Bu Blogda Ara
Genesis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genesis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Nisan 2017 Salı
9 Eylül 2016 Cuma
Genesis - Trespass 1970
Genesis'in Genesis olmadığı dönemler. İlki 1969 yılında çıkardıkları albüm diğeri 1970 yılında çıkardıkları 'Trespass' albümü. Her iki albümde bildiğimiz Genesis müziğinin çok altında. Hele ki 69 yılında çıkardıkları albümü dinlemek için bir hayli sabırlı olmak gerekiyor. Ben zamanında Genesis çok seviyor olmama rağmen 2 kezden fazla dinleyemedim. Şuan hala o albümü aramıyorum bile dinlemek için.
'Trespass' albümü ilk albüme göre biraz daha üst düzey kalitede. Daha çok progresif rock müzikal yapısına yakın. Buna rağmen o efsanevi albümlerinin yanında 'Trespass' albümü çok arka planda kalıyor. Çoğu progresif rock dinleyicileri de 'Trespass' albümü hakkında fazla bir şey bilmez. Albüm içinde ki bir kaç parça haricinde.
'Trespass' albümünde davulcu olarak Phil Collins yok. Yine aynı şekilde Steve Hackett da yok. Onların yerlerine gitar'da Anthony Philips ve davul'da Genesis'in sadece tek albümünde John Mayhew var. Kötü değiller, tam tersine her ikisi de albümün müzikal yapısının oluşmasında çok etkililer ancak o Genesis'in efsanevi albümlerinde imzaları yok. 'Trespass' albümünden sonra gitarist Anthony Philips kendi solo albümlerini yapmaya başlıyor. Yine aynı şekilde 'Trespass' albümüne benzer müzikal anlayışla albümlerini yapıyor.
Albüm aslında fazlasıyla güzel ancak dediğim gibi efsane olduğu dönemlerde ki Genesis müziğinden bir hayli farklı. Eğer Genesis değilde, senfonik progresif rock dinlemek istiyorum derseniz kesinlikle önerilir. Örnek olarak ben senfonik progresif'e örnek liste oluştursam Genesis'ten bir kaç albüm alırım. 'Trespass' albümünü bu listeye koymam. Kötü olduğu için değil, tam tersine Genesis'in çok daha iyi albümleri olduğu için.
'The Knife' albümün dışına taşmış bir parça. 10 yıllar sonra bile Genesis konserlerinde çalınan hatta istek alınan bir parça. Albüm bana sıkıcı geldiği gibi size de sıkıca gelirse 'The Knife' sizi açacaktır. Parçayı besteleyenler olmamasına rağmen Genesis'in yeni kadrosu tarafından çalınacaktır. Sürekli bir alçalan bir yükselen temposu ve Anthony Philips'in saykodelik vari kısa kısa gitar soloları parçanın temelini oluştururken diğer taraftan Tony Banks'in melletron ile kozmik sesler (atmosferik) çıkarıyor oluşu ve son olarak Peter Gabriel'in flüt'ü derinlerden üflemesi bile parçanın mükemmeliğini anlatamıyor.
Bir diğer akılda kalıcı parçası 'White Mountain'. Anthony Philips ve Michael Rutherford'un 12 telli gitarlarıyla dinleyeni masallar diyarına götürüyor. Peter Gabriel'in flüt'ü masal diyarında size yön bile verir, yürürken. Tony Banks ise melletron başında belki de albümde ki en iyi çıkarıyor.
'White Mountain' parçası önderliğinde 'Trespass' albümü daha sonraları bir çok progresif rock grubuna ilham kaynağı olmuştur.
Albümde ki diğer parçalar da güzeldir. Güzeldir güzel olmasına ama ne 'The Knife', ne de 'White Mountain' kadar akılda kalıcı değildir. 'White Mountain' parçası hakkında yazarken dediğim gibi, diğer parçalar akılda kalıcı olmasa bile bir çok progresif rock grubuna ilham olan parçalar arasındadır. O yüzden diğer parçalara haksızlık etmemek gerek.
Genel olarak Genesis grubu tartışmaları Peter Gabriel ve Phil Collins üzerinden yapılır. Tartışanlar ise genel olarak vokallere odaklanıyorlar, nedendir bilemedim. Ben ise Genesis müziğini 3 döneme ayırırım. Steve Hackett'ın gruba katılmadığı dönem ''Trespass' albümü de bu dönemde', Steve Hackett'lı dönem ve 1976'da ayrıldıktan sonraki dönem.
Son olarak 'Trespass', muhteşem bir Genesis albümü değildir. Ancak muhteşem bir senfonik progresif rock albümüdür. Ben listeye almasam bile dinleyen bir çok kişinin listesine alacağından eminim. 'Trespass' albümünü Genesis albümüdür diye değil, çok güzel bir senfonik progresif rock albümüdür diye dinleyin.
1. Looking For Someone (7.06)
2. White Mountain (6.42)
3. Visions of Angels (6.50)
4. Stagnation (8.48)
5. Dusk (4.13)
6. The Knife (8.56)
Süre : 42.44
Peter Gabriel / Vokal, Flüt, Akordion, Tamborin, Bas Davul
Anthony Philips / Akustik 12 Telli Gitar, Elektrik Gitar, Dulcimer, Geri Vokal
Tony Banks / Org, Piyano, Melletron, Gitar, Geri Vokal
Michael Rutherford / Bas Gitar, Akustik 12 Telli Gitar, Çello, Geri Vokal
John Mayhew / Davul, Perküsyon, Geri Vokal
30 Mayıs 2016 Pazartesi
Genesis - Foxtrot 1972
Senfonik Progresif Rock
Progresif rock’a başlamak için bilinmesi gereken albümler vardır. Genesis grubunun da bazı albümleri bilinmesi gereken albümlerden bir tanesidir. ‘Foxtrot’ albümü Genesis’in bilinmesi gereken albümlerin başında gelir.

Genesis grubunun vokalisti Peter Gabriel; sadece rock müziğin değil, modern müziğin en ciddi isimlerinden birisidir. 80’li yıllarda ki ‘Biko’ Peter Gabriel’in en bilindik şarkılarından birisidir. Aynı zamanda bir çok müzik albümünün prodüktörlüğünü de üstlenmiştir. Hala da üstlenmektedir.
Phil Collins’le karşılaştırılmasından yana değilim. Hiç bir zamanda olmadım. Phil Collins başlı başına çok iyi bir davulcudur. 80’ler Genesis müziğinin yaratıcılarındandır. 80’li yıllarda ki bir çok neoprog gruplarından çok daha kaliteli albümleri vardır.
Genesis grubunda beğendiğim isimlerin başında Peter Gabriel yada Phil Collins gelmez. Genesis müziğini ortaya çıkaranlar, yaratanlar; Steve Hackett ve Tony Banks’tir. En çok bilinen parçası ‘Firth to Fifth’ Peter Gabriel’in karşı çıkmasına karşı Tony Banks ve Steve Hackett işbirliğiyle ortaya çıkmıştır. Ki Tony Banks progresif rock’ın ilk beş’ine girecek olan klavyecilerindendir. Steve Hackett ise gitarıyla, benim için en iyi 3 gitaristten birisidir. Diğer ikisi YES’ten Steve Howe King Crimson’dan Robert Fripp.

Foxtrot.
Foxtrot albümü progresif rock’ın temel albümlerinden birisi. Genesis müziğinde siyaset, tarih, din, fantasya, bilim kurgu, felsefe, mitoloji içiçedir. Genesis müziğinde bir bakarsınız, tarih öncesi anlatılırken bir bakarsınız yıldızlar arası yolculuk yapıyorsunuz.
‘Watcher of the Skies’. Sümerlerde ki gözcüleri bilirmisiniz. Sümer tabletlerinde de yazılıdır, o gözcüler. Günümüzün bazı ufo’cuları onların uzaydan gelen kertenkele ırkları olduğunu varsayar. Hatta Sümerlerde ki, bu gözcüler, ortadoğu’dan çıkma dinler de kendilerine melekler adıyla yer bulurlar. Peter Gabriel’de Genesis grubuyla bu parça’da hem insanların, hem de kertenkelelerin yargılanacağını bildirir.
For now the lizard's shed it's tail
This is the end of man's union with Earth.
‘Watcher of the Skies’ müziği ise tabii ki Tony Banks’in kilise havası barındıran org’uyla başlar. Phil Collins’in davulda ki yaratıcılığı Bas ve gitarın Tony Banks’a eşlik etmesiyle, senfonik progresif rock’ın en ağır parçalarından biri çıkar ortaya. Parçanın son 2 dakikası senfonik progresif rock marşıdır,benim için.
‘Time Table’, yine Tony Banks’in naïf, rahatlatıcı ve iç gıdıklayıcı piyanosuyla başlar. ‘Time Table’ parçasının giriş kısmı daha sonra yapılacak bir çok rock parçasına temel olan parçalardan birisidir. Masa saati bir hikaye anlatır. Eskiden insanların iyiyi kötüyü ayırtedebilmek için kavga ettiğini,şimdi ise uzay ve zamandan bakınca bütün bunların ne kadar da anlamsız olduklarını anlatır. Müzikal açıdan ‘Time Table’ Tony Banks harikasıdır.
‘Get 'em out by Friday’ parçasında Steve Hackett’ın 1975 sonrası yapacağı eklektik ve senfonik bütün albümlerin prototipini görüyorum. Steve Hackket, Genesis grubunun en üretken üyesidir. 40 yılda 40’ın üzerinde albüme imza atmıştır. Sadece progresif rock müziğinde değil, rock müziğinin de en üretici, yaratıcı gitaristlerinin başında gelir.
‘Get 'em out by Friday’; George Orwell’ın 1984 kitabını hatırlatır. Zamanın birinde (içinde) cuma günü işçi çıkartmaları yapılır. Bütün işçi çıkartmalarının bir mazereti vardır.
Cash, Cash, Cash….
‘Get 'em out by Friday’ bir çok pasajdan oluşur. Bu pasajların birinde insanlık için, insanlığın geleceği ve yükselişi için insanlara genetik kontrolü yapılmaktadır.
‘Get 'em out by Friday’ bir zamanın kesitini anlatmaz. Bir çok zaman kesitinden pasajlar, bölümler vardır. Eğer anlamaya çalışacaksanız, bu şekilde aklınızda kalsın.
‘Can-Utility and the Coastliners’ 1972 yılının İtalyan progresif rock devleri PFM,Banco gibi progresif rock gruplarını etkileyen parçalardan birisi. 1972 yılında ki Steve hackett’ın gitarı italyan devleri PFM ve Banco gruplarını hatırlatmadı dersem, yalan söylemiş olurum. Progresif Rock’ın altın çağının başladığı bir dönemde Genesis gibi bir grubun da, bunda payının olmadığını söylemem, kişiliğime oturmaz. Tony Banks’in klavyesi ve Steve Hackett’in gitarı ‘Can-Utility and the Coastliners’ parçasını alıp götürüyor.
Hani ortalıkta YES dersem kesinlikle Genesis’te derim. Yada Genesis dersem devamında kesinlikle YES derim.
‘Horizons’ Ufuklar; parçası da bana her zaman YES’in 72-73 yıllarında ürettikleri müzikleri hatırlatır. Tabii ki Steve Howe. Ne Genesis’i, ne de YES’i ayırtedemem.
‘Horizons’ parçası ‘Supper's Ready’ parçasının ön bölümü gibidir. Tabii ki 1972 yılında ki gitarist Steve Hackett olduğunu unutmamak gerekiyor.
‘Supper's Ready’ gibi bir parçayı dinlememiş olan, yada haberi dahi olmayan insanların progresif rock üzerine konuşmalarından hoşlanmam. Bu konuda konuşanlarla kurduğum iletişimde fazlasıyla ukalayımdır.
Nasıl ki, Pink Flody’un Türk’ünden, Arab’ından, Afrika’lısından, Alman’ından tutun herşeyi varsa, Genesis grubunun da Supper's Ready’leri vardır. Genesis ‘Foxtrot’ albümüyle progresif rock’ın en iyi albümlerine imza atmamışlardır. Genesis zamanın ötesine geçmiş gruplardan birisidir. Her zaman karşınıza çıkacak olan Genesis temelli müzik, işte Peter Gabriel’li dönemin Genesis müziğidir. Tabii ki; ne Mike Rutherford’u, ne Phil Collins’i, ne Tony Banks’I, ne de Steve Hackett’i unutuyoruz. Peter Gabriel’I yazmıyorum.
Genesis ‘Foxtrot’ albümüyle rock müziğin geleceğini belirleyen bir gruptur. Genesis 21. Yüzyılın değil, 22. Yüzyılın gruplarından birisidir.
‘Supper's Ready’ gibi bir progresif rock destanı’nı size anlatacak değilim. Oturup, dinleyin.
Sürekli öne çıkardığım müzisyenler var, bunların arasında Mike Rutherford ismi yok. Bu albümde olduğu gibi bir çok albümde YES’in Chris Sguire’ bas gitaristi gibi parçanın ortasında çoşan bir bas gitarı var. Mike Rutherford. Peter Gabriel ve Steve Hackett’ın gruptan ayrılması sonrası grubu bırakmayan, ve bence progresif rock’ın en iyi bas gitaristlerinden birisi olan, Mike Rutherford gibi bir ismi anmamak, aptallıktır.
‘Supper's Ready’ parçasını anlatmıyorum. Oturup, dinleyin. Genesis’in değil, progresif rock’ın temel parçalarından birini anlatmak, bana düşmez. Genesis ile öğreneceğiniz herhangi bir şey, siz Ay’a dahi uçurmayacak belki ama, biz buradayız
1. Watcher of the Skies (7:19)
2. Time Table (4:40)
3. Get 'em out by Friday (8:35)
4. Can-Utility and the Coastliners (5:43)
5. Horizons (1:38)
6. Supper's Ready (22:58)
- a. Lover's Leap
- b. The Guaranteed Eternal Sanctuary Man
- c. Ikhnaton and Itsacon and Their Band of Merry Men
- d. How Dare I Be So Beautiful?
- e. Willow Farm
- f. Apocalypse in 9/8 (featuring the delicious talents of Gabble Ratchet)
- g. As Sure as Eggs is Eggs (Aching Men's Feet)
- Peter Gabriel / Vokal, Flüt, oboe, Tamborin, Bas Davul
- Steve Hackett / Gitar (Elektrik, 6- & 12-Telli Akustik)
- Tony Banks / Org, Mellotron MkII, Piyano & elektrik Piyano, 12 Telli Gitar, Geri Vokal
- Mike Rutherford / Bas Gitar, Bas Pedal, 12 Telli Gitar, Çello, Geri Vokal
- Phil Collins / Davul, Perküsyon, Geri Vokal
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


