Bu Blogda Ara

2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2016 Perşembe

David Gilmour - Rattle That Lock 2015



David Gilmour gibi rock müziğin efsane olmuş isimlerinden birisinin albümü eleştirilmez. Hele ki 72 yaşına gelipte hala rock müziğin kalitelisini ortaya çıkarabiliyorsa. David Gilmour’un bu saatten eleştiriye tutulması taraftarı değilim.

Hoş, eleştirmeye kalksam ne diyeceğim ki?

Çıkıp gelmiş olsa; ‘Sen de kimsin’ dese ne diyeceğim?

Hiç.

David Gilmour kendisine has müzik anlayışıyla sadece övülmeye hakeder. Benimde yapabileceğim tek şey bu.

1984 yılında Roger Waters’ın grubu dağıttığında, tek başına grubun diğer üyeleriyle Pink Floyd’u devam ettirmiş olan David Gilmour, iki yıl önce 2014’de Pink Floyd’un son albümünü yayımladı. Çok geçmeden de, bir yıl sonra da, ‘Rattle That Lock’ albümünü.

'Rattle That Lock’

David Gilmour’un son albümü (en azından şimdilik) ‘Rattle That Lock’ albümünde Pink Floyd müzikalitesini aramayın. Ama dinlediğiniz zamanda Pink Floyd müziğini duyarsanız şaşırmayın da. Ayrıca sakın ola Pink Floyd ile David Gilmour’u birbirine benzetmeye çalışmayın. Pink Floyd grup olarak kollektif bir işti. David Gilmour kendi müzikal yeteneğini konuşturmuş albümde.

Pink Floyd yada David Gilmour progresif rock’mı yapmıştır, sorusunun cevabı yoktur. Progresif rock yapmış olsalar  yada yapmamış olsalar Pink Floyd müziğinde ne değişir?, hiç birşey değişmez. Pink Floyd ve bütün üyelerinin solo albümleriyle rock müziğin efsane olmuş albümlerine imza atmışlardır. O yüzden Pink Floyd grubunun müziğine ve üyelerinin solo albümleri için her zaman Pink Floyd müziği derim. Pink Floyd diye bir kategori açılsa, yeridir.

‘5 A.M.’ güne başlamak için sabahın beşinde dinlenilebilecek bir parça değil.
‘Rattle That Lock’ tam bir disko blues parça. 69 yaşında ki David Gilmour 30’luk rock vokalleri gibi. Parçada ki blues gitar sololarına diyebileceğim bir şey yok. Albüme de ismini vermiş, dinleniyor da. Biraz salon müziği gibi kaçmış. Bence albüm ismine yakışmamış bu parça. Böyle bir albüm için ‘Faces of Stone’ parçasını tercih ederdim.

‘Faces of Stone’ Phil Manzanera’nın postrockvari piyano dokunuşlarıyla başlıyor. Günümüz progresif rock müzik türü için, tadına varılamaz. David Gilmour’un akustik gitarı ve bayram müziği tınıları, albüme hakim olan kaotik müzikal atmosferden bir an olsun çıkarır gibi oluyor. Heveslenmeye  gerek duymuyoruz. David Gilmour’un acıklı (blues)gitar solosu parçayı bitiriyor.

‘A Boat Lies Waiting’ parçası David Gilmour’un eşi tarafından Rick Wright’ın ölümden esinlenilerek yazılmış. Dramatik olduğu kadar,  Pink Floyd müziği benzeri bir parça., Giriş kısmında bir postrockvari piyano dokunuşları ve David Gilmour’un gitarıyla başlıyor.
Geceleri hiç gökyüzüne bakıp, yıldızları saydınız mı yada gökyüzünde ki bulutlara anlamlar yüklemeye çalıştınız mı ?.

 ‘A Boat Lies Waiting’ parçası bana bunu hissettiriyor her dinleyişimde. Rick Wright aramızdan ayrıldı belki ama yukarıdan bir yerlerden bize izliyor.

‘Dancing Right In Front of Me’ yavaş yavaş ilerleyen sakin bir başka blues parçası. Koro araya girdiğinde patlayıp hızlanacak gibiyken müzik yine sakinleşiyor. Parçanın orta yerinde kısa ama tatlı bir gitar solosuna caz piyanosu eşlik ediyor. Sakin başlayıp devam ettiği gibi sakin bir şekilde bitiyor.

‘In Any Tongue’, parçaya ıslıkla başlıyorsunuz, ağır aksak ilerleyen davul ve piyano’ya koronun eşlik etmesi, Pink Floyd’un ‘Division Bell’ müzikalitesini yansıtıyor.  Parçanın sonunda güzel bir David Gilmour gitar solosu var.

‘Beauty’, metalik sesler, elektronik müzikal atmosfer ve piyano iyi bir parçanın habercisi gibi. Phil Manzarena piyano’da gerçekten çok iyi. David Gilmour kesik kesik blues gitar solosuyla parçaya daha da derinlik katmış.  Albümde sevdiğim ikinci parça. Elektronik seslerin yoğunluğu, David Gilmour’un ağlamaklı gitarı parça hızlandığında bile bitmiyor.  Eğer bu parçayı şimdi değilde 70’li yıllarda yapmış olsaydı, 4 küsür dakikalık parça solo kısımlarıyla birlikte 10 dakikayı rahatlıkla geçerdi.

‘The Girl in the Yellow Dress’ oda caz müziği. David Gilmour gitar çalıp, söylediği kadar da bu parçada saksafon’da çalıyor. Parça sözün tam anlamıyla bir oda caz parçası.

‘Today’ yarı pagan, yarı kilise (kuzey avrupa) ilahisi gibi bir koroyla başlıyor. Giriş kısmı çok kısa sürmesine rağmen etkileyiciliği çok yüksek. David Gilmour eskileri hatırlamış olacak ki, ritmik gitarıyla hem kendi müziğini, hem de Pink Floyd müziğine neler kattığını belli ediyor. Albümde en sevdiğim ve defalarca dinlediğim tek parça. Aslında David Gilmour’un ‘Murder’ parçası kıvamında. Harika bir solo kısmı var.

‘And Then...’ albümde ki en dramatik parça olmuş. Albüme hakim olan karanlık kasvetli hava son parça olan ’And Then…’ tamamen vücut bulmuş gibi sanki. Moralinizi bozmak istiyorsanız ‘And Then...’ gibi bir parçayı dinleyin.

Bir gün facebook’ta Norveçli bir arkadaş şöyle demişti, ‘Hızlı gitar çalmak daha iyi guitarist anlamına gelmiyor, yavaş çalmak ise her zaman yetenek ister’. David Gilmour için değildi söylediği, Camel grubunun gitaristi Andy Latimer içindi. Aynı dönemden çıkma iki gitarist, her ikiside gitarı yavaş çaldılar. Kimi zaman duygusaldı, kimi zamanda depresif.

Umarım albüm David Gilmour’un son albümü olmaz. Gerçeği son albümüm gibi birşey de söylemedi, Pink Floyd’un son albümü gibi. Daha çok dinlememiz gerek, David Gilmour gibi bir müzisyenin yeni parçalarını.

1. 5 A.M. (3:07)
2. Rattle That Lock (4:57)
3. Faces of Stone (5:34)
4. A Boat Lies Waiting (4:36)
5. Dancing Right In Front of Me (6:13)
6. In Any Tongue (6:48)
7. Beauty (4:30)
8. The Girl in the Yellow Dress (5:27)
9. Today (5:57)
10. And Then... (4:32)
Süre :  51:44
- David Gilmour / Elektrik & Akustik Gitar, Bas Gitar, Perküsyon, Piyano, Hammond org, Elektrik Piyano, Saksafon, Vokal, Cümbüş, Mızıka
- Guy Pratt / Bas Gitar
- Phil Manzanera (Roxy Music)/ Piyano, Klavye
- Polly Samson / Piyano, Vokal
- Steve DiStanislao / Davul
- Mica Paris / Vokal
- Louise Marshall and The Liberty Choir / Vokal
Konuk Müzisyenler
- Robert Wyatt (Soft Machine) / Kornet (The Girl in the Yellow Dress)
- David Crosby ve Graham Nash / Vokal (A Boat Lies Waiting)
*****
- Dave Stansbie / Kapak resmi 


8 Haziran 2016 Çarşamba

İhtiyaç Molası - Kapılar 2015


Türk Progresif Rock

Çanakkale’li grup İhtiyaç Molası uzun bir süre (10 yıl) sonra çıkardığı ‘Kapılar’ ile günümüzde Türk müziğiyle nasıl progresif rock yapılırın adını koymuşlar. Kendilerininde dediği gibi artık olgunluk dönemindeler. Geçen yıl çıkarmış oldukları ‘Kapılar’ albümleri de ne kadar olgunlaştıklarını gösteriyor.

Daha önceki albümlerini de severek dinlemiştim. Ara sıra yine açar dinlerim. ‘Kapılar’ albümünü ise bulduğumdan beri dinliyorum. Özellikle enstrümental parçaları.

Kompliman parçası minimalist piyanosu ve yer yer efe müziğini andıran aksak ritimleriyle Eflatun ile favori iki parçamdan biri. Eflatun, girişindeki korosu ile hardrockvari gibi gözükse de devamında ki piyano 80’li yılların Esin Engin, Fahir Atakoğlu gibi isimlerin müzikal yapısını andırıyor.  Son kısmında ise gitar ve keman, efe müziğinin yerellikten çıkarıp rock haline sokmuş.

Albümde ki ‘Çengi’ parçası hariç hepsi yeni parçalar. Ancak stüdyo kayıtları öncesi grubun verdiği konserlerinde çalınan parçalar. Konserlerini takip edenlerin hepsini bildiği parçalar.

‘Of’ parçası grup üyelerinden Tolga Çebi tarafından Kemal Tahir’in Tersine Dünya tiyatro oyunu için bestelenmiş. Hani erkeklerin kadın, kadınların erkek durumunda olduğu oyun. 90’lar da filmi yapılmıştı. Hem MFÖ müziği havası hem de sözleri ile kendine eşlik ettirdiği gibi, eğlendiriyor da
.
‘Kapasite’ günümüz Türkiye’sinin durumunu çok güzel anlatıyor. Hani o yeni Türkiye!...
Yeni Türkiye’nin kapasitesi..

Devlet, rüşvet
kapasite işte bu...
Basın, alet
kapasite işte bu...

‘Topla Kendini’ parçasının sadece girişi bile yeter sevmek için bu parçayı.  Trevor Rabin’li YES döneminden bir parça gibi geliyor bana her dinlediğimde. Gitar solosu Trevor Rabin soloları gibi gaz verici. ‘Topla Kendini’ albümde ki ‘Gafil’, ‘Ölmüş’ ve ‘Bir Gül Yeter’ parçalar gibi rakıyla eşlik edilecek türden. Tabii ben birayı tercih ederim. İnsanların tercihlerine karışamam.

Biranızı, rakınızı İhtiyaç Molası’nın ‘Kapılar’ albümüyle tüketin.

‘Kapılar’ albüme ismini veren parça. Parçanın sonunda ki keman solosu ile bunu hakediyor. Albümde ki en iyi solo.

Cenneti gördüğünü sandığın anda,
Kapılar kapandı bir andaaaa.

‘Bloody’, ingilizce parça gitarist Taner Sarf’a ait. ‘Bloody’ içinde bulundurduğu biraz vahşi batı müziği, biraz 60’ların beat müziği ile bence albüme renk katmış.

‘Çengi’, sadece İhtiyaç Molası’nın değil, Türk rock müziğinin en orijinal parçalarından. Grup üyeleri  de 2015 sonrası gençliği için eski ve önemli bir parça olan ‘Çengi’’yi tekrar yorumlayıp  albümlerine almışlar. Darbuka’yı da eksik etmemişler. Parça da Tolga Çebi kemanıyla 72'nin Curved Air’inin kemancısı Eddie Jobson performansını hatırlatır. Harika bir keman solo.

Albüm grup tarafından aslında daha önce çıkartılması planlanıyormuş. Ülkede ki telaşın, kargaşanın bitmesini beklerken daha fazla dayanamayıp 2015 yılında çıkarabilmişler.

Ülkede ki duruma göre hareket edersek daha çok eksik kalırız böyle güzel müziklerden. Sonra ki albümlerini de umarım ülkenin durumuna göre beklemeye kalkmazlar. Elimizde zaten 3-5 grubumuz var.

1. Kapılar (4.10)
2. Eflatun (4.21)
3. Topla Kendini (3.10)
4. Of (4.20)
5. Gafil (2.58)
6. Kompliman (3.58)
7. Kapasite (5.03)
8. Bloody (3.24)
9. Bir Gül Yeter (5.34)
10. Ölmüş (4.17)
11. Çengi (4.32)

Taner Sarf - Gitar, Vokal
Tolga Çebi - Keman, Keyboard, Vokal
Sinan Gürsoy – Bas Gitar, Vokal
Murat Güllü - Davul, Vokal

Konuk Müzisyen.
Meriç Demirkol - Saksafon

Cem Ömeroğlu (Nekropsi) - Kayıt ve Miksler



24 Nisan 2016 Pazar

Komara - Komara 2015

Albümü dinlemeye başlamadan önce bir ayağa kalkın.

Bir dakikalık saygı duruşunda bulunun.

Çünkü geçtiğimiz yıl çıkan en iyi albümlerden birisidir.

Albümü bir ay önce dinlemeye başladım. Ve en az 10 kez bütünüyle dinlemişimdir. 90’lı yılların King Crimson albümleri gibi. İlk dinlediğim anda arkadaşa dedim. King Crimson, V.D.G.G. tarzı müzik var yapıyor bu grup. 10 üzerinden 10 yıldızlık albüm, yani. King Crimson’a benzetmem de boşuna değilmiş. Eski King Crimson üyesinin grubu.

90’lı ve 2000’li yılların King Crimson grubundan Pat Mastelotto’nun grubuymuş. Pat Mastelotto; King Crimson grubunun 90’lı ve 2000’li yıllarda davulculuğunu üstlenmiştir, Bill Bruford yerine.

Grubun diğer iki üyesini yeni öğrenmiş olmama rağmen, albümü tekrar tekrar dinledikçe her iki üye’ye de hayranlığım katlanarak arttı.

David Kollar; Slovak gitarist.

Paolo Raineri; İtalyan Trompetçi.

Benim progresif rock’ın en sevdiğim iki türünden birisidir, Eklektik Progresif Rock (Bir diğeri Senfonik Progresif Rock). İçinden ne çıkacağı belli olmaz bu tür müziğin. Sürpriz yumurta gibi. Kötüsü de denk gelebilir. Ama iyi bir albüm çıkarsa karşınıza  tadından yenmez.

Kamoro grubu, Eylül 2014 yılında kurulmuş. 2015 yılının ilkbaraharında satışa çıkmış.
Albümün tamamına hakim olarak Trompet’in sesini duyabilirsiniz. Ancak biraz daha dikkatli dinlemeye dikkat edin, hem davulun nasıl kulak tırmalayıcı olduğunu, hem de David Kollar’ın gitarının nasıl doğu (Türk,Fars, Hint, Arap) ezgilerini çıkardığını anlarsınız. Adam gitar ile Sitar sesi çıkartmış.

She Sat in Black Silt; tek kelime, harika bir parça…

Açılış parçası (İntro) son dönemin en iyi açılış parçalarından birisi. Dinlerken o-ha dedirtiyor.
(İç  Ses) Neredeydiniz lan  siz.

Albümü ilk dinlerken ‘Ufuk Ötesi’ adlı bilim kurgu filmi geldi aklıma.

Ne alaka!

Kamoro’nun yaptığı albüm tam da bilim kurgu filmleri müzikleri gibi.

Albüm boyunca Jazz, Avandgarde, Blues, Rock,  Zeuhl, Deneysel (Experimental), Doğu Halk Ezgileri, Endüstriyel ne ararsanız var. Yalnız şu Endüstriyel Müzik tanımını bir türlü anlayıp, benimseyemedim. Makina sesleri çıkartınca Endüstriyel Müzik mi oluyor şimdi. Bu bildiğin elektronik ağırlıklı müzik.
Dinleyin bu albümü, yetmedi arkadaşlarınıza da son dönemin progresif rock albümlerine örnek olarak gösterin.

Grup Üyeleri.

David Kollar - Gitar, Bas
Pat Mastelotto (King Crimson) – Akustik ve Elektrik Davul ve Perküsyon
Paolo Raineri - Trompet, Vokal
Leashya Munyon ve Bill Munyon -  Vokaller

1. Dirty Smelly (4:12)
2. 37 Forms (8:11)
3. A Collision of Fingerprints (5:03)
4. She Sat in Black Silt (5:13)
5. 2CFAC (3:33)
6. Pasquinade (6:11)
7. Abraso (0:17)
8. God Has Left This Place (5:34)
9. Afterbirth (6:44)
10. Inciting Incidents (1:17)




Not : Albümü dinlerken bira için, tamam, ama biranın yanında fıstık yemeyin fazla, sonra benim gibi midenizden gelen sesleri dinlemek zorunda kalırsınız.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Edgar Froese 2015

Sürrealizm bize ne anlatıyor. Gerçeküstücülük.  Rüyalarımızda beliren nesnelerin yada varlıkların aslında neyi anlattığınımı anlatıyor. Yada görmek istediklerimizimi anlatıyor. Aslında her ikisini de anlatıyor. Gerçeküstücülüğün kurucusu Salvador Dali iken bunun müzikteki yansıması, temsilcisi Edgar Froese’dir.