Bu Blogda Ara

1997 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1997 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2018 Salı

T2 - Fantasy (1970) 1997




T2'yi 2006 yılında ilk kez dinlemiştim. Ki zaten bir yıl öncesinde progresif rock sözü ile ilk tanışmam olmuştu. O dönemler yeni yeni öğrenmeye ve dinlemeye başladığım için, genelde krautrock yada saykodelik temelli grupların albümlerini dinliyordum. Yine aynı dönemde tek albümlük gruplarla yine o zaman tanıştım. T2 grubunu da işte ilk o zamanlar tek albümlük gruplardan biri diye dinlemiştim. Hatta o dönem 1971 yılında ki o ilk ve tek albümdeki bir parçaya o kadar takılmıştım ki, evde yalnız başıma içerken kesinlikle o parçayı da listeye alıyordum.

Birkaç yıl sonra, 2010'da askerden döndükten sonra nostalji olsun diye albümü tekrar dinledim. Dinlerken tekrar anımsamak için internette arama yaptım. Bu sayede başka albümleri olduğunu da öğrenmiş oldum. Meğerse tek albümlük gruplardan biri değilmiş. Birden çok albümü varmış.

İlk albümünü 1971'de (geçen yıl yazmıştım) çıkardıktan sonra 20 yıl kadar müzik yapmamışlar. 1990'larda ise Peter Dunton öncülüğünde tekrar müzik yapmaya başlayan grup, 70'lerin rock anlayışıyla albümler çıkarmasına rağmen müzik piyasasında tutunamayıp, tekrar evlerine dönmüşler. İşte o yıllarda, 1990'larda, ilk albümünden bir yıl önce, 1970'de besteledikleri parçaları toplayıp, 1997 yılında bir albüm çıkarmışlar. Ben o, 1970'lere ait kayıtların albüm olarak bir araya getirilmesini 2010 yılında askerden döndükten sonra öğrendim.

Tabii büyük bir heyecanla albümü dinledim. İnternet üzerinde, özellikle blogspot'lu progresif rock paylaşımı yapılan sitelerde başka kayıtlarını da dinledim. Hatta o bulduğum kayıtlardan biri, 'Fantasy' parçasının canlı kayıdı vardı. Albümde olan, 1970'de kaydedilen parçayla hiç bir alakası olmayan o canlı kayıdı kaybetmemek için youtube'ye yükledim.

2010 yada 2011 yılında youtube sitesine koymuştum, hala orada duruyor.

Aslında youtube öncesinde eski facebook hesabıma yükleyip, o zamanki prog sever arkadaşları etiketlemiştim. Prognotfrog yazarlarından Isabel bu canlı kaydı ilk kez dinlediğini, 1997'deki albümde olan parçadan farklı olduğunu yazmıştı. Ben de; uydurmadığımı, paylaşanın 'Fantasy' diye canlı bir kaydının albümün içine koyduğunu yazmıştım. 

'Fantasy' albümü, 1970 yılında T2 grubu üyelerince bestelenen, çalınan parçalarının 27 yıl sonra, 1997 yılında albüm haline getirilmiş hali. Yani bir nevi garaj rock tarzında bir albüm.

1971'de ki albümün atmosferine benzer yönleri olduğu kadar zıt yönleri de var. 1971'de ki ilk albümün daha özgün bir atmosferi vardı. Bu albümün parçalar da ise dönemin Jimi Hendrix tarzı blues-rock benzerliği ve yine aynı dönemin Moody Blues'un pop-senfonik (burada ki pop, folk anlamında) benzerliği var.

Açılış parçası 'Highway' in ne kadar çok Jimi Hendrix benzeri olduğunu daha başlar başlamaz hissedersiniz. 'Careful Sam' parçası ise Moody Blues ve King Crimson'ın etkisi yoğun olarak hissediliyor.

Aslında kayıtların 1970'de yapıldığını düşünürsek buna benzerlik yada esinlenme değil,  aynı düşünceye ve zevke sahip olma derim.

'Timothy Monday', T2'nin yaptığı müziğin tanımı olan heavy progresif, ağır progresif'e en güzel örnek. Gitarlar ve davul uyumu ve ortaya çıkan melodik yapı; mükemmel.

'CD' ise açılış parçası 'Highway' gibi Jimi Hendrix tarzı blues-rock. 'The Minstrel' ise eklenen flüt ve mellotron ile güzel folkik bir balat.

Son olarak albüme ismini veren 'Fantasy' parçası. Bu parçada daha çok saykodelik sesler yoğunlukta. Ancak bu bilindiği anlamda experimental denen, deneyimlemeye yada doğaçlamaya dayanan saykodelik tür de bir müzik değil. Bu daha çok hard rock, acid caz ve proto-punk karışımına sahip bir müzik.

T2 grubunun 'T2' adlı son parça, müzik hayatlarının sonlandırdıkları son albümün son parçası. 14 dakika süren, mellotron'un yankılanan sesleri ile ortaçağı anımsatan flüt ve akustik gitar  birlikteliğinin ilk bölümünü oluşturduğu; devamında ise caz'ın ve akustik atmosferin avantgard seslerle son bulması. Son kısımda oluşturulan atmosfer progresif metal'e (!) temel olan King Crimson'ın 'RED' albümünü anımsattırıyor.

Müzik kariyerlerini ve albümlerini bitirirken, son parça olarak gruba adını veren ve ilk yaptıkları parçalardan biri olan parçayı seçmesi de ayrı bir ironi.

1. Highway (3.01)
2. Careful Sam (5.45)
3. Timothy Monday (3.45)
4. CD (5.25)
5. The Minstrel (5.04)
6. Fantasy (8.07)
7. T2 (14.31)

Süre : 45:38

Keith Cross / Elektrik Gitar, Piyano
Bernard Jinks / Bas Gitar
Peter Dunton / Davul, Akustik Gitar, Mellotron, Vokal, Besteci

16 Kasım 2017 Perşembe

Par Lindh Project - Mundus Incompertus 1997




Par Lindh ilk albümünde etrafına topladığı müzisyenlerle mükemmel bir albüm çıkarmıştı, aynı başarısını 2. albümünde de sürdürüyor. İlk albümdeki folkik ve gotik hava aynen bu 2. albümde de devam ediyor. Ancak bu albümün ilk albümden en önemli farkı metalik seslerin olması; özellikle elektrik gitar ve davul kullanımı dönemin Dream Theatre'ını anımsatıyor.

Muhtemeldir ki metal grupların 70'lere özenmesi sonucu ortaya çıkan müzikal atmosferden Par Lindh ve ekibi de etkilenerek albümde yer veriyorlar. Her ne kadar metalik sesler var olsa da, o kadar göze batacak yada müziğin seyrini değiştirecek türden değiller.

Albüm 'Baroque İmpression No.1' parçası ile başlıyor. Kilise orgu ve gotik vokaller ile başlayan parça davul ve elektrik gitar ile birlikte hızlanır gibi oluyor. Sonrasında gelen sesler ise klasik müziğin önemli isimlerinden ve bir çok rock grubuna ilham olmuş Bach'ın izlerini taşıyor. Progresif rock'ı sevmemde ki en önemli etkenlerden biri olan klasik müziğin progresif rock'da yaratıcılık anlamında profesyonel olarak kullanılıyor olması. Par Lindh ise bu 2. albümünün açılış parçasında bunu kusursuz bir şekilde gösteriyor. Parçayı dinlerken bir klasik müziğin esiri bir de rock müziğin esiri oluyorsunuz.

Yeni dönem modern progresif rock gruplardan tam istediğim de bu. Par Lindh gibi rock müziğin yaratıcılık anlayışına uygun ve modern sesleri dışlamadan ortaya albümler çıkarmak. 'Baroque İmpression No.1' gibi bir parçayı başyapıtlar listenize ekleyin.

3 parçalık albümün 2. parçası yoğun bir Greg Lake akustik gitar havası taşıyan 'The Crimson Shield'.

Parçayı açan akustik gitar bana 'From The Begining' akustik gitarını anımsatıyor, tabi bir de synth sesleri var anımsatan. İlk albümüne de koyduğu vokal odaklı bir parça. Folkik seslerin, vokal sayesinde nostalji yaşamak isteyenler için ideal, kusursuz bir parça.

Ve, en sonunda albümü progresif rock'ın başyapıtları arasına sokacak olan parçaya, 'aynı zamanda albümünde ismi, Mundus Incompertus'.

27 dakikaya varan uzunluğu, parçanın içine konulan klasik müzik parçaları, görünürde metalik sesler ancak avantgard olan gitar ve davul işbirliği; parçayı kesinlikle başyapıtlar arasına sokacaktır. Klasik 70'ler başyapıtlar arasına değil elbette; günümüzün progresif rock müziğinin, hani o modern progresif rock müziğinin arasına; hatta öncülük bile edecektir.

Parçayı tekrar tekrar dinlerken aklıma hep ELP'nin 'Karn Evil 9' adlı destansı parçası geldi. Nasıl 'Karn Evil 9' parçasını dinlerken müzikten fazlasıyla zevk alıyorsam, bu parçada da aynısı oldu.

Sonuç olarak, Par Lindh yeteneğini ve örgütçülüğünü 2. albümünde de devam ettiriyor. Yeni sesleri ve deneyleri de görmezden gelmeyerek, onlara da albüm içinde yer veriyor. Bize de dinleyip, ortaya konan mükemmelliyetten nasiplenmek düşüyor.

1. Baroque İmpression No.1 (9.10)
2. The Crimson Shield (6.38)
3. Mundus Incompertus (26.43)

Süre : 42.34

Par Lindh / Piyano, Harpsichord, Kilise Orgu, Hammond Orglar, Mellotron, Synth (ses düzenleyicisi), Perküsyon, 12 Telli Gitar, Yapımcı
Magdalena Hagberg / Vokal
Jocke Ramsell / Elektrik & Akustik Gitar
Marcus Jaderholm / Bas Gitar
Nisse Bielfield / Davul, Perküsyon

Konuklar
Singillatim Choir / Koro
Jonas Bengtsson / Blokflüt
İnge Thorrson / Keman
Michael Axelsson / Oboe
Aron Lind / Trambon

14 Eylül 2016 Çarşamba

Hostsonaten - Hostsonaten 1997



Höstsonaten; İsveçce bir sözcük, Ingmar Bergman'ın bir filminin ismi. Fabio Zuffanti'nin ikinci projesi olan grubun da ilk albümü. Fabio Zuffanti grubu kurarken Ingra Bergman'ın filminden etkilenerek mi bu ismi verdi, muhtemeldir.

Finisterre grubu üyesi Fabio Zuffanti'nin 1998 yılında ki ilk projesi, Höstsonaten. Hatta bu ilk albüm Finisterre albümü olarak çıkacakmış ama bazı şeyler olmuş, o yüzden yeni bir grup ismi adı altında çıkmış, gibi bir bilgi de var. İtalyan progresif rock grupları günümüzde pek popüler olmadıkları için, bu tür bilgileri gram gram topluyorum.

Fabio Zuffanti ismi önemli. Hem İtalyan progresif rock hem de yeni dönem progresif rock müziği için çok önemli bir isim. İngiltere'den Steve Wilson (Porcupine Tree) gibi Fabio Zuffanti de müzikal kişiliğinde elinden geldiğince progresif rock için sürekli birşeyler ortaya koymaya çalışan biri. Höstsonaten, Fabio Zuffanti'nin tek projesi değil. İtalya'da bir çok grubun (7-8 grup belki daha fazladır) kurucusu. Bir çok grubunda prodüktörlüğünü yapmakta. Son olarak kendisinin solo albümleri de bulunmaktadır.

Fabio Zuffanti'ti özel olarak yazmak gerekir çünkü şimdiye kadar yaptıkları onca albüm buna bir sebepdir.

Albüm olarak Höstsonaten....

Eğer klasik müzik seviyorsanız, az biraz folk müzik seviyorsanız, az biraz da klasik gitar seviyorsanız Höstsonaten'den 'Höstsonaten' albümünü de seveceksiniz. Daha ilk parça da Stravinski'den 'Firebird' mü açtım acaba derken, Höstsonaten 'Sinfonia Della Luna part 1' (Ay senfonisi) kısacık ama harika bir açılış parçası. 19. yüzyıl folk ezgilerinin klasik müzikte kullanılmaya başladığı dönemde ki kadar çoşkulu, çoşku verici.

'Höstsonaten (Suite)' 40 küsür dakikalık yeni dönem senfonik progresif rock şaheseri. 40 dakikalık 'Höstsonaten' bir müzik komposizyonu, içinde caz'dan, folk'a (akdeniz ezgileri), Pink Floyd'dan Harmonium'a kadar bir çok tür var. 'Höstsonaten' parçasında saksafonda ki kişi Edmondo Romano. Eris Pluvia grubundan gelme. Eris Pluvia grubu da 90'lı yılların başlarında yaptıkları kaliteli albümle hala aklımdadır.

Kapak tasarımı yada resmi de diyebilirsiniz, daha da ilginç. İlginçlikten ayrı olarak komik aslında. Doğu Roma sanatı, Meryem betimlemesinin alt kısmında küçük bir köpek! Meryem değil, Kybele diyeceğim, konu tarihe kaçacak. En iyisi Meryem diyelim, küçük bir köpekcik var orada diyelim, kısa ve net olsun.

'Remember You' naif, iç gıdıklayıcı, rahatlatıcı folk ezgileriyle bezenmiş 98 yılına göre çok yaratıcı bir parça. Bir önceki parça olan 'Suite''den sonra kesinlikle favori parçam.

Son parça ' The Rime of the Ancient Mariner' bana çok itici geliyor. Neoprog esintilerinin bolca kullanıldığı bir parça. Şu fiyuv fiyuv diye öten org'u sevemedim bir türlü. Parçanın başlangıcından 5'inci 6'ncı dakikaya kadar gidiyor, org.

İtalyan progresif rock müziğini sadece 70'lerden dinlemeyin. Bir de günümüz İtalyan rock gruplarından dinleyin. Fabio Zuffanti'nin Höstsonaten 'in ilk albümü projesi de başlangıç olsun. Hem İtalyan hem senfonik progresif rock, tadından yenmiyor.

1. Sinfonia Della Luna part 1 (1.47)
2. Höstsonaten (41.21)
a.Sunset
b. Starfields
c. Forest
d. Ghosts Of Summer
Evenings
e. Watersong
f. Spirals
g. Seascape
h. Morning (Zuffanti)
3. Remember You (7.32)
4. The Rime of the Ancient Mariner (12.35)

Süre : 63.15

Fabio Zuffanti / Bas Gitar, Synht (ses düzenleyici), Klasik Gitar, Vokal
Stefano Marelli / Elektrik, Akustik, Klasik ve 12 telli Gitar
Osvaldo Giordano / Synth (ses düzenleyici), Melletron
Fabio Casanova / Minimoog
Boris Vallen / Piyano, Minimoog
Edmondo Romano / Saksafon, Kayıtedici
Francesca Biagini / Flüt
Marco Cavani / Davul, Elektrik Davul ve programcı

Konuklar
Claudio Castellini / Vokal (The Rime of the Ancient Mariner)
Carlo Carnevali / Vokal ve Parça Yazımı

17 Mayıs 2016 Salı

Labirent - Çağın Harikası (Dayan Soğuğa) 1997

Türk Progresif Rock

Çağımız ideolojiler çağıdır. 18. Yüzyılın sonlarında çıkan, 19. Yüzyılda birer disiplin haline gelen ideolojilere 20. ve 21. Yüzyılda da yenileri eklenmiştir.  Öncesi dinlerden türeyen mezhep temelli dini ideolojiler iken günümüz ise tamamen siyasal ideolojilerdir. Dinler de zaten siyasi ideolojiler değil mi, derseniz. Cevabı tabii ki evettir. Bu konuda Hatemi’nin sözünü hatırlamakta fayda var. ‘İslam siyaset değilse, hiçbir şey değildir.’

Türkiye’mizde de yeterinden fazla ideolojiler mevcut. Özellikle sol ideolojilerin amip gibi çoğalmakta üzerlerine yok.  Dünya üzerinde  bu kadar çoğalan başka bir sol düşünce bilmiyorum. Bir kitap yazanın etrafında toplananlar bile ideoloji sahibi olabiliyor. Sağ için söylemeye gerek yok. Ülke de ne kadar çok tarikatlar var diye.

Labirent grubu da bir ideoloji etrafında toplanan kişilerden oluşan bir rock grubu. Tek albümleri olduğuna aldanmayın. Ülkemizde çıkmış en güzel albümlerden birisine sahip.

Labirent gibi bir çok müzik oluşumlarının etrafında toplandığı ideolojiler mevcut, hem sol’da, hem sağ’da. Ancak görebildiğim kadarıyla Mustafa Kemal’in yaptıkları üzerine oluşan Kemalizm ideolojisi etrafında toplanan tek grup. Malesef tek albümleri var. Yetinmek durumundayız.

‘Karşındakiyle akılcı bir şekilde gözleme ve mantığa dayanarak tartışmayacağım bir şeyi eğitime sokmam. Aksi takdirde bu dayatma olur’ sözünün sahibi Mustafa Kemal’in takipçisi olmak, diğer ideolojilerden ne kadar bilime yatkın bir ideoloji olduğunu da gösteriyor.  Alıntıyı Celal Şengör’ün ‘Dahi Diktatör’ kitabından aldım.

Labirent’de özgürlük, cumhuriyet, yaşam ve insan hakları hakkında  albüm yapmışlar zamanında.
Daha önce de Mustafa Kemal üzerine, kurtuluş savaşı üzerine bir çok parça ve albüm yapılmıştır. Aşık Mahsuni Şerif, Fikret Kızılok, Ruhi su gibi bir çok Türk müzik insanı Mustafa Kemal için albüm yapmıştır. Hafızamızdadır.  Ancak Rock müzik olarak Labirent’in albümü özel bir yere sahip. Hele ki bunu progresif rock’a uydururak yapınca çok daha güzel, numunelik bir albüm çıkmış ortaya.

‘Gölge’ parçası yaşam üzerine yazılmış bir parça. Döneminin müzikal atmosferini yansıtıyor. Özellikle 80 sonları progresif rock müzikal atmosferine birebir uymuş. Neoprog hareketi müziğini yansıtmışlar.

‘Hey Dostum’ ortadoğu ezgileri temel alınarak yapılan bir parça. Bir başka yaşam üzerine yazılmış parça. Yaşamı sorgulayan ve gitar solosuyla parçanın karakteri yaratılmış. Yunus Emre’den sözler alınmış parçaya.

‘Orada Bekle (Bilinmeyen bir yıldızdan)’ parçanın girişi 80’lerin Genesis temelli Marillion müziği olmuş. Özellikle giriş kısmında ki klavye gerçekten çok iyi. Devamı Deep Purple ritimleri gibi hızlı, ve şarkıya eşlik ettiriyor. Gitar solosu Türkiye’de yapılan rock müziğe ders niteliğinde.

‘Samsun’a Yolculuk’ ve ‘Savaşıp Ölmek’ birbirlerini tamamlayan iki parça. Parçanın yapısı Pink Floyd, Eloy gibi saykodelik, uzay rock müzikal atmosferini yansıtmış. Sözleri şiirsel.

Bu gemide umut var

Bu gemide özgürlük

Bu gemide yürek var

Bu gemide bir asi

‘Sendin Ey Aşk’. Pink Floyd’un ‘Animals’ albümünde ki girişler gibi olmuş. Fazlasyla başarılı bir parça. Yaşam üzerine başka bir parça.

‘Yaşamak’ bir başka yaşam üzerine bir parça. Parça tam da 80’ler döneminin neoprog müziğine ülkemizden bir katkı olmuş. Albümde üzerine çalışılmış bence en iyi parça.

‘Çanakkale İçinde Vurdular Beni’ 70’lerin saykodelik, uzay rock müzikal atmosferini yansıtmış. Herkes tarafından hafızalara kazınmış  100 yıllık bir türkü ancak bu kadar güzel bir şekilde yorumlanabilirdi. Vokal Serhat  Koçak çok güçlü bir sese sahip. Parçayı dinlerken bunu hissedebiliyoruz. Kendisi son yıllarda progresif elektronik müzik üzerine ürünler vermektedir.

‘Çağın Harikası (Avrupa)’. Albümün politik yüzü. Ve tabii ki Kemalizm’inin politik yüzü.

Acıyorum sana

Suskunluğuna

Acıyorum sana

Duyarsızlığına

Çağın Harikası

Avrupa

Pink Floyd’vari gitarı grubun mentalitesinde ki müzikal yapıyı gösteriyor.

‘Ölüm Korkusu’. Ricthi Blackmore ritmik gitarına benzer bir girişle başlıyor. Yaşam üzerine yazılmış son parça.

Albümde ki 10 parça bu şekilde kısa bir süre de bitiyor. Bitiyor bitmesine ama Türkiye’de nasıl rock müzik yapılır sorusuna da en iyi örnek teşkil ediyor.

Labirent diye bir progresif rock grubu vardır, bu ülkede. Hatırlanmıyor olsa bile, unutulmaması gerekiyor.

Vokal: Serhat Koçak
Klavye: Yavuz Selim
Gitar: Volkan Ünlüer
Bas: Tolga Tecer
Davul: Levent Ünal