24 Mayıs 2017 Çarşamba

Best Prog Rock Albums of The 2000s

2000-2010 arası yeni dönem ve eski dönem progresif rock gruplarından ilk aklıma gelenlerinden en beğendiğim albümleri sıraladım. Sıralamayı da en iyiler olarak değil, kendi zevkime göre yaptım.

Yaptığım liste en iyi albümler diye herhangi bir yerde yayınlanmadı yada oylanmadı. Tamamen son 10 yılda dinlediğim kolay kolay unutamadığım albümlerin listesi.

Magma - K.A. 2004


Gargantua - Kotegarda 2007


Senogul – Senogul 2007


Planet X – Quantum 2007


The Future Kings Of England – The Fate Of Old Mother Orvis 2007


Metamorfosi - Paradiso 2004


Wobbler – Afterglow 2009


Izz – My River Flows 2005


Wolf People – Steeple 2010 


Gargamel – Descending 2009


Birds and Buildings - Birds and Buildings 2008


Diagonal - Diagonal 2008


Goodspeed! You Black Emperor – Lift Your Skinny Like Antennas To Heaven 2000


Finisterre – La Meccanica Naturale 2004

23 Mayıs 2017 Salı

Amon Düül - Paradieswarst Düül 1970


1968 yılında bir alman öğrenci komunünün adıydı, Amon Düül. Kalabalıklardı; bir müzik grubu için fazlaydılar. Çok kalabalık olmalarından dolayı mıdır bilmem, aynı yıl Amon Düül komunünden bazıları ayrılıp, Amon Düül II adlı krautrock'ın efsanelerinden biri oldular. Amon Düül komününde kalanlar da bir grup haline gelip rock albümleri çıkardılar ancak Amon Düül II kadar uzun süreli olmadı müzik hayatlarını.

Amon Düül, Amon Düül II'ye göre yaptıkları müzik farklıydı. Saykodelik rock'ı daha fazla ön plana çıkardılar. Diğer gruba göre çok daha deneyseldi. Çıkardıkları ilk iki albüm, kayıtların kötü olmasının da sebebiyle pek sevilmedi. Üçüncü albümde ise hem kayıtların iyi olması hem de müzikte biraz daha olgunlaşmasının da katkısıyla güzel bir albüm ortaya çıktı.

Amon Düül grubunun tek sevdiğim albümü bu oldu şimdiye kadar. Hala daha arasıra açar, dinlerim,  her dinleyişimde de rahatlatır. Hemen hemen benzer müzik yaptıkları dönemin önemli saykodelik rock gruplarından Velvet Undergrand yada Pink Floyd yerine Amon Düül'ün bu albümlerini kolaylıkla tercih ederim.

Albüm baştan sona folk ve saykodelik rock'ın içiçe geçişiyle dolu. İçilen esrar'ın da etkisiyle ortaya minimalist, avantgard, folkik ve saykodelik yapıda, benim için mükemmel bir albüm ortaya çıkıyor.  

Daha ilk açılışında ki 17 dakikalık 'Love is Peace' parçasında içtiğiniz biranın yanına meze oluyor. Minimal piyano'nun, folkvari akustik gitarları ve ilginç vokalleriyle dumanlı, yarı karanlık bir oda'da bütün damarlarına kadar işliyor müzik. 'Snow Your Thirst And Sun Your Open Mouth' parçası, biraz daha hareketli ve saykodelik yönü daha ağır basıyor. Albümü bütünüyle, ayırmadan seviyorum ama bu parçada ki bas gitar ve elektrik gitarı, diğer parçalara göre daha çok seviyorum. Bitişi ise piyano'nun tek tuşuyla, dan diye oluyor.

'Paramechanische Welt''in agresif, saykodelik bir yapısı var. Akustik gitar ile sanki blues yapmaya çalışıyorlar gibi. Müziğin altında elektrik gitar saykodelik hava yaratırken, davullar ve vokaller ile  folkik bir havayla parça, bir hayli kaotik yapıya bürünüyor. Akustik gitar ise blues yapmaya çalışır gibi bir hali var. Akustik gitarı takip etmeye çalışırken aklıma, Steve Howe'un akustik gitarıyla blues soloları çalmaya çalıştığı geliyor.

Albümün sonraki basımlarında eklenen iki parça yarattığı atmosfer ile ilk üç parçaya benzer gözüküyor olsa da, yapı olarak biraz farklı. Her iki parçanın adları da ingilizce olarak verilmiş.

'Eternal Flow'; ağır aksak ilerleyen mükemmel bir saykodelik parça. Her dinlediğimde Pink Floyd'dan 'Cymblane' parçasını dinlediğim kadar zevk alıyorum.

'Paramechanical World', yapı olarak 'Eternal Flow' benzeri, biraz daha hızlısı. Vokali ve elektrik gitarın kafa yapıcı tınıları da fazlalığını gösteriyor. 1960'ların sonu, 70'lerin başlarında en yaratıcı dönemlerini yaşayan saykodelik rock'a gösterilebilecek en güzel örneklerden.

Amon Düül, kendilerinden ayrılıp, Amon Düül II diye müzik yapan arkadaşları kadar kalıcı ve krautrock'a yön verici olmadılar. Yaptıkları müzik ile sadece kendi dönemlerinde hatırlanacaklar, bir de Amon Düül II'nin efsanesi sayesinde.

Yukarıda da belirttiğim gibi, Amon Düül'ün hatırlanacağı tek albüm olan 'Paradieswarts Düül', progresif rock'a muhteşem bir örnek değildir. Eğer benim gibi saykodelik rock'tan hoşlanmayan, evet hoşlanmayan, birisiyseniz; bu albümü seveceğinizden eminim. Klasik anlamda saykodelik yapmayan Amon Düül, bu albümüyle, 60'lar ve 70'lerin progresif rock öncesi müzik anlayışını kavrayabilmek için çok güzel bir albüm.

1. Love is Peace (17.13)
2. Snow Your Thirst And Sun Your Open Mouth (9.28)
3. Paramechanische Welt (7.38)
4. Eternal Flow (4.10)
5. Paramechanical World (5.44)

Süre : 44.13

Ella Bauer / Arp (1,4,5), Bongo (1)
Klaus (Lemur) Esser / Davul, Elektrik & Fuzz (2) Gitar, Bas gitar, Perküsyon (4,5)
Rainer (Dadam) Bauer / Vokal, Akustik Gitar(1), Elektrik Gitar(3-5), Bas Gitar (2,4,5)
Ulrich Leopold / Piyano ve Geri Vokal (1), Gitar (2-5), Bas gitar (1,4,5), Trompet ve Perküsyon (4,5)
Helge Filanda / Davul (2,4,5), Gitar (4,5)
Algelika (Noam) Filanda / Afrika davulları (2), Flüt (4,5)

Konuklar
Hansi Fischer / Flüt & Bongo (1) (Xhol grubundan)
John Weinzirl / Gitar (3) (Amon Düül II grubundan)
Chris (Shrat) Thiele / Bongo (3) (Amon Düül II grubundan)



21 Mayıs 2017 Pazar

Alamaailman Vasarat - Huuro Kolkko 2009


Alamaailman Vasarat, 2009 yılında Gargantua ile birlikte favori avantgard gruplarımdan biriydi. Her iki grup sayesinde avantgard müziğe daha fazla ilgi göstermeye ve dinlemeye başladım. Gargantua daha yavaş tempoda müziklerini yaparken Alamaailman Vasarat çoşar vaziyette, trash metal anlayışında yapıyorlardı.

18 Mayıs 2017 Perşembe

Delirium - Dolce Aqua 1971



İtalyan progresif rock'ının altın yılından bir yıl öncesi, Delirium adlı bir grup ilk albümünü yayımlar. 1971 yılının sonlarında yayımladıkları albümle, ülke çapındaki konserlere katılırlar. 1972 yılına geçildiğinde ise 'Jesahel' parçasıyla bütün ülkede bilinir hale gelirler.

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Led Zeppelin - I 1969



Rock dünyasında tüm zamanlarının ilk beşe rahatlıkla girebilecek grup, Led Zeppelin. Led Zeppelin'i bilmek için progresif rock'ı boşverin, rock dinlemeye bile gerek yok.

11 Mayıs 2017 Perşembe

Harmonium – Si on avait besoin d'une cinquième saison 1975



Harmonium, kanadalı folk müzik üzerinden progresif rock yapan gelmiş geçmiş en iyi albümlerinden birisine imza attılar. 1975 yılı çıkışlı albümü 10 yıl önce ilk dinlememden sonra bile unutabilmiş değilim.

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Jean Michel Jarre - Oxygene 1976



Oksijen günümüzde ki bütün canlılığın temel maddelerin başında geliyor. En azından canlıların büyük bir kısmı oksijene ihtiyaç duyuyor. Oksijensiz organizmalarda yok değil. Bu tür canlılar ağırlıklı olarak okyanus diblerinde yaşıyor.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Bruce Springsteen - The Wild, the Innocent & the E Street Shuffle 1973



Progresif rock'ın bir çok türü bulunuyor. Bunlar genel olarak müziğin kompozisyon yapısına bakılarak kategorilendiriliyor. Ancak bazı gruplar bu tanımlara uymasa da istisna durumlar sebebiyle progresif rock olarak değerlendiriliyor. Örnek olarak verebilceğim Wishbone Ash, Deep Purple gibi grublardır. Black Sabbath grubu da 70'lerin başlarında yaptıkları müzik progresif rock olarak değerlendiriliyor. Bir başka ilginçlikte Judas Priest'in ilk albümünün progresif rock olarak tarif edilmesi. Bu konuda haksız değiller.

2 Mayıs 2017 Salı

Kansas - Kansas 1974



Kansas, ABD'li progresif rock gruplarının en kaliteli ve yaratıcı olanlarından. Grup, içinde doğup büyüdüğü Kansas eyaletini isim olarak seçerler.

28 Nisan 2017 Cuma

Roger Waters - Radio K.A.O.S 1987



Radio K.A.O.S, 1987 yılında çıkan Roger Waters'ın 3. solo albümü. Bütün albümleri gibi bu albümü de konsept bir albüm. Billy adındaki kötürüm olmuş birisiyle Radyo DJ'i Jim arasındaki ilişkiyi anlatır.

25 Nisan 2017 Salı

Genesis - Nursery Crime 1971



Genesis'i ilk Phil Collins sayesinde duydum. O zamanlar Pink Floyd dinlediğim kadar Phil Collins de dinliyordum. Genesis'i dinlemem ise bir türlü mümkün olmadı. Bahsettiğim yıllar 1990'ların sonu, 2000'lerin başıydı. Öyle olunca Genesis bende efsanevi bir kimliğe büründü.

20 Nisan 2017 Perşembe

Allan Holdsworth'un Ölümü 2017



Return to Forever benim en sevdiğim caz füzyon gruplarının başında gelir. Bir dönem öyle çok dinliyordum ki artık Return to Forever'dan daha iyi grupların olamayacağını düşünmeye başladım. Derken günlerden bir gün Return to Forever'ın 'Romantic Warrior' albümü hakkında blog'larda yazılanları okurken karşıma Allan Holdsworth çıktı. Yazıyı yazan Allan Holdsworth'un 'Velvet Darkness' albümünün 'Romantic Worrior'dan çok daha kaliteli olduğunu söylüyordu. Tabi çok fazla meraklı olduğum için o zamanlar hemen albümü açıp dinlemiştim. Daha sonra ise aklımdan tamamen çıkıvermiş.

17 Nisan 2017 Pazartesi

Porcupine Tree - Tarquin's Seaweed Farm 1989



Yıllar yıllar önce progresif rock'ı bilerek dinlemeye başladığım ilk zamanlarda yoğun olarak 70'leri dinlerdim. Özellikle saykodelik temelli grupları ve albümleri. Pink Floyd(Pink Floyd'u progresif rock nedir bilmiyorken de dinliyordum o ayrı konu), Eloy, Amon Düül II gibi gruplar o ilk dönemimde favori gruplarımdan bir kaç tanesiydi. Yeni dönem gruplarından da dinliyordum ama 70'ler kadar değil.

14 Nisan 2017 Cuma

Maxophone - La Fabbrica Delle Nuvole 2017



Progresif rock'da, özellikle 1970'lerde çıkan albümlerde, tek yada iki albümü olan bir çok grup var. Bu gruplar genelde ya dinleyicisi az olduğu için yada müzisyenlerin özel sorunları olduğu için devam edememişlerdir. Maxophone grubu da bu gruplara örnektir.

12 Nisan 2017 Çarşamba

Van Der Graaf Generator - Aeresol Grey Machine -1969



Peter Hammill rock dünyasının en az bilinen ozanlarından. Birkaç yazı öncesinde Jethro Tull yazarken Ian Anderson içinde ozan sözünü kullanmıştım. Jethro Tull albümlerini bilenler Peter Hammill hakkında niye böyle dediğimi gayet iyi anlayacaktır.

10 Nisan 2017 Pazartesi

Premiata Forneria Marconi - L'Isola di Niente 1974



1973 yılında Le Orme 'Felona e Sorona' adlı ikiz kardeş gezegenlerin arasında ki ilişkiyi konu alan bilimkurguluk bir albüm çıkarmışşlardı. Hemen ertesi yıl da PFM'de 'L'Isola di Niente' (Hiçliğin Adası) adlı fantastik hikayesi olan bir albüm çıkardılar. Progresif rock'ın en güzel albümlerinin çıktığı yıllardan İtalya'dan iki muhteşem albüm.

7 Nisan 2017 Cuma

L'Uovo di Colombo - l'Uovo di Colombo 1973



Geçen yıl ilk yazmaya başladığımda italyanların üzerine de yazayım demiştim. Bildiğim belli başlı bütün bilinen gruplardan birer albüm yazarak buna baş ladım. Sonra bir ara 'dur bakayım bilmediğim grup var mı' diye bir araştırma yapınca önüme 'L'Uovo di Colombo'nun 1973 yılında ki tek albümü denk geldi. Hemen bulup indirdim. Akşam olunca da dinlemeye başladım.

6 Nisan 2017 Perşembe

Le Orme - Felona e Sorona 1973



Le Orme(ayak izi), italyan progresif rock'ının en çok bilinen ve önerilen üç grubundan birisi. Bu durumda 'Felona e Sorona' albümünün katkısı yadsınamayacak kadar çok.

5 Nisan 2017 Çarşamba

Tangerine Dream - Force Majeure 1979



Her ay için bloğ'umda bir tane Tangerine Dream albümüm var. Bu ay için albümüm 'Forje Majeure'. 'Cyclone' albümünün hemen ertesi yılında, 1979'da çıkan albümü. 'Cyclone' albümünde ki elektronik müzikten daha da uzaklaştıkları 'Forje Majeure'.

2 Nisan 2017 Pazar

Tai Phong - Tai Phong 1975



Progresif rock albümleri paylaşan, Avustralya'lı biri vardı. Bloğunda eski ve yeni ilginç progresif rock albümleri paylaşıp yorumlar yazardı. 2007-8'de en çok takip ettiğim blog'lardan birisiydi. Hatta bir ara messenger adresini vermişti, sohbet ederiz diye. Eklemiştim, bir hayli de konuşmuştuk. Sonrasında blog'u kapatıp başka bir blog açtı. Bir süre sonra da albüm paylaşmayı da bıraktı.

31 Mart 2017 Cuma

Banco Del Mutuo Soccorso - Banco Del Mutuo Soccorso 1972



Banco efsanesinin başladığı kendi adlarını aldıkları albüm, 'Banco del mutuo Soccorso'. 1972 yılında bir başka albüm daha çıkarmışlardı, 'Darwin'. 'Darwin' albümünü daha önce yazmıştım. İsteyen bu blog'dan arattırıp, okuyabilir.

26 Mart 2017 Pazar

Jethro Tull - Agualung 1971



Biz türk halk müziğinde önemli yer tutan kişilere bir isim takarız. Ozan. Ozan sözcüğü oz sözünden gelir. Son yıllarda iyice yayılmış olan ve insanlar tarafından öğrenilen eski türkçe harflerde de vardır bu oz. Türkçe'de bunlara harf değil, tamga deniyor. Oz sözü de 'oz' tamgasından (nazi işareti olarak aklınıza gelsin) gelir.

24 Mart 2017 Cuma

Phideaux - Fiendish 2003



Günümüz progresif rock müziği 70'ler kadar üretken değil. Progresif rock popülerleşemediği için dinleyeni de az oluyor, çalanı, beste üreteni de. O yüzden günümüz modern diye tabir edilen progresif rock gruplarını, albümlerini pirinç ayıklar gibi ayıklayarak dinliyorum.

20 Mart 2017 Pazartesi

Rick Wakeman - The Six Wives of Henry VIII 1973



Bir önceki yazımda 'Tubular Bells''in yaratıcısı, bir çok kişiye göre günümüzün müzik dehalarından biri Mike Oldfield'ın albümünü yazmıştım. Bu seferde YES'in en önemli müzisyenlerinden Rick Wakeman'ın ilk albümünü yazacağım.

18 Mart 2017 Cumartesi

Mike Oldfield - Tubular Bells - 1973




Bazı müzikler vardır zamanının ötesine geçen. Zamanın dışındadır bu tarz albümler. Hangi yılda yapıldığının da hiç bir önemi yoktur. Bu albümler genelde bir kategoriye sokulamazlar.

16 Mart 2017 Perşembe

Magma - 1001 Centigrades 1971



İlk albüm 'Kobai' sonrasında Magma grubu müzikal anlayışlarını biraz daha geliştirerek çıkıyor karşımıza. Albümün konusu ise 'Kobai'nin devamı niteliğinde.

14 Mart 2017 Salı

Kaipa - Inget Nytt Under Solen 1976



'Inget Nytt Under Solen', 1976 yılında yayınlanan Kaipa'nın ikinci albümü. İlk albümü kadar dinlememişimdir bu ikinci albümlerini.

11 Mart 2017 Cumartesi

Gevende - Kırınardı 2017



Geçen yıl bu bloğu ilk açtığımda yazarken türk gruplarını da koyuyordum ki, Türkler kolay bulsun bloğumu diye. İlk üç ay'da sanırım bir 10 türk grubunu koymuşumdur.

9 Mart 2017 Perşembe

Tangerine Dream - Cyclone 1978



Önümüzdeki ayın 22'sinde 35 yaşını doldurmuş olacağım. Yolun yarısını doldurmuş olacağım bir bakıma. Bu yaşıma kadar bir çok müzik türünden örnekler dinledim. Hiçbiri progresif rock kadar etkilememiştir.

7 Mart 2017 Salı

Erkin Koray - Elektronik Türküler 1975



Erkin Koray, ülkemizde Barış Manço ve Cem Karaca ile birlikte en çok bilinen rock müzisyenlerinden. Bu bilinmesinde en önemli etken, dönemin popüleritesinde bolca 45'lik çıkarmalarıydı.

6 Mart 2017 Pazartesi

Psychotic Waltz - Mosguito 1994



'Mosguito' albümü Psychotic Waltz'ın üçüncü ve sondan bir önceki albümü. Grubun sadece 4 albümü olmasına rağmen progresif metal dendiği zaman ilk aklıma gelen gruplardandır.

2 Mart 2017 Perşembe

Anglagard - Hybris 1992



70'lerde en yüksek kaliteye(ve popülerliğe) ulaşan progresif rock müziği hala değişmez bir şekilde favorimdir. 80'lerde ve 90'larda devam eden 70'lerin grupları olsa da, yaptıkları müziğin o eski anlayıştan çok farklı bir hal aldığı için çoğu zaman o albümleri dinlemek aklıma bile gelmez.

28 Şubat 2017 Salı

Goblin - Suspiria 1977



Suspiria, korku-gerilim sinemasının kült olmuş isimlerinden Dario Argento'nun en bilinen, en popüler olmuş filmi. Aynı ismi taşıyan 'Suspiria' adlı albüm ise Goblin tarafından film için yazılmıştır. Ki zaten Goblin grubu da albümlerini Dario Argento'nun filmleri için yazmıştır.

26 Şubat 2017 Pazar

Le Orme - Uomo di Pezza 1972



Progresif rock deyince aklıma nasıl ilk olarak King Crimson, Vdgg, YES, Genesis gibi gruplar geliyorsa, italyan progresif rock deyince aklıma ilk gelen gruplardan biri, PFM ve Banco ile birlikte Le Orme. Zaten üç grupta italyan progresif rock'ının devleri.

23 Şubat 2017 Perşembe

Triana - Sombra y Luz 1979



Flamenko rock diye bir rock türü söylenecek olursa, Triana'nın yaptığı müzik bu kategorilendirmeye ilk aday olurdu. Özellikle 70'li yıllarda çıkardıkları 3 albümle bu tanımlamayı fazlasıyla hakediyorlar. Kendim çok geç tanıdım bu grubu, kendime kızmıyorum da bu konuda çünkü benim için her zaman yeni müzikler dinlemek, büyük bir heyecan olmuştur.

21 Şubat 2017 Salı

Robert Fripp - God Save the Queen & Under Heavy Manners 1980



Robert Fripp'in 'Exposure' albümü sonrasında çıkardığı ikinci albüm 'God Save the Queen & Under Heavy Manners'. İlk albümüne göre bir hayli farklı.

İlk albümünde 75 öncesi King Crimson'ı ile 80 sonrası King Crimson arası müziğinin gelişimini duyuyordunuz. İkinci ve sonrasında çıkardığı albümlerde ise  tamamen Robert Fripp'in kendi müziğini duyuyorsunuz. Robert Fripp'in bu kendi albümlerindeki müziği King Crimson izleri taşısa da tam olarak King Crimson müziği değildir.

İkinci albüm olan 'God Save the Queen & Under Heavy Manners' King Crimson'dan uzak, elektronik müziğe, elektronik progresif rock'a yakın bir albümdür.

İlk bölüm; 'God Save the Queen' adı altında üç parçadan oluşuyor. Robert Fripp, Brain Eno ile birlikte çalışırken (1975-78) gitar tekniği denemelerini önceden kayıtederek kullanıyordu. Üç parçadan oluşan bu ilk bölümde de bunu görüyorsunuz. Dinlerken kişiye elektronik müzik gibi geliyor. Nitekim öyledir de ancak synth'in (ses düzenleyicisi) kullanılmadığını belirtmem gerekiyor.

Gitar'ı Synth'e bağlayıp, bu şekilde çalan bir çok müzisyen var. Tangerine Dream'in gitaristi Edgar Froese buna vereceğim ilk örnek. Robert Fripp ise kendi albümlerinde synth kullanmıyor. Daha önceden kaydettiği gitar üzerinde denemelerini kullanıyor. Yaptığı bu müzik çalışması ise elektronik müzik kategorisine giriyor olsa da Robert Fripp'in müziğini sadece elektronik müziğe koyamıyorum.

İkinci bölüm ise; iki parça ile 'Under Heavy Manners'. İlk bölüme göre elektronik seslerin daha az olduğu yada geri planda kaldığı bölüm. Davul ve bas gitar'ın çoştuğu, çığlık attığı parçalar, Robert Fripp'in gitarına eşlik ediyor. İlk bölüm 'Under Heavy Manners' parçası, King Crimson müziğine en yakın duran parça, özellikle 80'ler King Crimson'ına. Bas gitar, Tony Levin'in bas gitarını aratmıyor. Aynı şekilde vokalde David Bryne(Absalm El Habib), Andrew'in bir klanı gibi.

İkinci bölümün ikinci parçası 'The Zero Of The Singifed' albümde ki favori parçam. Tekrar tekrar dinlemekten sıkılmayacağım parçalardan. Bas gitar, King Crimson'ın 80'lerini hatırlatsa da, saykodelik bir havası var. King Crimson'ın 80'lerde ki gitar tekniği çalışmaları yok. 12 küsür dakika boyunca sürekli tekrarlanarak saykodelik bir hava veren parçayı dinlemekten asla sıkılmam.

Robert Fripp'in kendine has gitar tekniği, çalışı onu her zaman farklı bir yere koymama sebep olmuştur. Çok iyi gitarist olmasından dolayı değil, çok farklı müzik anlayışına sahip olmasından dolayı, bir önceki yazımda ki Robert Fripp albümünde ve diğer bazı yazılarımda da belirttiğim, severek dinlediğim en iyi üç gitaristten birisidir. Diğer ikisi de, YES'den Steve Howe ve Genesis'den Steve Hackett. Bu üç gitaristi belirtmekten asla sıkılmam.

Robert Fripp'in bu albümü progresif rock dinleyicileri için örnek bir albüm değil. Daha çok King Crimson ve Robert Fripp hayranlarının önemseyebileceği bir albüm, benim gibi. Eğer progresif rock örneği diye bu albümü dinlemeye kalkarsanız, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. O yüzden King Crimson müziği hakkında bir fikriniz oluşmadan Robert Fripp'in albümlerinden uzak durun, derim.

Ama, eğer Robert Fripp hayranıysanız, 'God Save the Queen & Under Heavy Manners', ezbere bilmeniz gereken bir albüm.

'God Save the Queen'
1. Red Two Scorer (6.54)
2. God Save the Queen (9.50)
3. 1983 (13.20)
'Under Heavy Manners'
4. Under Heavy Manners (5.14)
5. The Zero Of The Singifed (12.38)

Süre : 47.56

Robert Fripp / Elektrik Gitar, Kayıtedilmiş Gitar Sesleri
Buster Jones / Bas Gitar ( Under Heavy Manners ve The Zero Of The Singifed)
Paul Duskins / Davul (Under Heavy Manners ve The Zero Of The Singifed)
Absalm El Habib (AKA David Byrne) / Sesler (Under Heavy Manners)

19 Şubat 2017 Pazar

Robert Fripp - Exposure 1979



King Crimson, progresif rock'ın babasıdır. Progresif, yani ilerici rock tanımı ilk King Crimson grubu için kullanıldı. Bu yüzden progresif rock hayranları ve dinleyicileri tarafından King Crimson progresif rock'ın babası olarak bilinir.

Peki! King Crimson bir progresif rock grubumudur. Genelde öyle tarif edilir. Ben ise buna tamamen katılamam. Benim için King Crimson, bir rock projesidir. Müzikte progresif, ilerici olan ve deneyselliğe en açık müzikal oluşum. Bunda Robert Fripp'in yadsınamaz katksını gözardı edemeyiz. Robert Fripp, King Crimson progresif rock projesini günümüze kadar taşıyan tek kişi.

King Crimson için bir rock grubu değildir, dedim. Dayanağım, 70'li yıllarda ki grup elemanlarının ve müziğinin sürekli değişim geçirmesi. 80'lerde 90'larda King Crimson müziği değişim geçirse de  grup üyeleri sabittir. 70'lerde ki hava yoktur. 70'ler King Crimson'ı her zaman dinlenmesi ve progresif rock'da temel alınması gereken başı çeken bir kaç gruptan birisidir. Hatta ilk'idir.

King Crimson'ın 70'ler müziği 1975'de ki 'Red' albümüyle sona ermiştir. 1981 yılında yeni üyelerle çok farklı bir müzikal anlayışla tekrar ortaya çıkmıştır. Ancak bu 6 yıllık arada grubun devam ettiricisi Robert Fripp, boş durmamış, uzmanı olduğu gitar üzerinde yeni sesler aramış ve icar etmiştir. 1979 yılına kadar İngiliz elektronik müziğin en yaratıcılarından Brain Eno ile albümler yaparken bu gelişimi rahatlıkla görebilirsiniz. Aynı dönemde rock müzik tarihinde önemli yere sahip David Bowie ve Peter Gabriel'in albümlerinde emeği vardır.

1979 yılında çıkardığı ve tamamen kendisine özgü olan 'Exposure' albümü, bu dönemi; 1975 ile 1981 yılları arasında King Crimson müziğinin nasıl, nereden nereye evrildiğini en açık bir biçimde gösteriyor.

Robert Fripp, benim için çok önemli bir isim ve müzisyen. Rock tarihi içinde diyemiyorum çünkü benim için rock ile progresif rock çok farklı iki müzik anlayışı. Robert Fripp, progresif rock'ın dahilerinden. Aynı zamanda favori olan ilk üç gitaristimden biri. Daha önceki bazı yazılarımda da yazmıştım. Diğer ikisi ise YES grubundan Steve Howe ve Genesis'den (benim için Genesis'in kendisi) Steve Hackett. Sevdiğim gitaristler bunlardan ibaret değil elbette ama sorsalar en sevdiğin gitaristleri diye, söyleyeceğim ilk üç gitarist bunlar olurdu.

'Exposure' albümü Robert Fripp'in, dolayısıyla King Crimson'ın nasıl geliştiğini, evrimleştiğini gösteren, çok ilginç bir albüm. Albüm içinde döneminin ve rock müzik tarihinin ezbere bildiği bir kaç isim var.

Peter Gabriel, Peter Hammill, Phil Collins, Brain Eno, Daryl Hall, bunlardan bazıları. Hepsini ayrı ayrı severim ama Peter Hammill'in yeri bende çok ayrı. 70'lerin başlarında ki VDGG (Peter Hammill) albümlerine konuk müzisyen olarak katılan Robert Fripp'i bu albümde yalnız bırakmayan bir Peter Hammill, vokaliyle albüme en çok renk katan kişi.

Albümü nasıl dinlersiniz. Biraz zor. Çünkü dinlerken progresif rock hakkında bir fikir dahi edinemezsiniz. 'Exposure' albümü başyapıtlık bir albüm değildir ama King Crimson tarihi için önemlidir.

Progresif rock'ın babası olan grubun en önemli isminin albümü görmezden gelinemez.

Albüm toplama şarkılarla oluşturulmuş gibi duruyor. Sadece Robert Fripp'in kendi besteledikleri değil, yeniden çaldığı Peter Gabriel ve Daryl Hall'ın parçaları var. King Crimson'ın son albümü 'Red''den esinlenmeler de var, 80'lerde ki yeni King Crimson müziğinin belirtileri de var. Tabii bu arada Robert Fripp'in elektronik sesleri de.

Bir progresif rock hayranıysanız, bu albüme pek yakın durmayın. Albümden istediğinizi alamazsınız. Eğer King Crimson'ın müziğini öğrenmek, geçirdiği evrimi anlamak istiyorsanız, 75 öncesi King Crimson albümleri sonrası dinlemeniz gereken ilk albüm, 'Exposure'dur.

Robert Fripp, progresif, avant-garde müziğin en önemli uygulayıcılarından ve yaratıcılarından. Bu ilk albümde de yer verdiği bir çok rock türü de buna küçük bir örnektir. Hala favori gitaristlerimden olan Robert Fripp'in bu albümü ve parçaları, kendimi sıkılmış hissettiğim anlarda sığındığım bir liman gibi.

King Crimson'ın yaratıcısı ve günümüze taşıyıcısı, Robert Fripp'den mükemmel bir müzik şöleni, 'Exposure' albümü.

1. Preface (1.15)
2. You Burn Me Up I'm a Cigarette (2.23)
3. Breathless (4.39)
4. Disangage (2.52)
5. North Star (3.12)
6. Chicago (2.11)
7. NY3 (2.17)
8. Mary (2.10)
9. Exposure (4.26)
10. Haadan Two (1.56)
11. Urban Landscape (2.35)
12. I May Not Have Had Enough of Me But I've Had Enough of You (3.38)
13. First Inaugural Address to I.A.C.E. Sherborne House (0.04)
14. Water Music I (1.19)
15. Here Comes the Flood (3.52)
16. Water Music II (3.52)
17. Postscript (0.38)

Süre : 49.43

Robert Fripp / Elektrik Gitar

Konuklar
Barry Andrews / Klavye
Phil Collins / Davul
Brain Eno / Synth (ses düzenleyici), Sesler
Daryl Hall / Vokal
Peter Hammill / Vokal
Tony Levin / Bas Gitar
Jerry Marotta / Davul
Sid McGuinniss / Gitar
Terre Roche / Vokal
Narada Michael Walden / Davul
Joanna Wetton / Sözler
J.G. Bennett / Sesler