Bu Blogda Ara

İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2019 Çarşamba

Alameda - Alameda 1979


                               

İki akşam önce Merkabah grubunun albümünü yazarken albümü 2-3 kez üst üste dinleyerek yazmıştım. Hatta yazıya başlamadan önce 1 saatlik albümü bir kez dinleyip yazmaya başlamıştım. Yazı bitince her zaman yaptığım gibi başka bir albüm bulup dinlemeye başladım. Şöyle aynı müzikal kaliteden daha önce bloğa'da yazdığım albümleri tekrar dinledim. Gözüme Triana ve Cai gruplarının albümleri çarpınca, telefonun google'ndan Andalus rock'ı aratıp, dinlemediğim grupları buldum. İlk gözüme çarpan ve hemen indirip dinlemeye başladığım Alameda grubu tam da istediğim albüm çıkarmıştı. Ve o geceyi müzik zevkinin dibini görerek 6. biradan sonra sızdım. 

Andalus rock'ı özellikle ispanyol rock severler tarafından çokça sahip çıkılıyor. Bizim ülkemizde ki anadolu rock'a sahip çıkıldığı kadar ispanyollarda sahip çıkıyorlar. Her iki türde diğer ülkeler tarafından pek bilinmiyor olmasına rağmen, merak edip öğrenmeye çalışıp hayranlar da oluyor. Örneğin 70'ler anadolu rock'ın bazı örnekler günümüzde tekrar basılıp çoğaltılıyor hatta başka popüler gruplar tarafından çalınıyor.

İsrail'li bir metal grubunun Erkin Koray'ın bir parçasını albümlerine koyması buna örnek olur.

Andalus rock (al andalus rock) her ne kadar 70'ler öncesine gidiyor olsa da, gerçek kimliğini 1975 sonrası çıkan gruplarla bulur. Bunda Triana grubunun 80 öncesi yaptığı 3 muhteşem albüm kanıtı niteliğindedir.

1975 öncesi İspanya'da rock yapan gruplar daha çok saykodelik rock temelli albümler çıkartıyorlar. İspanyol ezgileri gözüküyor olsa da, Triana'nın öncülük ettiği müzikal anlayışa benzer bir yapıları yok. Triana, Cai, Mezquita (şuana kadar dinleyip hayran kaldığım ama muhtemelen daha çok grupla tanışacağım benim için yeni gruplar olacak, Alameda gibi) gibi gruplar Andalus rock'ın günümüzde de hala varlığının devam etmesinin nedenidir.

Günümüzde de Andalus Rock'ı örnek alıp albüm çıkaran gruplar var. Ancak 1970'ler ve 1980'ler gibi değil. Yeni dönem hard rock yada metal müziğin içinde Andalus rock'ı devam ettirmeye çalışıyorlar. İspanyol, arap, akdeniz ezgileri gibi halk müzikleri olsa da yeni albümler de caz'ın, senfonik atmosferin yeri albümlerde tam olarak oturtulamıyor. O yüzden Andalus rock deyince özellikle progresif rock açısından 70'ler yaratıcılığı daha ağır basıyor.

Yine bir benzetme yapacağım Anadolu rock ile; Anadolu rock'da 70'ler de en iyisi yapıldı, günümüzde yapılanlar ise sadece taklit etmekten ibaret iken, ispanyolların durumu da bu açıdan çok farklı değil.

Alameda, 1977 yılında bir araya geldikten 2 yıl sonra ilk albümlerini çıkarırlar. Bu ilk albümlerinin çıkmasında yukarıda da bahsettiğim Triana grubunun üyelerinden, Maximo Morena'nın yardımı çok olur. Albümün çıktığı yıl Alameda grubu Maximo Moreanı'nın sayesinde aynı stüdyo'yı Triana grubuyla paylaşır.

Grubun Triana'nın izinden gitmeleri belki de birbirlerini bulmalarına yol açarak bir süre sonra aynı yeri, mekanı ve zamanı paylaşmayı da beraberinde getirdi.

Alameda, adını İspanya'da bir yerleşim yerinden alır. Yaptıkları ve dinlediğiniz (yada dinleyeceğiniz) müzik Triana'nın yapmaya çalıştığı ulusal halk müziğini ve geçmiş yılların İspanya'sına (kendi ulusal kültürlerine etki eden farklı kültürleri) etki eden kültürlerin müziğini dönemin ilerici rock anlayışıyla harmanlamasıdır.

Triana bunu radikal, devrimci, isyankar (ne derseniz deyin) bir şekilde Franco diktatörlüğü  döneminde yaptı. Takip edicisi olarak Alameda bu Andalus rock'ın temellerinden birini oluşturdu.

Andalus rock ve ispaynyol rock hakkında belki gereksiz konuştum ama bir şekilde bunları bilmem gerekiyordu.

Öğrendiklerimi, hafızama aldıklarımı bir şekilde yazıya geçirttim.

Eğer albüme gelirsek, Triana kadar müziği yönlendirici yanları belki yok çünkü yaptıkları müzik bir nevi Triana müziğinin devamı gibi duruyor. Ancak Triana'dan farklı olarak Alameda grubu caz'ı, özellikle latin caz'ı bütün parçalarının altına yerleştiriyorlar. Triana bunu flamenko ve arap, akdeniz halk ezgileriyle birlikte yapıyordu, Alameda parçaları caz'ın üzerine oturtmuş vaziyette bulunuyor. Üzerini ise melodik ve senfonik olarak kaplayarak, dinlerken asla sıkılmayacağınız yada kapatmaya yeltenmeyeceğiniz bir albüm çıkartıyorlar.

Alameda; Mezquita, Triana ve Cai'den sonra zevkten dört köşe olarak dinlediğim Andalus rock temsilcilerinden birisi çoktan oldu.

1. Aires De Alameda (4.20)
2. La Pila Del Patio (2.33)
3. Ojos de Triste Lianto (4.11)
4. Hacina El Alba (5.40)
5. Amanecer En El Puerto (6.36)
6. A la vera 'Jueves' (4.10)
7. Matices (6.19)

Süre : 33.49

Jose Roca / Gitar, Vokal
Manuel Rosa / Bas Gitar
Manuel Marinelli / Klavyeler
Rafael Marinelli / Klavyeler
Luis Moreno / Davul

Konuklar
Luis Cobo / Gitar (6)
Enrique Melchor / Gitar (2 & 3)

17 Ağustos 2018 Cuma

Cai - Noche Abierta 1980



Cai'nin ilk albümünü dinlediğimde uğradığım şaşkınlık üzerine yazdığım yazıda, 70'lerde  İspanya'dan çıkan grupların kendilerine özgü müzik anlayışlarının Andalus rock olarak adlandırıldıklarını belirtmiştim. Aynı yazıda 2 yıl önce Triana'yı ilk dinlediğimde Andalus (endülüs) rock adıyla tanıştığımı da söyleyip, bundan sonra 70'ler İspanya'sının, aynı bizim ülkemizde olan Anadolu rock gibi bir rock müzik anlayışına sahip olduğunu bilinçaltıma yerleşmiştim.

70'lerin bu İspanyol gruplarını Andalus rock diye adlandırırken örnek verdiğim Anadolu rock ile karşılaştırma yapmak gerekiyor. Her iki ülkenin müzisyenleri ve grupları kendilerine özgü halk müziği enstrümanlarını kullanırlarken hem kendi yerel hem de ulusal halk ezgilerini kullanırken benzerlik gösteriyorlar. Ancak her iki tarafta halk ezgilerini kullanırken İspyanyollar bunu müziklerine senfonik bir yapıda sunarken, biz yani Türkler saykodelik rock'ı kullanarak yapıyoruz. Aralarında gördüğüm en büyük fark bu'dur.

Tabi 70'lerin başlarında müzik yapan İspanyol Smash grubunu saymazsak; keza Smash grubu da o dönem Türkler gibi saykodelik rock'a benzer bir müzik yapıyorlardı.

Ancak Smash grubu; Triana, Mezquita, Cai gibi Andalus rock deyince akla gelenler arasında değildir

Cai'nin ilk albümünü dinlediğimde başta da belirttiğim gibi, şaşırmıştım. İngilizlerin, Amerikalıların, hatta kuzeylilerin ve hatta Afrikalıların folk ezgilerine aşinaydım. Cai ile bu daha da  folk müziğe ve ezgilerine aşinalığım daha da arttı. Aslında 2 yıl önce Triana ile aşina olmuştum ama sanırım Cai son noktayı ilk albümüyle koydu. İkinci albümü olan 'Noche Abierta' ise bu durumun tavan yapmasına neden oldu.


Artık flamenko gibi çok orjinal bir halk ezgilerinin rock formatı müziklerde bulunmasını yadırgamıyorum. Daha da fazlası büyük bir zevk alıyorum. Hem İspanyol müziğinden hem de rock'ın progresif halinden.

'Noche Abiento', ilk albümdeki enerjik caz-rock hallerinin tersinde bir yol izlenerek hazırlanmış bir albüm. İlk albümdeki gibi parçalar uzun değil, kısadır. Halk müziklerindeki sınır tanımamazlık Cai tarafından hem ilk albümünde mükemmel kullanıldığı gibi ikinci albümününde de bundan vazgeçmiş gözükmüyorlar.

Albümünün tamamını dinlediğinizde sizi günümüz İspanyasına götürdüğü gibi ortaçağ İspanyasını da gidebilirsiniz. Özellikle ilk iki parçadaki folkik müzik formatı, İspanyol halkının Latin Amerika kültürünü 500 yıldır nasıl disipline ettiğinin kültürel göstergesidir. 

Tahminimce albümün en güzel parçası 'Alegrias de Cai'. Caz'ın, caz-rock'ın folk müzik ile buluşması ve synth'in mükemmel bir altyapı sunması; parçayı Camel, Caravan gibi Canterbury ekolünün en önemlileriyle rekabet haline sokuyor. Sadece bu parçasıyla değil, albümün genel havasıyla; caz, folk, senfonik sesler ile Cai, 1980 yılından anımsanabilecek bir başyapıt çıkartıyor.

İki yazı öncesi Cai grubunun ilk albümünü yazmıştım. Hemen ardından bu albümü de yazacaktım ancak bazı nedenlerden dolayı geçikti. İki gece önce de araya sıkışan bir grup oldu, On The Raw. On The Raw'da İspanyol bir gruptu ancak onlar günümüz modern ve 70'lerin genel anlamda caz-füzyon müziğinin devamcısı niteliğinde bir albüm yapmışlardı. On The Raw'ı bir önceki yazıda profesyonel müzisyenlerin müziği diye belirtmiştim.

Şimdi de aynısını Cai grubu için söylüyorum.

Gerçek anlamda profesyonel müzik insanlarının işlerinden birisini görmek istiyorsanız, 'Noche Abierta' albümü kusursuz bir örnek.

1. Sone Contigo (3:55)
2. Despertar (4:34)
3. Alegrias de Cai (5:08)
4. Noche Abierta (4:05)
5. Extrana Seduccion (6:34)
6. La Fabula (3:56)
7. La Roca del Diablo (8:05)

Süre : 36:21

Diego Fopiani / Davul, Perküsyon, Vokal 
Jose Fernandez Mariscal / Elektrik Gitar
Francisco Delgado Gonzalez / Gitar
Sebastian Dominguez Lozano / Klavyeler, Piyano, Synth (ses düzenleyicisi)
Jose Velez Gomez / Bas Gitar, Vokal


15 Ağustos 2018 Çarşamba

On The Raw - Big City Awakes 2017



Geçen yılın son iki ayında yeni yıl için liste hazırlamak için 100'lerce yeni çıkmış albüme baktım. Bir çok albümü fazlasıyla çok beğendim ve dinledim. Bazılarını da blogumda yazdım. Hatta 2017'nin en iyileri diye bir listede hazırladım (Hala bilgisayarımın içinde duruyor).

Ancak o dönem gözden kaçırdığım bazı albümler olmuş, On The Raw albümü de onlardan biri. İlk bir cumartesi evi temizlerken açtım dinlerim diye. Sonra da temizliği yarım bırakıp akşam için aldığım biraları müzik eşliğinde içmeye başladım. Gerçi sonra temizliği bitirdim ama albümün etkisiyle normalde içmem gereken bira limitinin üzerine çıktım.

On The Raw, İspanya'nın yeni dönem gruplarından. Bir önceki yazımda kullandığım ispanya'ya özgü Andalus rock tarzında bir müzik anlayışlarına sahip değiller. Grup daha çok caz-fusion, canterbury etkisinde bir grup.

İlk dinlediğimde, temizlik yaparken bırakıp akşam için aldığım biraları içerken, çok etkilediği için hemen albümün bilgilerine eriştim. Grup bilgilerine bakarken Jordi Amela adı dikkatimi çekti. Sonra anımsadım, Jordi Amela benim 2015 yılında kapattığım facebook hesabımda arkadaş olarak ekliydi. Adı aklımdaydı ama müzisyenliği hakkında bilgim yoktu. Ki eski hesabımda o kadar çok kişi vardı ki, 2500'ü geçtiğini anımsıyorum, kim müzisyen kim prog hayranı bir fikrim yoktu. Elbette bazı kişileri biliyordum ama çoğunluk hakkında bir şey diyemem. Örneğin Stefano Testa vardı, 2009 yada 2010, Arjantin'li bir prog hayranı 'bunu dinle' diye Stefano Testa'yı önermişti. Geçen yıl aklıma gelince ilk albümünü yazıp bloğuma koymuştum.

Geçen ay yazdığım yazı internette denk gelmiş, kendi facebook sayfasında paylaşmış. Böyle şeyler yazılınca mutlu oluyorum diye. 

Gruba dönelim. On The Raw, İspanya'nın yeni kaliteli gruplarından biri. Yukarıda belirttiğim gibi klasik İspanyol prog gruplarına benzemiyor. Gerçi 2000 sonrasının bir çok grubu 70'lerin havasından çok uzaklarda müzik yapıyorlar ama On The Raw onlardan bir hayli farklı. Caz tınılarını çok iyi kullanmaları günümüz müzik gruplarına değilde, 70'lerin müzikal atmosferine götürüyor. Özellikle Jordi Amela'nın klavye ve synth (ses düzenleyici) kullanımı bazı parçalarda bana Camel, Caravan gibi Canterbury ekolünü anımsatıyor.

Bir başka öne çıkan ise saksafon kullanımı. Daha önceleri çok severek dinlediğim smooth caz (artık pek dinlemiyorum) gruplarında kullanılan biçimde bu albümde kullanılmış. Doyurucu bir tonu var ama kulağa aşırı melodik geliyor. En azından şu yaşımda bu yıl içinde. Genel olarak ifade edersem, saksafon kullanımı profesyonelce.

Geri kalan bas, davul, gitar ise hem 70'lerin hem de günümüzde devam eden bir çok caz-rock grubu tarafından kullanılan biçiminin profesyonel şekliyle çalınıyor. On The Raw grubu gerek enstrüman hakimiyeti ve kullanılımı, gerek parçalarda ki kompoziyonları kusursuzdur, hatta mükemmele yakın duruyor.

Hem 70'leri anımsatması hem de günümüz modern prog denilen progresif rock müziğine alternatif bir atmosfere yaratması, grubu gözümde daha da değerli yapıyor. Özellikle içinde bulunduğumuz yaz aylarında bütün enstrümanlarının enerjik havasıyla müzik zevkinizi daha da arttırıyor.

On The Raw grubunu gözden kaçırdığım için geçen yılın aralık ayının son günlerinde hazırladığım listeye koymamıştım.

Ancak daha sonra başka nedenlerden ötürü bir türlü yayınlamadığım o listeye nisan ayında keşfedince tekrar ekledim. Şuan ise o liste 3-5 değişikle sadece yayınlanmayı bekliyor.

Elbetteki On The Raw'ın da içinde yer alıyor. Geçtiğimiz yılın en iyi albümlerinden biri olan On The Raw dinlenilmeyi hak ettiği kadar, modern prog denen acüzeliğe de çok güzel bir cevap oluyor.

1. Big City Awakes (9:58)
2. Roller Coaster (5:13)
3. Day 49 (7:46)
4. On The Raw (7:39)
5. Caravan (6:21)
6. Dreams In A Box (5:39)
7. Everything Will Come (7:35)
8. Two Steps From Glory (5:56)
9. Looking For Mr. Hyde (9:39)

Süre : 65:46

Jordi Amela / Klavyeler
Jordi Prats / Gitarlar
Pep Espasa / Saksafon, Flüt
Toni Sanchez / Bas Gitar
Alex Ojea / Davul

Misafir müzisyenler
- Elia Piera / Vokal
- Eulalia Rosa / Vokal
- Iris di Cassi / Vokal
- Paula Sánchez / Vokal
- Uri Mas / Vokal

3 Ağustos 2018 Cuma

Cai - Mas Alla de Nuestras Mentes Diminutas 1979




Daha önceleri de ispanyol progresif rock grupları dinlemiştim ama beni en çok etkileyen iki yıl önce tanıştığım Triana grubu olmuştu. Triana ile tanıştıktan sonra ispanyolların bu rock müziğine bir de ad bulduklarını öğrenmiştim.

Andalus Rock. Andalus(endülüs) rock ise bizim Türkiye'de 70'li yıllardan bildiğimiz Anadolu rock'a benzer bir anlayışla yapılan bir rock türü. 


70'lerde Türkler nasıl rock müziğe halk ezgilerini koyarak parçalar ortaya çıkardılarsa, İspanyollarda benzer şekilde kendi kültürlerinde olan flamenko, kuzey afrika halk ezgileri gibi folklorik sesleri ve melodileri kendi müziklerine entegre ediyorlardı. 

Cai grubu da bu ilk albümlerinde kullandıkları flamenko ezgileri ile Andalus rock türüne bir örnek oluşturuyor. Ancak andalus rock denince anımsanması gereken ilk grup, Triana gibi ağırlıklı olarak halk müziği etrafında dolaşmayıp, caz-rock üzerine yoğunlaşıyorlar. Albüm senfonik bir yapıda olsa da, caz-rock etkisini başlangıcından albümün bitimine kadar hissettiriyor. 

İlk parçada synth kullanımı ile space rock temeline oturtuluyor. Sonrasında ise vokal kullanımı ve flamenko melodileriyle ayet kısmını tamamlamışlar. Son 3 dakikasını ise Canterbury tarzı caz melodileri ve enstrüman doğaçlamalarıyla bitiriyorlar. 

İkinci parça 'Alameda' ise 70'lerin başlarını anımsatan klasik rock balat parçalarından bir örnek. Çok sakin giden parça; ki albümün en sakin, durağan yeri; sonlarda güzel bir caz gitar solosuyla son buluyor. 

'Solución A Un Viejo Problema', ise, caz rock enerjisiyle başlıyor. Parça o kadar eklektik bir yapıda ki sanki uzun bir komposizyonun bir bölümünü dinliyor gibi hissediyorsunuz. Caz'ı bu kadar rahat bir şekilde kullanan grup sayısı bir hayli azdır. Caz-rock'ın etkisi azalmaya başlayınca karşınıza flamenko ezgileri ve acımsı tonlarıyla vokal karşınıza çıkıyor. Son bölüm ise İtalyan caz rock devi Area'yı anımsatan melodiler ile devam ederken, parçanın finalini yine acımtırak vokaliyle bitiriyorlar.

'Pasa Un Dia' ilk bölümü ile grup, hırçın vokalleri ve space rockvari synth kullanımıyla Eloy'un caz haline gelmiş hali gibi duruyor. Devamında gelen organ solosu ise Jon Lord'un sololarını anımsatmıyor değil. Son olarak da yine flamenko ezgilerini de işin içine adapte ediyorlar. Parçanın, dolayısıyla albümün sonuna bir davul soloyu da ekliyorlar. 

Akdeniz insanın sıcakkanlılığı, Cai grubunun müziklerine enerjik olarak yansıyor. 

Eklektik yapıdan, caz-rock'dan ve enerjik seslerden hoşlanıyorsanız, Cai grubunun bu ilk albümüyle müzik zevkinin derinlerine inebilirsiniz.

1. Mas Alla De Nuestras Mentes Diminutas (9:20)
2. Alameda (6:05)
3. Solución A Un Viejo Problema (7:16)
4. Pasa Un Dia (10:53)
5
Süre : 33.48

- Diego Fopiani / Davul, Perküsyon, Vokal
- Francisco Delgado Gonzalez / Elektrik Gitar
- Sebastian Dominguez Lozano / Klavyeler, Synt (ses düzenleyicisi)
- Jose Velez Gomez / Bas Gitar, Vokal

23 Şubat 2017 Perşembe

Triana - Sombra y Luz 1979



Flamenko rock diye bir rock türü söylenecek olursa, Triana'nın yaptığı müzik bu kategorilendirmeye ilk aday olurdu. Özellikle 70'li yıllarda çıkardıkları 3 albümle bu tanımlamayı fazlasıyla hakediyorlar. Kendim çok geç tanıdım bu grubu, kendime kızmıyorum da bu konuda çünkü benim için her zaman yeni müzikler dinlemek, büyük bir heyecan olmuştur.

25 Aralık 2016 Pazar

Triana - Hijos Del Agobio 1977



Merak edip, Triana'nın ilk albümünü indirip dinledikten bir kaç gün sonra hemen bir yazı yazmıştım. Dayanamayıp ikinci albümünü de dün indirip dinlemeye başladım. İlk albümde ki folk ezgileri kadar yoğun olmasa da, bu albümde kesinlikle arşivlik.

16 Aralık 2016 Cuma

Triana - El Patio 1975



Kıta avrupasından çıkıp, pek bilinmeyen ülkelerden progresif rock gruplarına yöneleyim demiştim. Aklıma ilk gelen ispanyol Mezguita olmuştu.

5 Aralık 2016 Pazartesi

Mezquita - Recuerdos De Mi Terrat 1979



Şimdiye kadar hep kıta Avrupası progresif rock gruplarının albümlerini yazıyordum. Değiştirmek gibi bir fikrim de yoktu. Bu akşam için yazmayı yada müzik dinlemeyi bile düşünmüyordum derken nerden aklıma geldiyse ispanyol grup Mezquita'yı hatırladım. Sürekli kıta avrupası progresif rock gruplarından biraz dışarı çıkmanın zamanı geldi diye düşünerek ilk albüm olarak Mezquita'nın ilk albümünü dinleyip, yazayım dedim.