Bu Blogda Ara

Osanna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osanna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2019 Salı

Osanna - Landscape of Life 1974


2000 bin yıl öncesinin seslerini albümüne yansıttığı 'Palepoli' albümünden 2 yıl sonra 4. albümü olan 'Landscape of Life' yapar. İlk iki albümündeki İngiliz gruplarını takip etme ve rock müziğe serbest caz(free jazz)'dan etkiler koymayı 3. albümlerinde terkederler. Bu albümle ise ilk iki albüm çizgilerine geri dönerler. Osanna müzik yaparken aynı zamanda müzik yapmayı da öğrenmeye devam eder. Önceki albümlerinde mellotron'u çok iyi adapte etmişlerdi kendi müziklerine burada ise gördüğüm şey synth kullanma ve müziklerinin içine sokmayı başarıyla üstesinden gelmişler.

Synth, özellikle başlangıçtaki flüt sonunda ise mellotron ile öyle güzel kullanılmış ki, 'Palepoli' albümü gibi sanki dinlerken farklı bir zaman dilimine gidiyorsunuz.

Osanna garip bir grup. Garip olması müziğinden kaynaklı değil. Müziğe bakışından kaynaklı ve sanıldığı gibi yada bilindiği gibi 'rock progressive italiano' türünden çok daha farklı albümlere sahip. Her ne kadar italyan gruplarını sayarken Osanna grubunu da saysamda, gerçekte Osanna'ya bakışım bu şekilde.


Osanna bu albümünden 4 yıl sonra bir albüm daha çıkartır sonrasında uzun bir sessizliğe gömülür. Geri dönüşü 20 küsür yıl sonradır. Bir süre yeni bir albüm için VDGG' saksafonisti David Jackson'la birlikte albüm yapıp konserler verirler.

Böyle bir bilgi paylaşmamın nedeni Osanna grubunun her ne kadar diğer İtalyan gruplarıyla benzerlik gösterse de aslında kendilerinin İngiliz tarzının caz haline gelmiş halleri gibidir. Osanna grubu konserlerinde yüzleri boyalı olarak çıkarlar çünkü Genesis'in müziğinden, Peter Gabriel'in sahnedeki davranışlarından etkilenmişlerdir. Albümlerinde saksafon ve flüt vardır ki, bunları kullanırken akdeniz ezgilerinden ziyade cazı kullanırlar. Osanna'yı ilk dinleyenleri şaşırtacak bir şekilde saksafon aniden müziğin ortasında girer. Öyle italyan klasik müziğinin, akdeniz melodileri ağırlık kazanmaz, Osanna albümlerinde.

Önceki albümlerde şablon kullanmayan Osanna aynı davranışını bu albümde de devam ettirir. Her bir parça bambaşka bir şekilde karşınıza çıkar. Melodik olduğu kadar, kaotiktir yaptıkları müzik.

Belki çok fazla Magma dinliyorum ondandır, albümde bazı parçalarda davul kullanımını Vander tarzına benzetiyorum. Özellikle saksafonun çoştuğu parçalarda davul durmak bilmiyor, ne hızlanan ne de yavaşlayan bir çizgide ilerliyor. Düzensiz bir şekilde devam ederken bir anda afrika kabilelerinin dini ayin ritimlerini duymaya başlıyorsunuz. Vander gibi mi, belki öyle belki değil. Şimdi tekrar dinlerken farkettim,  'Il Castello dell'es' parçasındaki davul kullanımı iki yıl önce yine bir başka Napoli'li grubun (Il Balletto di Bronzo) tarzına benziyor. Ki parça da aynı grubun o  albümü gibi avantgard atmosfere sahip. Demek ki Vander'e Magma'ya benzetmem boşuna değilmiş.

Grup hakkında fazlaca atıp tuttum belki, yazmaya heveslendiğimde aklıma gelenleri not almadığım için bir çoğunu çoktan unuttum. Deep Purple'dan bahsedecektim, Beggars Opera'dan hatta Uriah Heep'i de koyacaktım arasına, hep not almadığım için aklıma gelenlerin çoğu yok oldu.

'Landscape Of Life' albümü, Osanna'nın İngilizce konuşan ve dinleyen kitleye ulaşma çabasıydı, aynı PFM ve Banco'nun ingilizce albümler yaptıkları gibi. Seslerini duyaramadıkları için kendi ülkelerindeki kitleye kendi kitlelerine döndüler bir süre sonra. Osanna'da aynı duygularla hareket etti. Yaptıkları müzik mükemmeldi ama onları anlayacak kitle amerikan köylülerinden oluşuyordu. Bu durum bazı Amerikan gruplarının da başına gelen sorundu. Osanna'nın bu hayalkırıklığı yerini 4 yıl sonraki tamamen italyan kültürünün ürünü olan albümü yapmaya itti. 70'lerin son albümü oldu.

2000'lerde müziğe geri döndüklerinde yanlarında progresif rock'ın yaratıcılarından David Jackson'ı buldular. Birlikte güzel bir albüm yaptılar ve onlarca konser verdiler.

Osanna, Napoli'den çıkan bir grup. Napoliler kendilerini İtaliano olarak değil, Napolitano olarak tanımlar. İtalyanlığı kesinlikle kabul etmezler. Kendi şehirlerinde trafik tabelaları bile kendi dilindedir. Irkçılık yapmazlar asla, kuzeyliler gibi de değildirler. Az biraz da bize (Türklere) benzerler. Napoli çevresindeki bir çok şehir ve yerleşim yeri de Napoli deyince farklı bakar olaylara.

Napoli'den çıkan Osanna'da müziğe farklı bilmesini bilen bir grup.

1. Il Castello dell'es (8.55)
2. Landscape Of Life (6.00)
3. Two Boys (3.43)
4. Fog In My Mind (7.45)
5. Promised Land (1.32)
6. Fiume (4.05)
7. Somehow, Somewhere, Sometime (4.15)

Süre : 36.17

Lino Vairetti / Vokal, Elektrik Gitar, Akustik Gitar, 12 Telli Gitar, Mellotron, Org, Mızıka, Synth (ses düzenleyicisi)
Danito Rustici / Elektrik Gitar, 12 Telli Gitar, Org, Synth, Mellotron, Vokal (5)
Elio D'anna / Alto, Bariton ve Tenor Saksafon, Flüt, Elektrik Flüt
Lello Brandi / Bas Gitar
Massimo Guarino / Davul, Perküsyon, Tamborin

Konuklar
Corrado Rustici / Vokal & Akustik Gitar (5), 12 Telli Gitar (6)
Enzo Vallicelli / Perküsyon (4,5)

8 Eylül 2016 Perşembe

Osanna - Palepoli 1973



Napoli eski yunanca yeni şehir demek. Nea polis sözünün günümüze gelmiş hali. Ancak eski Yunanlar Neapolis yerine Palea polis sözünü de kullanıyorlar. Palea polis; antik kent. (Pales Polis , Palepoli denen yer günümüzün Santa Lucia denen sahil bölgesi) Gerçeği günümüzde Napoli, çarpık kentleşme sonucu bir hayli kaotik bir şehir olmuş durumda. Bu kaotikliğinden dolayı da yeni şehir adını pek hakettiğini söyleyemem. Palea Polis yada Palepoli ismi daha uygun.

Ancak Osanna eski, yeni derdinde değil. Osanna Palepoli albümünde eski Napoli'yi daha doğrusu Palepoli'yi günümüz Napolisi ile karşılaştırıyor.

Albüm kapağına ne zaman baksam YES grubunun 'Time and World' albümünü hatırlalıyorum ama albümler arasında bir benzerlik söz konusu değil. Osanna, albüm kapağını böyle yaparak bizi zaman tünelinden geçirerek (siyah beyaz labirentler) Napoli'nin eski zamanlarına götürüyor. Roma şehrinin de öncesine. Belirtmekte fayda var; Napoli şehri yerleşim yeri olarak Roma'dan çok daha eskidir. Hatta buradaki bir çok Napoli'li kendisini İtalyan olarak saymaz. 'Sono Napolitano' diye kesinlikle belirtir.

Palepoli... Antik Kent...

'Oro Caldo' ile iki bin yıl öncesinin Napoli'sine gidersiniz. Ortadoğu'dan (lübnan, filistin) gelen fenikelilerin pazarda ki sesleri duyulur. Sonrasında bir bayram cümbüş havası ile parçaya girilir. Albümü dinlemeye başladığım andan itibaren ayağa dikilten bir giriş, 3 dakikalık pazarda ki insan ve davul sesleri. 3. dakika ile 6. dakika arası daha çok bluesrock tarzı sert gitar ve davul seslerini duyuyorsunuz. 6. dakikadan sonra ise benim Osanna'nın en sevdiğim tarafı olan akdeniz havası tarzı folk ezgileriyle devam ediyor. Çok değil 2 dakika sonrasında bu kez King Crimson (69-70) müzikal yapısında agresif gitar odaklı kendinizi blues rock parçası dinliyor bulabilirsiniz. Parçanın bütününde varolan bir alçalan bir yükselen temponun içinde grup üyeleri kendi kafalarına göre takılır vaziyettedir. Gitar bluesrock solosu çalarken, saksafon serbest caz, davul ve avant-garde çalmaya çalışır.

'Stanza Citta' iki büyük uzun parçanın arasında geçiş parçası. 'Oro Caldo' parçasının girişinde ki flütlü melodiler var. Kesik kesik gelen kozmik sesler sanki günümüz Napoli'si ile Palepoli arasında zamanda iletişim kurar gibiler.

'Animale Senza Respiro', Rock Opera? Parça kesinlikle bir rock opera. Daha da ilerisi parça dönemin kaliteli progresif rock türlerinin bir harmanlaması. ' Animale Senza Respiro' içinde sert avant-garde, eklektik progresif rock'ın devleri King Crimson ve VDGG, elektronik, saykodelik rock ve caz füzyon'u rahatlıkla görebilirsiniz. Hatta ve hatta Fransız efsanesi Magma'nın Zeuhl türünü bile hissedebilirsiniz. Öyle ki parçayı bütünüyle dinledikten sonra rock opera dendiği zaman hatırlayacağınız bir kaç parçadan biri olacaktır.

'Palepoli' albüm olarak, içinde bulundurduğu 2 uzun parça ile bir rock opera albümü. Şöyle 20'şer dakikalık parçaları seviyorsanız, Osanna'nın 'Palepoli' albümünü de arşivinize ekleyin. Biranızı yada şarabınızı içerken açar, dinlersiniz.

Osanna grubu ise klasikleşmiş italyan progresif rock tarzının dışında bir grup. Özellikle serbest caz tarzı saksafon ve agresif bluesrock tarzı gitar bağırmaları, grubu sıradışı bir hale büründürüyor.

İç rahatlatıcı, naif klasik müzik ve akdeniz folk ezgilerinin yanına Osanna bir de saksafon ve bağıran gitar soloları koymuş.

Osanna dinlerken İtalya'da yapılan progresif rock'ın farklı bir yönünü görmüş olursunuz. Kendisine has ve özel bir grup olan Osanna'yı dinleyiniz.

1. Oro Caldo (18.30)
2. Stanza Citta (1.45)
3. Animale Senza Respiro (21.36)

Süre : 41.51

Danilo Rustici / Gitar, Vox Org, Elektrik Piyano, Vokal
Lino Vairetti / Vokal, Ritim Gitar, Arp 2600, Melletron
Elio D'Anna / Tenor ve Soprano Saksafon, Flüt, Vokal
Massimo Guarino / Davul, Vibrafon, Perküsyon
Lello Brandi / Bas Gitar

10 Mayıs 2016 Salı

Osanna - L'uomo - 1971


Bizim romantik rock’çılarımız genelde şöyle söyler; ‘Keşke 70’ler de yaşasaydık’.  Ara sıra bana da öyle olmuyor değil. Osanna’nın ilk albümü olan ‘L’uomo’ (İnsan) albümünü dinlerken oluyor, mesela. Şöyle diyorum kendi kendime, ’Keşke 70’lerin İtalya’sında yaşasaydım’. Evet, kesinlikle Osanna konserlerinin müdavimlerinden biri olurdum.