Bu Blogda Ara

Deluge Grander etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deluge Grander etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2019 Pazartesi

Deluge Grander - Ocenanarium 2017



2017'nin en güzel albümlerinden birisine Deluge Grander grubuna ait. 10 yıldan uzun süre önce 70'lerin mantığıyla müziğe başlayan Dan Britton öncülüğündeki grup, her albümüyle geçmişi unutmamayı, günümüzde ve gelecekte de bu müziğin devam edilebileceğini bir nevi ispat ediyor.

2001 yılında kurulan bir caz rock grubunda gitarist olarak başlayan Dan Britton, bu grupla ilk albümünü 2005 yılında çıkartır. Aynı gruptan davulcu ile birlikte Deluge Grander adlı grubu kurar ve bir yıl sonra kendi grubunun ilk albümünü çıkartır. 2 yıl sonra ise ikinci proje grubu Birds and Buildings adlı grup ile bir albüm daha çıkartır. İçinde bulunduğumuz yıla kadar da toplamda 6 albüme imza atar.

Deluge Grander, Dan Britton'un klavyler üzerindeki hakimiyeti üzerinde ortaya çıkan albümlere sahip(idi). Diğer grubunda(Birds and Buildings), enstrümanlar eşit bir şekilde paylaşılarak caz'dan folk'a, klasik müzikden avantgard'a kadar bir çok müziğin görüntüsü altında daha enerjik ve koatik müzik ortaya koyarlar.

Büyük sel anlamına gelen Deluge Grander, ilk albümüyle grup adının hakkını vermişti. Çok yoğun klavye çalışmalarına hakim olan, kullanılan klavyeler sel baskını efekti gibiydi, ilk albümdeki atmosfer 2. ve 3. albümlerinde de devam etti. Ancak benim için 2. ve 3. albümlerinde var olan yoğun klavye atmosferi ilk albümü kadar başarılı değildir. Bu albüm ise ilk 3 albümün hiçbirisine benzememektedir.

'Oceanarium' albümü, Deluge Grander projesinin devam albümü olsa da, ortaya çıkan atmosfer Birds and Buildings projesindeki atmosferle içiçe geçmiş gibidir. Albümde Birds and Buildings albümlerinde ortaya çıkardıkları atmosfer ve müziğin içine yerleştirdikleri avantgard hava, folklorik sesler ve serbest caz gibi bir şablona oturtulamayan yapılar fazlasıyla mevcuttur. O yüzden bu albüm için iki proje grubunun ortak çalışması diyebilirim.

'Oceanarium' Deluge Grander'in 2 ve 3. albümleri kadar kısa değil, tam tersine iki katı uzunluğunda. Ve albümde bulunan parçaların her biri birbirinden bağımsız ve herhangi bir şablon üzerine oturtulmamıştır. Deluge Grander projesinde kullandıkları senfonik yapı yoğun olarak varken ilaveten Birds and Buildings'de kullandıkları caz, avantgard ile müzik bambaşka yerlere gidebilmektedir.

Albüm içinde 70'lerin ağır etkisinin yanında King Crimson, Genesis, YES gibi dönemin bilinen ve müziğe yön vermiş gruplarını hissettiğiniz kadar, bilinmeyen ama yön veren grupları da görebilirsiniz. Birds and Buildings albümlerinde Magma, Soft Machine ve Univers Zero etkisi bu albümde de yer bulmuş.

'Oceanarium' klavyeler öncülüğünde senfonik bir atmoferin içine yerleştirilmiş caz, avantgard öğelerle orkestral bir atmosfere bürünüyor. 2017'nin en iyi albümü olmasa bile, Wobbler'in albümü gerçekten taklit edilemez bir düzeyde, en kaliteli albümlerinin başında geliyor.

Albümdeki favori parçalarımdan ilki; uzak doğu ezgileri, folklorik sesler, avantgard atmosferi ve Steve Howe benzeri elektrik gitarıyla 'Finding a Shipwreck in a Valley in an Ocean'. Bir diğeri; Tangerine Dream'in senfonik yapıyı kullandıkları albümlerindeki atmosfere, caz ve klasik müziğin koyulmuş haliyle 'Marooned and Torn Asunder'. Özellikle bu parçanın sonunda olan atmosfer ve  gitar solo 'Lilly on The Beach' albümünü anımsatıyor.

Ve 'The Blunt Sun and the Hardened Moon'. Zeuhl müziğin yaratıcısı Magma eğer senfonik bir albüm yapmaya çalışsaydı muhtemelen bu parçaya benzer bir albüm çıkartırlardı. Caz-füzyon, serbest caz, canterbury (caz olanı), folklorik sesler öyle güzel harmanlanmış ki müzikal zevkinizde bambaşka bir deneyim sahibi oluyorsunuz.

Popüler, bolca fanları olan gruplar kadar bilinmiyor, tanınmıyor hatta önemsenmiyor olsa da, hem 70'ler müziğini sevenler için hem de günümüz müziğinde izlerini görmek isteyenler için muhteşem bir albüm.

1. A Numbered Rat, a High Ledge, and a Maze of Horizons (11.31)
2. Drifting Inner Skyline Space (8.27)
3. The Blunt Sun and the Hardened Moon (15.25)
4. Finding a Valley in a Gray Area on a Map (3.24)
5. Finding a Shipwreck in a Valley in an Ocean (6.19)
6. Tropical Detective Squadron (14.09)
7. Marooned and Torn Asunder (8.05)
8. Water to Glass  The Ultimate Solution (12.28)

Dan Britton / Klavyeler, Akustik & Elektrik Gitar
Brett D'anon / Bas Gitar, Elektrik Gitar
Patrick Gaffney / Davul

Konuklar
Dave Berggren / Elektrik Gitar (6)
Corey Sansolo / Trambon (1)
Denis Malloy / Bas Klarnet (1-3,8)
Steve Churchill / Oboe (1,7)
Brain Falkowski / Saksafon (3), Flüt (4,5), Klarnet (8)
Neil Brown / Trampet / (2,4,5,8)
Zack Stachowski / Keman (4,5)

22 Ekim 2016 Cumartesi

Deluge Grander - August in the Urals 2006


Tekrarlamaktan sıkıldım gerçeği ama söylemekte yarar var sanırım. 80'ler ve 90'lar sonrası progresif rock'ta kalite farkı ortaya çıktı. Bunun ortaya çıkmasında punk'ın değil, neoprog ve prog metal denilen türlerin büyük bir etkisi var. Buna rağmen aynı dönemlerde 70'lerin mantığıyla müzik yapmaya çalışan gruplarda var. Bunlardan birisi Amerikalı Dan Britton öncülüğünde Deluge Grander grubu.

Dan Britton'ın ilk projesi Deluge Grander ve sonraki projesi Birds and Buildings grubu da avantgarde ve caz temel üzerinden müzik albümü yaptılar.  Deluge Grander, grup olarak senfonik yapıdayken diğer grup Birds and Buildings eklektik yapı da albümlere sahipler. Senfonik ve eklektik progresif rock, progresif rock'a temel olan iki müzikal anlayış. Sırf bu yüzden bile Dan Britton takip edilmeyi ve övülmeyi fazlasıyla hakediyor.

Augut in the Urals....

'Inagural Bash' avantgarde müzik ve müzikal mentalite üzerinden nasıl senfonik progresif rock yapılıra en iyi örneklerden birisi. Hatırlayabildiğim kadarıyla bir diğeri grubu Fransız Ange. Albümde ki dinlemesi en zor parça olmasına rağmen uzunluk açısından dönemin Spock's Beard ve Transatlantic gibi amerikalı grupların uzun parçalarından çok daha yaratıcı bir parça. Parçanın bütününe hakim avantgarde ve caz atmosferi dinleyeni hem zorluyorken hem de şaşırtabiliyor.

'Augut in the Urals' albümle beni tanıştıran parça. Açıkçası nerede nasıl dinlemeye başladım hatırlamıyorum ama ' Augut in the Urals' parçasını dinlediğim ilk anı gayet iyi hatırlıyorum. Albümü dinlediğiniz zaman akılda kalıcı olacak iki parçadan birisi. Diğeri son parça 'The Solitude of Miranda'. Bence 'Augut in the Urals' parçasının müzikal atmosferinin üzerinden diğer parçaları da yazmış olsalardı (sonraki albümler de dahil) kesinlikle 2000 yıllar sonrasının en iyi grubu olacaktı. En iyi grubu olacaktı derken küçümseme falan yok tam tersine grubun ve Dan Britton'un yaptığı müziğin kalitesinin ne kadar yüksek olduğu söz konusu. 'Augut in the Urals' parçası ile Deluge Grander, 2000'li yılların en iyi bir kaç grubundan birisi.

'Abandoned Mansion Afternoon' ilk parçada ki gibi bu parçada da avantgarde müzikal hava hakim. Parçanın ortalarında Genesis davulcusu Phil Collins davullarına benzer vuruşlar duyulsa da, Genesis müziğinden bir hayli uzak. Parçanın albümde dikkat çekici tek tarafı sözlerinin diğer parçalara göre daha fazla oluşu. Albümün müzikal olarak konsept anlayışına uygun olsa da diğer parçalar arasında biraz zayıf kalıyor.

'A Squirrel' klasik italyan müziklerine benzemeye başlıyor açılışta. Klasik derken bu sözü her iki anlamda kullanıyorum. Hem 19. yüzyıl öncesi italyan klasik müziğine benziyor yapısı hem de 70'lerin klasikleşmiş italyan senfonik progresif rock müziğine benziyor. Benim gibi italyan progresif rock müziğine hayranlığınız varsa bu parçayı kesinlikle seveceksiniz.


'The Solitude of Miranda', ispanyol gitarı ile latin folk ezgileri ve akdeniz arabik oryantal müziğinin içiçe geçmiş senfonik hali. Parçayı dinlerken isterseniz İspanya'nın endülüs dönemine gidebilirsiniz.  Gideceğiniz kesin çünkü parçanın ortalarında arapça ağıda benzer sesler duyabilirsiniz. Caz, Folk (ispanyol ve arabik ezgiler), avantgarde hava sayesinde parça albümde severek dinlediğim ikinci parça oluyor.

Albümün en kötü tarafı, belirtmezsem olmaz, kayıtları. Maalesef albümün genelinde hafif boğuk bir ses düzeni hakim. Albümün kalitesini bozmuyor belki ama o hafif uğultu, dinleyen kişiyi dinlerken  yorabiliyor. Umarım bundan üç beş yıl sonra albümün tekrar basımında bu zayıf kısım giderilir ve albüm başyapıtlık progresif rock albümleri arasında yerini alır.

Merak edip takip etmek isteyenlerin başvuracağı ilk adres.

www.emkog.com
Web sitesi hala işlerliğini koruyor.

1. Inagural Bash (26.57)
2. Augut in the Urals (15.52)
3. Abandoned Mansion Afternoon (12.14)
4. A Squirrel (8.45)
5. The Solitude of Miranda (7.18)

Süre : 70.57

Dan Britton / Klavyeler, Vokal (1-3) Gitar (2), Akustik Gitar (5)
Dave Berggren / Gitar (1,3-5)
Patrick Gaffney / Davul
Brett D'anon / Bas Gitar (1-4), Ud (2)
Frank D'Anon / Trompet(1), Flüt(1), Klavye(5),
Jeff Suzdal / Saksafon (1)
Adnarim Dadelos / Vokal (5)