, bu albümde yerini eklektik bir yapıya kavuşturmuş. Karışık davul ritimleri, kısa klavye pasajları, kaotik goblinvari korkutucu sesler ve newage türü sakinleştirici synth sesleri; dinlerken fazla ilgi gerektirmeyen, kolay dinlenebilir bir hale sokmuş.

'Midnight In Tula', 80'lerin aksiyon bilim-kurgu filmleri yada dizilerine uygun bir parça. Bir o kadar da 80'lerin atari  oyunlarına örnek parça. Birkaç yıl sonra ise bu tarz parçalarıyla Tangerine Dream kendisini tamamen film ve dizi sektörünün içinde bulacak.

'Convention Of The 24', hem 70'lerin sonlarındaki Tangerine Dream'i anımsatıyor hem de 80'lerin ortalarında yapmaya başladıkları müziği anımsatıyor. Parça aynı zamanda Edgar Froese'nin bas ve elektrik gitar çalışmalarının en güzel olduğu bölümlerine sahip. Benim için albümün en iyisi.

Tangerine Dream deyince ilk akla gelen parçalardan biri 'White Eagle'. En basit şekilde youtube'de Tangerine Dream diye aratsanız, karşınıza çıkacak ilk 5 parçadan birisidir. 80'lerde bir çok progresif rock grubunun yaptığı gibi, Tangerine Dream de akılda kalıcı, kolay popüler olan parçalar yaptı, 'White Eagle' parçası da bunun başlangıçlarından biri.

Son söz olarak, Tangerine Dream benim en çok değer verdiğim, üstüste dinlerken bile asla sıkılmadığım bir kaç gruptan biri. Hatta progresif rock içinde putlarımdan biri haline gelmiş durumda.  Onun için 'White Eagle' gibi bir albüm çok mu önemlidir grup yada progresif rock için, bilmiyorum ama her dinlerken zevk aldığım kesin.

1. Mojave Plan (19.55)
2. Midnight In Tula (3.52)
3. Convention Of The 24 (9.27)
4. White Eagle (4.30)

Süre : 37.44

Edgar Froese / Bas Gitar, Elektrik Gitar, Synth(ses düzenleyici), Klavyeler, Yapımcı
Johannes Schmoelling / Besteci, Klavyeler, Synth(ses düzenleyici), Yapımcı
Chris Franke / Bestesci, Yapımcı

Kapak Tasarımı : Edgar & Monique Froese

20 Kasım 2017 Pazartesi

Tangerine Dream - Hyperborea 1983



Tangerine Dream grubunun kaç albümü olduğu hakkında bir fikrim yok, 100 civarında diye biliyorum. Film müzikleriyle birlikte en son saymaya çalıştığımda 130'ları geçmişti sanırım.

Grup 1960'ların sonlarında başladık albümlere günümüzde de devam ediyorlar. Birkaç ay öncesinde yeni albümlerini de çıkardılar. Tahminimce yeni albümler çıkarmaya da devam edecekler.

Tangerine Dream'in bu kadar çok albüm çıkarmaya başlaması, 1982 yılında çıkardıkları 2 albümle başladı. 1980'li yıllar boyunca da bu üretim devam etti. Aynı yıllarda çıkardıkları 2 ve daha fazla albüm ya film yada belgesel müzikleriydi. Bazen de kendi albümleriydi. Bu çoklu üretim 90'lı yıllarda da kısmen devam etti. Bu kadar çok albüm çıkarmalarının tek nedeni tabii ki müzik ve belgesel çalışmaları değildi. En önemli etkeni, 80'lerin başlarında synthesizer, yani ses (ve ritim) düzenleyicilerinin daha ucuza ve bolca üretilmesiydi. Almanların öncülüğünde gelişen elektronik müzik severliği sonuçda kapitalistlerin gözünü müzik endüstrisine çevirmesine yol açtı. Sonuç olarak da 1980'lerin başlarından itibaren ortalıkta elektronik müzik diye kulakları tırmalayan acuze müzikler ortaya çıktı.

Tangerine Dream ve diğer öncü elektronik müzik insanlarının haklarını yiyemem bu konuda ama ortada olanı da söylemek gerekir.

Tangerine Dream de bu ucuza ve bolca üretilen synth'leri albümlerinde kullanmaya başladılar. İlk 1980'de 'Tangram' albümlerinde denemişlerdi, daha sonra da 1982 yılında çıkardıkları 2 albümde de denemeye devam ettiler. 1983 yılında ki 'Hyperborea' albümünde de bu yeni çıkan enstrümanlara tamamen hakimiyetlerini kurdular.

Tangerine Dream'in 1980'li yıllarda bu kadar çok albüm çıkarmasının asıl nedeni benim için kesinlikle bu'dur. 1980'li yıllarda popüler müzik haline gelen pop'un temelinde de bu ucuz ve bolca üretilen aletler ile 90'lara doğru da iyice yaygınlaşam bilgisayarlar olmuştur.

Müzik üretimini elbette karşı değilim ama sürekli birbirlerinin müziklerini kopyalayarak ortada para kazananları görünce ister istemez bir tiksinti geliyor. Hele ki söz konusu Tangerine Dream olunca.

Bundan bir kaç yıl önce, Türkiye'de iken, bir arkadaşa Tangerine Dream'in müziğinin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyordum. En son şöyle demişti. 'Bu kadar önemli olsaydı, burada albümleri bulunur ve dinlenirdi'. Açıklaması şu; plak şirketleri bunları kesinlikle pazarlardı. Halbuki o çok önemli gibi gözüken A, B; C grupları aynı plak şirketlerinden çıkmaktaydılar. Dolayısıyla dinleyen hepsinin çok popüler ve kaliteli müzik olduğunu varsayıyordu.

Gereksiz yere söz uzattım; Tangerine Dream, progresif rock'da ki putlarımın arasında en büyüğü. 'Hyperborea' albümü de Tangerine Dream'in 80'lerde ki en yaratıcı bulduğum albümlerinden.

Albümün açılış parçası, 'No Mans Land'. Hiç dinmeyen ve kendini sürekli tekrar eden ritimler ve hint çalgısı sitar benzeri sesler ile kimi yerde beni gülümseten kimi yerde de, albüm kapağının yardımıyla, okyanusun ortasında ki ıssız bir adaya yol aldırıyor. Tabi sürekli kendini tekrarlayan ritimler synth'lerle yapılıyor. Ancak orada bir de Edgar Froese'nin bas gitarı var; parçaya çok farklı bir hava katıyor. Tangerine Dream'in yine benzersiz ve daha sonra kendilerini hiç tekrarlamayacakları bir parça.

İkinci parça, 'Hyperborea' da öyle. Tangerine Dream'in kendilerini hiç tekrarlamadıkları bir parça. Ancak parçanın müzikal atmosferini 80'li yıllarda bir çok elektronik müzik grubu ve müzisyenleri tekrarladı. Özellikle 80'ler sonları ve 90'lı yıllarda yaptığı film müzikleriyle adını rock müzik tarihine yazdıran Vangelis. 'Hyperborea'yı dinlerken 80'li yılların belgesellerini, özellikle okyanus altı belgesellerini anımsatıyor.

'Hyperborea' parçasının ilk yarısı böyle, ikinci yarısı ise org ve davul solosu birlikteliği var. Siz dinlerken zevk alamazsanız eğer, youtube'den 2000'li yılların Tangerine Dream konserlerinin arasından bulun bu parçayı ve tekrar tekrar dinleyin.

Ki zaten ilk duyduktan sonra üstüste dinlemeye devam edeceksiniz.

'Cinnamon Road', tam da yukarıda bahsettiğim, elektronik müziğin ayağa düşmeye başladığı dönemlerde ortaya çıkan müziklerden. Dinlemesi kolay, eğlenceli, hatta dans ettirici. Dinlerken niyeyse aklıma Modern Taking grubu geliyor. Neyse ki Tangerine Dream bu tarz müzikler üzerinde fazla durmadan es geçip, kendi bildiklerini okumaya devam ediyorlar.

20 dakikalık uzunluğuyla 70'leri anımsatan 'Sphnix Lighting' ile albümün son parçası. İlk 3 parçadaki yaratıcılık anlayışı 'Sphnix Lighting' parçasında da var. Ancak maalesef 20 dakikalık uzunluktaki parça albümün en yaratıcı parçası olduğu anlamına da gelmiyor.

Burada benim için 70'lerin havasından sıyrılamamış, yeni dönem müziğine ve seslerine de ayak uydurmaya çalışan bir Tangerine Dream var. Parçayı kötülemedim, çünkü içinde gözlerinizi kapatıp dinlerken sizi başka yerlere, dünyalara ve zamanlara götürecek müzikal atmosfer de var. Tabi bunlar albümün ve Tangerine Dream'in en iyilerinden biri olmaya yetmiyor.

'Hyperborea' Tangerine Dream klasikleri yada müziği için iyi bir başlangıç değil ama Tangerine Dream müziğine bulaşmış herkes için dinlenilmesi, öğrenilmesi zorunlu bir albüm.

Son olarak, albümdeki enstrümanları Edgar Froese ve en son gruba dahil olan Johannes Schmoelling çalıyor. Tangerine Dream'in unutulmaz isimlerinden ve yine albümde besteci ve yapımcı olarak Chris Franke yer alıyor. Birkaç yıl sonrasında ise Franke gruptan ayrılıp, özellikle bilim kurgu film ve dizi müzikleri olarak kendi müziğine yöneliyor.

1. No Mans Land (9.08)
2. Hyperborea (8.31)
3. Cinnamon Road (3.54)
4. Sphnix Lighting (20.01)

Süre : 41.34

Edgar Froese / Bas Gitar, Elektrik Gitar, Klavyeler, Synth(ses düzenleyicisi), Yapımcı, Besteci
Christopher / Franke / Besteci, Yapımcı,
Johannes Schmoelling / Klavyeler, Yapımcı, Synth, Besteci

Monique Froese / Kapar Tasarımı

19 Ekim 2017 Perşembe

Tangerine Dream - Thief 1981


1981, Tangerine Dream müziğinde tam bir dönüş yaşandığı yıl. Aynı yıl çıkan 'Exit' albümünü yazarken de söylemiştim. 'Tangram' albümü 70'lerin Tangerine Dream müziğinin son örneğiydi. 1981'den itibaren müzikal değişim Tangerine Dream'in new-age grubu olarak anılmasını da sağladı.

Sanırım 1981'deki değişim artık progresif rock'ın fazla getirisi olmamasıydı ve tabii ki yeni üretilen teknolojik müzik aletleri.

Tangerine Dream teknolojiden geri kalmamak için yeni çıkan hemen hemen bütün synth'leri kullanmaya başladı. Ancak ortaya çıkan sesler farklı olduğu için 70'ler Tangerine Dream'inden biraz farklı sesler çıktı. Sonuç olarak Tangerine Dream müziği paraya odaklı olarak değişmedi, teknolojiye paralel olarak değişti.

Aynı yıl çıkan 'Exit' albümünde olduğu 'Thief' albümünde de bu değişimlerin müziğe yansımasını rahatlıkla görebilirsiniz.

Ancak 'Thief' albümü 'Exit' albümüne göre parça yapısı ve müzikal anlayış olarak bir hayli farklı. Bunda 'Thief' albümünün bir film (dizi film) müziği olmasının da etkisi var. Albümde filmin konusuna göre parça yazımı söz konusu, dolayısıyla parçalar daha kısa ve kısmen doyurucu. En azından parça ne zaman başladı, ne zaman bitti, anlayabiliyorsunuz. Daha basit söylemek gerekirse, hiç hoşlanmadığım şablon tarzı parça yazımı var. Tangerine Dream bunun üstesinden rahatlıkla geliyor. Albümdeki her parçanın birer şablonu var ancak bu şablonlar birbirlerini taklit yada kopya etmiyor. Her bir parçanın kendine ait bir yapısı var.

'Thief' albümüne gelirsek, yukarıda da söylemeye çalıştığım gibi, bir dizi filmin müziğinde oluşuyor. Film ise mesleği hırsızlık olan birinin patronunun ihaneti ile karşılaşması sonucu patronundan intikam almaya çalışmasını anlatıyor. Aynı zamanda sevdiği kadınla yeni bir hayat kurmaya çalışmasını. Albümün müzikal hissiyatı da buna göre oluşuyor. Tangerine Dream de filmde ki bu duygu yoğunluğunu ortaya çıkardığı parçaları ile anlatmaya çalışıyor.


O yüzden albümde olan her parçanın birer şablon içermesi çok da abest bir durum değil. Ve belkide ilk ve son kez Edgar Froese'nin gitarını bu duygu yoğunluğunu anlatmak için ön plana çıkaracak şekilde kullandığını görüyorsunuz.

90'larda ve 2000'lerde de bir çok konserinde Edgar Froese'nin elektrik gitar solosu var ancak o dönemin albümlerde pek fazla kullanmıyor. En azından bu albümdeki kadar yoğun değil.

Tangerine Dream müziğinin 80'lerini dinlemek için en iyi başlangıç albümü 'Thief', sanırım. Bu albümden sonra yapılanlarda 'Thief' albümünün tamamen aynısı olmasa da, müzikal yapı yada şablon olarak hemen hemen aynı.

'Thief', Tangerine Dream müziğinin progresif rock ve new-age karışımı, 80'ler müziğine başlamak için en ideal albüm. Elektrik gitar, saykodelik davul ve klavyeler. Hem 70'leri anımsamak hem de yeni döneminin başladığını hissetmek için.


1. Beach Theme (3.44)
2. Dr. Destructo (3.21)
3. Diamond Diary (10.51)
4. Burning Bar (3.14)
5. Beach Scene (6.48)
6. Scrap Yard (4.42)
7. Trap Feeling (3.00)
8. Igneous (4.48)
9. Confrontation (5.37)

Süre : 40.28

Edgar Froese / Klavye, Org, Elektrik Gitar, Synth (ses düzenleyicisi)
Chris Franke / Synth, Elektrik Perküsyon,
Johannes Schmoelling / Klavyeler, Org,

Konuk
Craig Safan / Yönetim


19 Ağustos 2017 Cumartesi

Tangerine Dream - Tangram 1980



Bugün işe gelirken otobüste etrafa bakınırken aynı zamanda yeni yazım hangi grup yada albüm üzerine olsun diye düşünüyordum. Aklıma facebook'ta bir grupta paylaşılan krautrock listesi geldi. Sonra o listeyi paylaşan arkadaşın Klaus Schulze hayranlığı geldi. Klaus Schulze tabi ya demiştim ki, bu ay Tangerine Dream albümü yazmadığımı anımsadım. Hemen son kaldığım yıldan, yani 1979'da ki albümden hemen sonra çıkan albüm Tangram'ı işyerine gelince açıp dinlemeye başladım.

7 Temmuz 2017 Cuma

Tangerine Dream - Live At Reims Cathedral 1974



Tangerine Dream grubu yakın zamanda bir belgesele konu oldular.

'Revolution of Sound' adlı belgeseli henüz izlemedim ama nelerden bahsedecekleri hakkında az çok bir fikrim var. Çünkü belgeselin tanıtım afişinde Tangerine Dream'in efsane yıllarında ki kadronun resmi var. Edgar Froese, Chris Franke ve Peter Baumann.

26 Haziran 2017 Pazartesi

Tangerine Dream - Encore 1977


Encore; tekrar, tekrarlama istek anlamında, Tangerine Dream'in 1977 yılında ABD turnesinde 2 LP halinde çıkardıkları albüm. Albümdeki parçalar bir önceki albümlerde olan yada daha sonra albümlere sokulan parçalardan değil. Tamamen konserlerde doğaçlama yapılarak çalınmış yeni parçalar.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Tangerine Dream - Sorcerer 1977




Bu ay ki Tangerine Dream yazımı yazmayı neredeyse unutuyordum ki, bugün aynı albümleri dinlemekten sıkılıp, Tangerine Dream dinlemeyi hatırlayınca hatamı düzelteyim dedim hemen. Bir önceki Tangerine Dream yazımda 1980'e kadar gitmiştim, 70'leri tam anlamıyla bitirmeden 80'leri geçmeyeyim diyerek, yazmayı es geçtiklerimden, 'Sorcerer' albümünü seçtim.

5 Nisan 2017 Çarşamba

Tangerine Dream - Force Majeure 1979



Her ay için bloğ'umda bir tane Tangerine Dream albümüm var. Bu ay için albümüm 'Forje Majeure'. 'Cyclone' albümünün hemen ertesi yılında, 1979'da çıkan albümü. 'Cyclone' albümünde ki elektronik müzikten daha da uzaklaştıkları 'Forje Majeure'.

9 Mart 2017 Perşembe

Tangerine Dream - Cyclone 1978



Önümüzdeki ayın 22'sinde 35 yaşını doldurmuş olacağım. Yolun yarısını doldurmuş olacağım bir bakıma. Bu yaşıma kadar bir çok müzik türünden örnekler dinledim. Hiçbiri progresif rock kadar etkilememiştir.

9 Şubat 2017 Perşembe

Tangerine Dream - Stratosfear 1976



Tangerine Dream, şimdiye kadar dinlediğim bütün grupların(ve müzisyenler) arasında en çok albüme sahip olan grup. Muhtemelen kendileri de yaptıkları albümlernin sayısını bilmiyorlardır. Bu kadar çok albüme sahip bir grubun müziklerini akılda tutmak ise sadece Tangerine Dream hayranlığı ile mümkün. Dolayısıyla Tangerine Dream'in müziğini dönem olarak ele almak en güzeli.

16 Ocak 2017 Pazartesi

Tangerine Dream - Ricochet 1975



Hani bir grup söyleyince hemen aklımıza bir kaç parça geliyor ya, bana da aynısı oluyor. Pink Floyd diyelim örneğin; hemen 'Wish you were here' parçası aklımıza gelir. King Crimson deyince, 'Starless', 'Epitaph', ELP deyince 'Tarkus gibi. Bu durum, ileri çıkmış (popüler, bilindik olmuş da diyebilirsiniz) bir kaç parçayla grubu hatırlama herkesde var, ben de olduğu gibi. İşte Tangerine Dream deyince aklıma gelen ilk parçalar ve albüm, Ricochet.

20 Aralık 2016 Salı

Tangerine Dream - Rubycon 1975



Tangerine Dream, 'Alpha Centauri',  'Zeit' 'Atem' ve 'Phaedra' gibi uzay zaman temalı albümlerden sonra  'Rubycon' albümünü çıkardı. İlk albümlerindeki avantgarde hava yerine yavaş yavaş melodik, senfonik havaya bıraktı. Çok bariz bir şekilde olmasa da 'Rubycon' albümünde bu durum kendini yavaş yavaş hissettirmeye başladı.

5 Kasım 2016 Cumartesi

Tangerine Dream - Alpha Centauri 1971



Her zaman söylemişimdir, günümüz popüler rock türlerinden Postrock'ın temeli Almanların 70'lerde yaptığı krautrock'tır, uzay rock'tır (space rock yada cosmic rock) diye. Can, Guru Guru, Agitation Free, Popol Vuh, Cluester, La Düsseldorf ve Tangerine Dream, postrock'ın temel aldığı müzikleri yapan gruplardır. Aklıma ilk gelen krautrock gruplarını yazdım, yoksa postrock'ın temel almış dediğim grupları bunlarla sınırlı değil. Postrock'ın temellerinin nereden oluştuğunu merak edenler için diyebileceğim tek şey, 70'lerin krautrock gruplarını dinlesinler.

19 Eylül 2016 Pazartesi

Tangerine Dream -Atem 1973



Bazı grupların albümlerini yazarken şu tarz şeyleri söylemekten ne sıkılırım, ne gocunurum. X grubunun müziği benim için önemlidir hatta progresif rock müziğini anlamamda çok faydası olmuştur gibi. Bu bazı gruplardan en önemlisi Tangerine Dream grubu. Dediğim gibi Tangerine Dream yaptığı müzikle, müziğe bakışımı değiştirmiştir.

3 Temmuz 2016 Pazar

Tangerine Dream - Phaedra 1974




Ben koyu bir elektronik müzik, hani şu cıvcıvlayan türlerden müziklerin hayranı değilim, new age, ambient yada drone tarzı müzikleri de sevmem, ama kesinlikle Tangerine Dream hayranıyım. Özellikle Tangerine Dream’in 70’li yıllarda yaptıkları müziğin orkestral senfonik müzikal atmosferi, benim müziğe bakış açımı değiştiren en önemli etkenlerden birisi. Dolayısıyla Tangerine Dream grubu en önemli gruplardan biri, tabii benim için.

10 Haziran 2016 Cuma

Tangerine Dream - Zeit 1972

Elektronik Progresif Rock

Tangerine Dream”in en zor dinlenen ve anlaşılan albümlerinin başında gelen ‘Zeit’ albümü yavaş hareket eden, sıkıcı, sıradan, olaysız, tekrarlayan, karamsar ve melodik olmayan, bu yüzden de sürekli gözardı edilen albümlerinin başında gelir.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Edgar Froese 2015

Sürrealizm bize ne anlatıyor. Gerçeküstücülük.  Rüyalarımızda beliren nesnelerin yada varlıkların aslında neyi anlattığınımı anlatıyor. Yada görmek istediklerimizimi anlatıyor. Aslında her ikisini de anlatıyor. Gerçeküstücülüğün kurucusu Salvador Dali iken bunun müzikteki yansıması, temsilcisi Edgar Froese’dir.