Bu Blogda Ara

1988 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1988 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2016 Pazar

3 (Three) - To the Power of Three 1988



2009'da askere gittiğimde yanımda mp3 çaları da götürmüştüm. Acemi birliğinde girerken mp3 çaları teslim ettim ama usta birliğine girerken bir şekilde saklayıp, mp3'ü bölüğe sokmuştum. 1 yıl dağın tepesinde ne yapacaktım ki müziksiz. İşte o mp3'ün içinde olan albümlerden biri de bu albüm. Hafızam çok iyi değildir, örnek olarak insanların isimlerini aklımda tutamam, adres ezberleyemem, telefon numaralarını bile hatırlayamam ama dinlediğim müzikleri asla unutamam.

Askerde iken müzik dinlemenin en güvenli yer nöbet yeri. Geceyse bir de yakalanma riskiniz yok denecek kadar az. Askerliğim boyunca mp3'ü hep nöbet yerimde kullandım. Hatta operasyonlara çıktığımızda bile yanımda götürdüm. Yolda yürürken bile dinliyordum. İtiraf gibi oldu.

70'lerin progresif rock müziği 80'lere gelindiğinde kalite olarak neredeyse yerlerde sürünüyordu. 70'lerin müzikal mantığına uyarak müzik yapan gruplar vardı elbette ama ya yok denecek azdı yada bilinmiyordu. Hala da öyledir. 70'lerin grupları da 80'lere geldiğinde müzikal olarak değişmeye başladı. Daha melodik, daha basit yapı parçalar ürettiler. Piyasaya yönelik albümler çıkardılar. Ama albümelerinde az da olsa 70'lerin müzikal kırıntıları vardı.

Tapınarak sevdiğim King Crimson, YES, Genesis gibi grupların 80'li yıllarda ki albümlerine bir türlü sevemedim. ELP de dahil tabii bu duruma. Progresif rock gruplarının 80'li yıllarda ki popüler  müziğe kaymasına Keith Emerson liderliğinde ki ELP ve 3 (Three) grup denemeleri yeterince iyiydi. Her ne kadar satış ve popülerlik olarak çok düşük olsa da albüm satışları, kalite ve yaratıcılıkları yerli yerindeydi.

Hep söylenen şey; progresif rock punk akımı ortaya çıkınca gerilemeye başladı. Popülerliğini punk yüzünden kaybetti. Bu söyleme katılsam da tam olarak açıklayıcı değil. 70'lerin progresif rock müziğinin unutulup gitmesinde ve dinleyicisiniz azalmasında punk'tan ziyade metal türünün etkisi var. Gençler, 68'li yıllarda olduğu gibi saykodelik ve progresif rock yerine metal dinlemeye başladı. Bence bu durumda Amerikan lümpen gençliğinin büyük bir etkisi var. Tabii onları takip eden diğer ülkelerin dinleyicisi de dahil.

Albüm ELP grubundan Keith Emerson ve Carl Palmer önderliğinde oluştu. Vokal olarak Robert Berry getirildi. Robert Berry bu albümün üzerine 3-4 albüm daha yaptıysa da; bu albümde ki kaliteyi tutturamadı. Aslında albüm bir başyapıt da değil ama 80'ler de yapılan progresif rock'ın ortalamasının üzerinde.

Albüm 80'lerin havasına uygun olarak fazlasıyla melodik. 'Lover To Lover', 'Chains', 'Talkin' Bout' parçaları eğlenceli parçalar. Seksen müziklerini sevenlerin şarkıları diline dolayacağından eminim. Hatta Bryan Adams sevenlerin 'You Do Or You Don't' parçasını da seveceklerine eminim.

Albümde iki parça var progresif rock'ın anlamını bulmuş. 'Desde La Vida' ve 'On My Way Home'. 'On My Way Home' parçası melodik dursa da, Keith Emerson'un piyano çalışı ELP dönemini hatırlatıyor. Üç bölümlük ' Desde La Vida' ise albüme fazla gelen bir parça. Belki de şöyle desek daha yerinde olur. Albümün kalitesini yükselten tek parça. Carl Palmer işçiliği.

Progresif rock dinlemekten sıkıldığınızda dinleyebileceğiniz yarı progresif yarı pop odaklı rock türüne uygun bir albüm. Dinlerken başka bir işi rahatlıkla yapabileceğiniz türden bir albüm. Önyargılarınızla dinlemeyin böyle albümleri. Olduğu gibi kabul edip öyle dinleyin.

1. Talkin' Bout (4.00)
2. Lover To Lover (4.12)
3. Chains (3.42)
4. Desde La Vida (7.06)
. La Vista
. Frontera
. Sagne de Toro
5. Eight Miles High (4.08)
6. Runaway (4.42)
7. You Do or You Don't (5.02)
8. On My Way Home (4.46)

Keith Emerson / Klavyeler
Robert Berry / Gitarlar, Bas Gitar, Vokal
Carl Palmer / Davul

Konuklar
Suzie O'List / Vokal
Kim Liatt J. Edwards / Vokal
Lana Williams / Vokal 

31 Mayıs 2016 Salı

Mozaik - Çok Alametler Belirdi 1988

Senfonik Progresif Rock

Kendine güveni olan insanlar hayatta daima başarılı olan insanlardır. Ancak bu kendine olan güveni narsizm ile karıştırmamak gerekiyor. Tarihte ki bir Napolyon figürü cumhuriyet düşüncesine olan inancı sayesinde özgüven sahibi olmuştur. Ve Napolyon’un cumhuriyet düşüncesine olan inancı ilk önce bütün avrupa’yı daha sonra da bütün dünya’yı değiştirmiştir. Aynı şekilde M. Kemal Atatürk’te özgüven sayesinde kurtuluş savaşına önderlik etmiştir. Hitler gibi bir kişilikte (kişiliksizlik) narsizm’e örnek oluşturur. Bir başkası da günümüzün kimilerince kendisine reis denilen kişi de narsizm örneğidir.

Mozaik grubu üyeleri de özgüven sahibi kişilerden oluşan bir modern müzik topluluğu. 70’lerin hayranı oldukları progresif rock gruplarının müziklerinin Türkiye’de de layıkıyla yapılabileceği inancıyla 1980’li yılların en güzel taraflarını aktarmışlardır günümüze. Müzikal yapı olarak 80’li yılların neoprog müzikal atmosferini  albümlerinde görebilirsiniz.

Mozaik grubunun 80’li yıllarda yaptıkları 4 albümü sıralamaya koymuş olsak, bütün mozaik severlerce ilk sıraya kesinlikle ‘Çook Alametler Belirdi’ albümü konur. Haksız da sayılmazlar. Albüme isim veren ‘Çook Alametler Belirdi’ parçasının içinde Pink Floyd, Genesis, King Crimson, Van der graaf generator gibi progresif rock’ın tanımının yapılmasını sağlayan grupların müziklerinin tınılarını, müzikal yapılarını duyabilirsiniz. Ayşe Tütüncü’nün org ve synth’i kullanımı parçanın tam ortasında bana Pink Floyd’un ‘Animals’ albümünü hatırlatır.

Aslında bu bir  özgüvenin dışavurumudur. Hayranı oldukları grupların benzerlerini yapmaya çalışmayarak, tamamen kendilerine özgün bir şekilde ‘Bakın, biz de kaliteli müzik ortaya koyabiliriz’ demişlerdir. Ki zaten yaptıkları müzik evrensel bir müzik türüdür. Yerel değildir. Blues yerel bir müzik iken, progresif rock yapan evrenselliği yakalayabilen grup ve müzisyenlerdir. Mozaik grubu da yaptıkları albümlerle evrensel müzik ortaya koymuşlardır.

Albümde öne çıkan bir parça yok. Hepsi öne çıkabilecek, birbirleriyle yarışabilecek düzeyde parçalar. O yüzden ‘Çook Alametler Belirdi’ albümünde öncelikle şu yada bu parçayı dinleyin diyemem. Örneğin ‘Oniki Adım’ piyanosunda bir Rick Wakeman duyabilirsiniz. Saksafon’un sesiyle, İtalyan progresif rock devlerinden Banco Del Mutuo Succorso benzeri bir caz yorumu da duyabilirsiniz.

Ama tabii ki benim için öne çıkan iki parça var. Söylemeden edemeyeceğim, iki parça. ‘Gitmeliydik’ ve ‘Kurşun Askerin Gerçekleşemeyen Kaçışı’ parçaları. Albümün son iki parçasıdır. Ard arda dinleyince sanki birbirlerinin devamı gibi olan parçalardır.

‘Gitmeliydik’ parçasında Türkiye’nin en iyi perdesiz gitar ustası Erkan Oğur’un elektro gitar çalışını dinlersiniz. Sonu SBB grubu gitaristi Apostolis Antymos’in caz gitarını hatırlatmıyor değil.

Devam parçası niteliğinde ‘Kurşun Askerin Gerçekleşemeyen Kaçışı’ parçasının giriş kısmı da ELP’den Greg Lake’i hatırlatıyor. Hatırlatmıyor olmaması gerek, Greg Lake kadar iyi iş çıkarmışlar demeliydim. Mehmet Taygun ispanyol gitarıyla hiç de öyle akdeniz müziğini yansıtıyoruz havasında değil. Sonunda ki saksafon solosu hafif caz (Smooth Jazz) sololarından.

‘Yürümek’ adlı parça, benim Türk rock müziğine en yakın bulduğum parça. Özellikle 70’lerin Anadolu Rock yapısını yansıtan bir parça.  70’lerin Moğollar’ının, MFÖ’sünün müzikal anlayışlarını duyabilirsiniz. En azından ben duyuyorum.

12 Eylül sonrasından günümüze en iyi rock gruplarından birisidir, Mozaik. Mozaik grubu dinlenmeden ne geçmişin, ne şimdinin ne de geleceğin Türkiye’sinin rock müziğini anlayabiliriz. Mozaik Türkiye’de yapılan progresif rock için çok önemli bir kıstasdır.

Son olarak; bu albüm bizim kendimize özgüven’imiz olunca neler yapabileceklerimizin göstergesidir.

1. Sappho İle Konuşma
2. Kendi Bıraktığım İzlerde
3. Yürümek
4. Çook Alametler Belirdi
5. Bir Bisiklet Gezintisi
6. Oniki Adım
7. Gitmeliydik
8. Kurşun Askerin Gerçekleşemeyen Kaçışı

Ayşe Tütüncü: Synthesizer, Piyano, Vokal, Perküsyon
Bülent Somay: Akustik Gitar, Vokal, Perküsyon
Saruhan Erim: Bas Gitar, Vokal, Perküsyon
Mehmet ''Kuzu'' Taygun: İspanyol Gitar, Vokal
Timuçin Gürer: Vokal, Perküsyon
Cem Aksel: Davul
Serdar Ateşer: Elektro Gitar
Tahsin Ünüver: Soprano Ve Tenor Saksafon, Flüt

Konuk Müzisyenler
Sumru Ağıryürüyen; Sappho ile Konuşma'yı Söyledi,
Erkan Oğur; Gitmeliydik'e Elektro Gitar Çaldı
Düzenleme: Mozaik (Sappho'nun Düzenlemesinde Erkan Oğur Katkıda Bulunmuştur)