Progresif sözü tanım itibariyle her zaman karıştırılır. En bilineni ilerici demek olan progresif sözü, aşamalı anlamına da gelmektedir. Dinleyici kitle ise çoğu zaman progresif sözünü ilerici olarak alır, günümüz progresif metal örneğinde olduğu gibi. Aslında ise progresif metal'deki progresif sözü, aşamalı olarak kullanılıyor. O yüzden progresif rock'daki progresif sözü ile aynı anlam ifade edildiği varsaya progresif metal dinleyenlerin tamamı progresif rock dinlediğini sanıyor.
Bu Blogda Ara
Can etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ocak 2018 Pazartesi
CAN - Future Days 1974
Progresif sözü tanım itibariyle her zaman karıştırılır. En bilineni ilerici demek olan progresif sözü, aşamalı anlamına da gelmektedir. Dinleyici kitle ise çoğu zaman progresif sözünü ilerici olarak alır, günümüz progresif metal örneğinde olduğu gibi. Aslında ise progresif metal'deki progresif sözü, aşamalı olarak kullanılıyor. O yüzden progresif rock'daki progresif sözü ile aynı anlam ifade edildiği varsaya progresif metal dinleyenlerin tamamı progresif rock dinlediğini sanıyor.
11 Eylül 2017 Pazartesi
Holger Czukay - 05 Eylül 2017
2-3 ay olmuştur sanırım arkadaşla facebook üzerinde CAN grubu hakkında konuşalı. Karşılıklı Can'dan bir kaç parça paylaşmıştık. Bundan yaklaşık 7-8 ay önce ölmüş olan Can grubunun davulcusu, Jaki Liebezeit için 3 gün boyunca sadece CAN dinleyerek içtiğimi söylemiştim. Arkadaş da aynısını yaptığını söylemişti.
5 Eylül sabahı akşamdan kalma olarak uyanıp, facebook'a baktım. İlk gördüğüm ve dikkatimi çeken şey Holger Czukay'ın ölüm haberiydi. Çok iyi anımsadığım için son CAN grubu hakkında ki konuşmayı, içim burkuldu. Aslında Holger Czukay, ben gece içerken ölmüştü. Gece öyle sarhoş olup, o anki psikolojime göre müzik dinlerken hiç aklımda değildi. İşte öyle sabah karşıma çıkınca ölüm haberi, farklı hissettim.
Holger Czukay kimdir, nedir, rock müzik için önemli midir; önemlidir. Günümüzün kaydadeğer önemli müzik türlerinden olan post-rock'ın (ilk aklıma gelen popüler müzik türü) temellerini atan gruplardan CAN'ın bas gitaristidir. Sadece CAN'ın yaptığı müziği post-rock'a indirgemekte yanlış olur. Aynı şekilde günümüzün bir çok avantgard müzik türlerinin de temellerindendir. Ayrı olarak CAN ve Holger'in modern film müziklerine de etkileri olmuştur.
Holger Czukay, 1940 yıllarda, ikinci dünya savaşı dönemi ruslardan kaçmaya çalışan bir ailenin çocuğudur. Çocukluğundan ilk hatırladığı şeylerden birisi de trenlerde iken rus askerlerinden kaçmasıdır.
1960'ların başında Alman klasik müziğinin son ismi ve günümüz avantgard, elektronik müziğinin öncüsü sayılan Karlheinz Stockhausen'in öğrencisi olmuştur. Stockhausen, o dönem öğrenci olarak 3 kişi seçmiştir. Biri Holger Czukay, diğeri yine CAN grubundan Irmin Schmitt. Üçüncü kişi ise hemen hemen herkesin tanıdığı, 1960'ların ortalarında ABD'ye göçen pop-sanatın yaratıcısı Andy Warhol'dur.
Holger Czukay, Can grubu ile müzik yapmaya başlamadan önce, kendi evinde ilk albümünü 1968 yılında kaydeder. Albümün satışa çıkması ise CAN'ın ilk albümü ile aynı yıldır, 1969. CAN ile birlikte çalışmaya devam ederken, kendi albümleri üzerine de çalışmaya devam eder. Taa ki 1974-5 yılına gelene dek. 1975 yılı ve sonrasında yine CAN ile çalışmaya devam eder ancak biraz daha geri plandadır. 1977'de bir başka Alman progresif rock grubu Cluster & Brain Eno çalışmalarında bas gitar çalar. 1979'da ki son CAN albümü sonrasında, kendi albümlerine ve müziğine odaklanır. 80'lerin sonunda David Sylvian ile iki albüm yapar. 90'larda ise Peter Gabriel'in bir albümünde bulunur.
Not olarak; David Sylvian, 80'lerin sonunda Holger Czukay ile birlikte çalışırken aynı dönem King Crimson'dan Robert Fripp ile de çalıştı. (CAN ve Holger'in progresif rock müziğindeki yerini belirtmek için King Crimson ile birlikte anmak en güzeli olur diye David Sylvian örneğini verdi)
Sonrasında, 90'lar ve 2000'lerde ise toplama ve yeniden düzenleme albümleri çıkardı. Hayat arkadaşı, Ursula; temmuz ayında 55 yaşında öldü, kendisi ise 6 gün önce 79 yaşında iken öldü.
Can ile ilgili yazılar yazarken sürekli bahsettiğim postrock'ın temelleri; işte aşağıdaki bu şarkı ne dediğimi tamamıyla açıklıyor.
Can – Mother Sky
24 Ocak 2017 Salı
Jaki Liebezeit
Dün Jaki Liebezeit öldü. Tabi internetteki sosyal ağlarda onu hatırlayanlar yok denecek kadar azdı. Avrupa'da ki bir çok rock müzik siteleri hatırlamıştı. Bizde ise bir kaç plakçı ve bir kaç grup haricinde hatırlayan yoktu. Bir de tabi Can hayranları var. Halbuki günümüzün bir çok rock müzik türünün temellerini atan bir grup, Can. Yazık!
Can grubunun isminin açılımı, Cannibalism, Anarchism, Nihilism. 1968 yılında başladıkları rock müzik krautrock (lahana rock) olarak tanımlandı. Aslında ana akım krautrock gruplarından biraz farklıydı ortaya çıkan müzik. Krautrock daha çok enstrüman doğaçlamalarına sahip iken, Can'ın müziklerin bu doğaçlamalardan biraz uzakta. Minimalist, saykodelik, caz ve elektronik yapısıyla Can grubu benim için avant-garde türüne daha yakın. Yani öncü müzik.
Can grubunu ilk kez 2001 yapımı 'Baader' filminde duymuştum. Can grubu olduğunu bilmeyerek o filmi kaç kez izlediğimi hatırlamıyorum. İnternet üzerinden bulunması da bir hayli zordur o filmi. 'Ege Bamyası' albümünün yazısında da belirtmiştim. Filmin sonunu açıp, Can'ın olduğunu çok daha sonra öğrendiğim 'Sing Swang Song' parçasını içtiğim içkiyle az dinlememişimdir. 'Ege Bamyası' albümünü ilk dinlediğimde de hazine bulmuş gibi sevinmiştim, 2006 yılında. 'Sing Swan Song' parçası hala Can'ın en sevdiğim parçalarından birisidir.
Can grubu için günümüz rock müziğinin temellerinden birisidir, dedim. Post rock ve Math rock gibi türlerinin temel aldığı gruplardan birisidir. Döneminin bir çok grubu Can'ın yaptığı müzikten esinlenmeler yaşamıştır. Bunlardan birisi geçen yıl ölen, (pek sevmem) David Bowie'dir. Yine 2000'lerin başında Radiohead, verdikleri konserlerde kullandıkları enstrümanlar üzerinde doğaçlama yaparken öykündüğü, örnek aldığı gruplardandır, Can. 'Tago Mago' ve 'Ege Bamyası' albümlerinin konserlerinde bunu rahatlıkla görebilirsiniz.
Jaki Liebezeit, grupta Irmin Schmidt ve Holger Czukay kadar ön planda olmasa da, çalmış olduğu davul stiliyle Can'ın müziğinde çok önemlidir. Ortadoğu vurmalı çalgı (türk, iran, arap) ritimlerini deneysel tarzda çalarak gruptaki herkes kadar katkı sağlamıştır. Bazı parçalar ise tamamen davul'un öncülüğündedir.
Hem Can grubu hem de Jaki Liebezeit'ın rock müziğine katkılarını asla unutamam. Benim için Can, Rock sözcüğündeki C gibidir. Jaki Liebezeit, 1938'de doğdu, 2017'de öldü. Yaşamının 50 yılı rock müzik için geçti. Düne kadar yaşayan birkaç efsane davulcudan birisiydi.
Kendisi dün bedenen ölmüştür belki ama Rock müziğe verdiği ruhu ile yaşamaya devam edecektir.
16 Nisan 2016 Cumartesi
Can - Ege Bamyasi 1972
2002 yılı, İstanbul’a yeni gelmişim. Bir iş de bulmuşum kendime. Ama ne arkadaşım var, ne de sohbet edecek bir tanıdık. Akrabaların yanında kalıyorum. Evden işe, işten eve geçiyor günler. Kendimi oyalamak için her gün gazete alıyorum. Hafta da bir kitap da alıyorum. Yetmiyor tabii. Müzik cd’leri biriktiriyorum. O dönemler mp3 çalarlar revaçta. Pink Floyd, Led Zeppelin, Deep Purple, Queen daha sonraları Udo, Opeth, Dream Theatre, artık ne bulursam topluyorum. Dinliyorum da hepsini. Film cd’leri de topluyorum. Onlar için çanta almıştım, biriktirmek için. Şuan çalışmıyor hiçbiri.
Bir gün yine işten çıkmış, eve dönüyorum. Film cd’lerine bakayım dedim, tezgahtan. Baader diye bir film gördüm. Arkasını okudum. Hemen aldım. Almanya’nın 70’li yıllarda ki RAF (Red Army Faction) adlı sol örgütünün (terör) lideri Andreas Baader’in filmi.
İzledim. Tekrar tekrar izledim. Filmde kullanılan müziklerden sadece birisini biliyordum. The Who’nun bir parçası. Diğerlerini ilk kez dinliyorum. İlginç gelmişti. Filmin sonunda Andreas Baader ve bir arkadaşı araba garajında polisler tarafından kıstırılıyordu. Çatışmaya çıkıyor, Andreas Baader ve arkadaşı öldürülüyordu. Komiser Andreas’ın yanına gelip, başını kucağına alıp, ağlıyordu. Dramatik bir son.
Çatışma çıktığı anda ve Baader’in ölmesi ve sonrası çalan müzik çok hoşuma gitmişti. İş’ten eve gelirken şarap yada bira alırdım. Akrabalar bahar gelir gelmez köye gittikleri için, ev bana kalmış oluyordu. Tek başıma şarap partisi yapıyordum. Ve çok iyi hatırlıyorum, filmin cd’sini koyup sonunda ki o müziği dinleyip dinleyip, şarabımı bitiriyordum.
Kim olduklarını 2006 yılında Pink Floyd Türk sitesinin forumlarında paylaşılan albümlerden birisini indirip dinleyince öğrendim.
CAN grubu; Cannibalism, Anarshism, Nihilism. Yamyamcı, Anarşistlik,Hiççi.
Filmin sonunda çalan parça CAN grubunun Ege Bamyası adlı albümünün ikinci parçası ‘Sing Swan Song’.
Baader’i anlatan 2008 yılı başka bir yapım daha var. Bir terör filmi isminde geçen. Almanların yaptığı ama tam amerikanvari bir film. Eğer merak edip izlemek isterseniz, 2002 yapımı Baader filmini izleyin derim. Filmde kullanılan renkler dahi Almanya’yı anlatıyor. Andreas Baader karakterini oynayan daha da çok bir Alman’a benziyor. 2008 yılı filmindeki oyuncudan daha karakteristlik bir yüzü ve oyunculuğu var.
Albümü indirip, mp3 çalara yükleyip ilk dinlediğim zaman, nasıl mutlu olmuştum. Anlatılamaz. Kaybettiğin bir dostu bulmuş gibi oluyor insan.
2008 yapımı Baader yada RAF filmini beğenmedim. Tam bir amerikanvari, şovanist denir ya, evet öyle. Janis Joplin, Led Zeppelin gibi isimlerin müziklerinin ne işi vardı o filmin içinde.
Amon düül (II) grubunun anılarında vardır. Bir gece konser çıkışı eve gelirler. Eve girerler. İçeride yatakta birisi vardır. Andreas Baader.
Andreas Baader, krautrock dinler. İngiliz, özellikle amerikanvari müzikleri hiç dinlemez. Haklıdır, sebepleri vardır.
Sebeplerinin tanımını en iyi yapan, CAN grubu üyesi Irmin Schmitt’tir.
Şöyle söyler;
‘68’in bütün genç devrimcilerinin anne ve babaları ya naziydi, ya da naziler yüzünden acı çekmişti. Ve bu tamamen Almanya’ya özgü bir durumdu. Bu karmaşık ilişkiler 68 olaylarının en büyük itici gücü oldu. 20 yıl boyunca kültürümüzde uzaklaştırıldık. Bombalanan sadece kentler değildi, kültür de bombalanmıştı. Ve yok olan kültürü yeniden inşa etmenin olanağı yoktu...’
CAN Alman krautrock türünün en bilinenlerinden. Krautrock İngiliz, Amerikan ve hatta italyan rock müziğinden çok farklıdır. Elektronik öğelerin yoğunluğu ve enstrümanların doğaçlamaları klasik jazz ya da blues temelli rock müziğinden ayrılır. O yüzden krautrock dinlemeye başlarsanız, çok farklı bir müzik dinleyeceğinizin farkına varın. Seversiniz yada sevmezsiniz, bu Krautrock türünü ve ekolünü yok etmiyor. Rencide de etmiyor....
CAN grubunun en bilinen albümü Ege bamyası olmasına rağmen, CAN çok daha öncesinde ki müzikleri de kayda değerdir. En azından Holger Czukay gibi bir elemanları vardır. CAN grubu Latin, Türk, Fars, Yunan, Slav, Arap gibi bir çok kültürün müziğinden yararlanarak albümler yapmasına olanak sağlamıştır. Bunu Holger’e borçluyuz desem, ayıp etmem. Vokal bir Japon, Damo Suzuki.
CAN grubuna 68 kuşağı grubu yada hippi diyebilirmiyiz.
Tabii ki deriz.
Kim çorbaya, kaşığa, çatala hatta tencere için şarkı yapar ki!....
Böyle bir albümün nesine krıtik yazacaksın. Yahut eleştiri. Dinleyip anlamasanız dahi, sadece ‘Sing Swan
Song’ şarkısı yeter size.
1. Pinch - 9:28
2. Sing Swan Song - 4:44
3. One More Night - 5:35
Bir gün yine işten çıkmış, eve dönüyorum. Film cd’lerine bakayım dedim, tezgahtan. Baader diye bir film gördüm. Arkasını okudum. Hemen aldım. Almanya’nın 70’li yıllarda ki RAF (Red Army Faction) adlı sol örgütünün (terör) lideri Andreas Baader’in filmi.
İzledim. Tekrar tekrar izledim. Filmde kullanılan müziklerden sadece birisini biliyordum. The Who’nun bir parçası. Diğerlerini ilk kez dinliyorum. İlginç gelmişti. Filmin sonunda Andreas Baader ve bir arkadaşı araba garajında polisler tarafından kıstırılıyordu. Çatışmaya çıkıyor, Andreas Baader ve arkadaşı öldürülüyordu. Komiser Andreas’ın yanına gelip, başını kucağına alıp, ağlıyordu. Dramatik bir son.

Kim olduklarını 2006 yılında Pink Floyd Türk sitesinin forumlarında paylaşılan albümlerden birisini indirip dinleyince öğrendim.
CAN grubu; Cannibalism, Anarshism, Nihilism. Yamyamcı, Anarşistlik,Hiççi.
Filmin sonunda çalan parça CAN grubunun Ege Bamyası adlı albümünün ikinci parçası ‘Sing Swan Song’.
Baader’i anlatan 2008 yılı başka bir yapım daha var. Bir terör filmi isminde geçen. Almanların yaptığı ama tam amerikanvari bir film. Eğer merak edip izlemek isterseniz, 2002 yapımı Baader filmini izleyin derim. Filmde kullanılan renkler dahi Almanya’yı anlatıyor. Andreas Baader karakterini oynayan daha da çok bir Alman’a benziyor. 2008 yılı filmindeki oyuncudan daha karakteristlik bir yüzü ve oyunculuğu var.
Albümü indirip, mp3 çalara yükleyip ilk dinlediğim zaman, nasıl mutlu olmuştum. Anlatılamaz. Kaybettiğin bir dostu bulmuş gibi oluyor insan.
2008 yapımı Baader yada RAF filmini beğenmedim. Tam bir amerikanvari, şovanist denir ya, evet öyle. Janis Joplin, Led Zeppelin gibi isimlerin müziklerinin ne işi vardı o filmin içinde.
Amon düül (II) grubunun anılarında vardır. Bir gece konser çıkışı eve gelirler. Eve girerler. İçeride yatakta birisi vardır. Andreas Baader.
Andreas Baader, krautrock dinler. İngiliz, özellikle amerikanvari müzikleri hiç dinlemez. Haklıdır, sebepleri vardır.
Sebeplerinin tanımını en iyi yapan, CAN grubu üyesi Irmin Schmitt’tir.
Şöyle söyler;
‘68’in bütün genç devrimcilerinin anne ve babaları ya naziydi, ya da naziler yüzünden acı çekmişti. Ve bu tamamen Almanya’ya özgü bir durumdu. Bu karmaşık ilişkiler 68 olaylarının en büyük itici gücü oldu. 20 yıl boyunca kültürümüzde uzaklaştırıldık. Bombalanan sadece kentler değildi, kültür de bombalanmıştı. Ve yok olan kültürü yeniden inşa etmenin olanağı yoktu...’
CAN grubunun en bilinen albümü Ege bamyası olmasına rağmen, CAN çok daha öncesinde ki müzikleri de kayda değerdir. En azından Holger Czukay gibi bir elemanları vardır. CAN grubu Latin, Türk, Fars, Yunan, Slav, Arap gibi bir çok kültürün müziğinden yararlanarak albümler yapmasına olanak sağlamıştır. Bunu Holger’e borçluyuz desem, ayıp etmem. Vokal bir Japon, Damo Suzuki.
CAN grubuna 68 kuşağı grubu yada hippi diyebilirmiyiz.
Tabii ki deriz.
Kim çorbaya, kaşığa, çatala hatta tencere için şarkı yapar ki!....

Böyle bir albümün nesine krıtik yazacaksın. Yahut eleştiri. Dinleyip anlamasanız dahi, sadece ‘Sing Swan
Song’ şarkısı yeter size.
1. Pinch - 9:28
2. Sing Swan Song - 4:44
3. One More Night - 5:35
4. Vitamin C - 3:32
5. Soup - 10:29
6. I'm So Green - 3:02
7. Spoon - 3:03
- Holger Czukay, Bass Gitar
- Michael Karoli, Gitar
- Jaki Liebezeit , Davul
- Irmin Schmidt , Klavye
- Damo Suzuki , Solist
NOT : Irmin Schmitt’in sözlerini 98 yılı Cogito 68 Mayıs’ı sayısından bakarak yazdım. Yanlış olmasın...

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






