Bu Blogda Ara

Unreal City etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Unreal City etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2019 Cumartesi

Unreal City - Frammenti Notturni 2017


2008 yılında kurulan grup ilk albümlerini Fabio Zuffanti'nin keşfetmesi, ön ayak olmasıyla 2013 yılında çıkardı. İlk albümleriyle de dikkatleri üzerine çekmişti ki, o yıl önüme gelen bir kaç kaliteli albümlerden birisiydi. Grup ikinci ve üçüncü albümlerini ikişer yıl arayla çıkardı. Geçen yıl 2017'nin en iyiler diye liste hazırlarken o dönem albümü beğenmediğim için koymamıştım.

Ancak şimdi iki gündür dinlememden dolayı 2017'nin en iyi albümlerinden birisi olduğunu söyleyebilirim.

Unreal City grubu bir hayli genç insanlardan oluşuyor. Yaptıkları müzik ise 70'ler klasik italyan progresif'inin günümüze yansımış şekli. İtalyan progresif rock'ı denince akla gelen PFM, Banco gibi grupların atmosferi de müzikal mentalitesi de parçalarında yer alıyor. Öyle ki PFM'nin folklorik seslerini tanımanız yada Banco'nun Museo Rosenbach'ın avantgard havasını görmeniz işten bile değil.

Grup, progresif rock'ın 70'ler mantığına uyarak klasik müziği ve folklorik sesleri günümüz enstrümanlarının atmosferiyle harmanlayarak oluşturuyor. Açılış parçası 'La Grande Festa in Maschera', kaotik yapısı albümün anlaşılması en güç parçası. Önceki albümlerinde keman kullanmamışlardı bu albümde ise ilk iki parçada konuk müzisyen alınmış. Parça kısmen King Crimson'ı anımsatsa da, Banco ve Museo Rosenbach etkisi çok daha baskın.

İkinci parça 'Le Luci Delle Case (Spente)', PFM'nin 'L'isola di Niente' albümünü anımsattı. Avantgard senfonik atmosferin içine folk ezgileri döşenmiş. Ve en az PFM kadar da başarılı olunmuş. İtalyan progresif müziği dinlediğinizi bu ikinci parça ile daha çok hissediyorsunuz.

Müzikte özellikle progresif müzikte en sevmediğim şablon üzerinden parça yapılmasıdır. Genel olarak blues ve pop parçaları üzerinden yapılanlardan nefret derecesinde tiksinirim. 'Barricate' parçası da öyle başlıyor ancak parçanın ikinci yarısında çok güzel bir org solosu parçaya bakışımı değiştiriyor.

'Il Nido Delle Succubi' ile Museo Rosenbach'ın Zarathustra albümüne bir nevi selam göndermişler. Albümdeki favori parçam.

'Arrivi All'Aurora', bir önceki parça gibi bir başka italyan dev'ine selam göndermişler. Bu kez selam Banco grbunun Garofano Rosso ve Io sono nato libero albümlerine gidiyor.

Unreal City, günümüzün bir çok italyan rock grubuna göre geçmişine daha sadık bir grup ve albümleri tamamen 70'lerin atmosferi ve mentalitesindeki müziklerden oluşuyor. 70'ler klasik italyan progresif müziğini sevenlerin (benim gibi) kaçırmaması gereken bir grup.

Her iki yılda bir albüm çıkardıkları için muhtemelen bu yılda yeni bir albümle varolmaya devam edecekler.

1. La Grande Festa in Maschera (13.15)
- Desir
- Exitacion
- Plateau
- Orgasme
- Resolution
2. Le Luci Delle Case (Spente) (11.00)
3. Barricate (5.47)
4. Il Nido Delle Succubi (9.48)
5. Arrivi All'Aurora (7.53)

Süre : 47:45

Emanuele Tarasconi / Vokal, Org, Mellotron, Klavnet, Akustik Gitar, Synth
Francesca Zanetta / Elektrik & Akustik Gitar, Mellotron
Dario Pessina / Bas Gitar, Bas Pedal, Geri Vokal
Marco Garbin / Davul, Perküsyon

Konuklar
Matteo Bertani / Keman
Camilla / Geri Vokal 

26 Eylül 2016 Pazartesi

Unreal City - La Crudelta Di Aprile 2013



Yeni dönem progresif rock gruplarını yazmaya devam. Tabii ki en iyileri. En iyiler deyince İtalyanları boş geçemeyeceğim. İngiliz progresif rock müziğinden sonra saygıyı en çok hakeden İtalyan progresif rock gruplarıdır. Her zaman derim, progresif rock müziğinin yarısı İngilizler ise diğer yarısı İtalyanlardır.

Unreal City, İtalyanların çıkardığı yeni dönem progresif rock gruplarından. İlk albümleri ile daha çok güzel albümler çıkaracaklarını belli ediyorlar. Daha ilk albümlerinde klasik italyan senfonik progresif tınılarını, ezgilerini görmeniz mümkün. Bununla yetinmemişler 80'li ve 90'lı yıllarda ki senfonik progresif rock gruplarından esinlenmeyi de ihmal etmemişler.

Unreal City'nin ilk albümü 'La Crudeltà Di Aprile' çok değil, günümüzden 3 yıl önce çıkmış piyasaya. İtalya'ya geldiğim yıl çıkan albümü maalesef taze olarak dinleyememiştim. Daha doğrusu İtalya'ya geldikten bir süre sonra yeni dönem grupları dinlemeyi bırakıp, sadece klasik progresif rock gruplarını dinlemeye başladım. Onlarca, yüzlerce dinlediğim albümleri tekrar tekrar dinledim. Her neyse blog'u açıp progresif rock albümlerini yazmaya başlayınca arkadaşın dediğine uyup yeni dönem kaliteli progresif rock albümleri örneklerine Unreal grubunu koymazsam olmaz. Hem de bütün albümü dinledikten sonra.

Albümde ki bütün parçalar üzerinde çalışılmış, 2000 sonrası yapılan progresif rock müziğine teker teker örnek gösterilebilir. Emanuele Tarasconi'nin klavyeler ve synth kullanımında ki hakimiyeti, yeteneği ve yaratıcılığı takdir edilmesi gerekiyor. 20'li yaşlarında gençler tarafından kurulmuş Unreal grubunun Emanuele Tarasconi yaratıcılığında ve öncülüğünde gelecekleri kesinlikle parlak.

Albümü dinleyip aklımda yer eden ve tekrar tekrar dinlememe sebep olan parçalar.

'Atlantis', oturup Platon'un bahsettiği anlatacak halimiz yok. Muhtemelen tarih içinde de Miken uygarlığının hikayesidir. Tabii bu benim kendi görüşüm. Hayali şehir diye grup kurulunca daha ilk albümde Atlantis hikayesinden bahsedilmezse yada konu edilmezse olmaz. Unreal City grubu da ilk albümlerine hemen Atlantis'ten esinlenerek bir parça yapıp, ilk albümlerine koymuşlar. Synth, org ve klavye kullanımları neoprog rock gruplarını andırsa da, başka bir italyan senfonik progresif rock grubunu hatırlatmazsam burada, olmaz. Quasar Lux Symphonie grubunun kullandığı org ve synth'te Unreal City grubunun kullandığı ile hemen hemen aynı. Quasar Lux Symphonie grubunun 90'lı ve 2000'li yıllarının albümlerini dinleyin, bana hak vereceksiniz. Hatta dördüncü dakikadan sonra kullanılan synth ve org Wobbler grubunun Hammond org'una benziyor. Evet, muhtemelen grup üyelerinin günümüzde ki favori gruplarından birisi de, Wobbler. Wobbler benim favori gruplarımdan birisi, belirtmeme gerek yok sanırım. Altıncı dakikada çalınan müzik aleti bizim Ud'a benziyor. Gerçeği aynı müzik aletini Yunanlarda ve İtalyanlarda da var ama bana bizim Ud'u hatırlattı. 'Atlantis' parçası müzikal zenginlik akılda kalmayı fazlasıyla hakediyor.

'Catabasi' kilise orguyla hayali şehrin içine kadar götürüyor. Ağır ağır ilerleyen kilise orgu kullanımı Goblin grubunun müzikal yapısını hatırlatıyor. Araya giren keman ve sonrasında gelen senfonik gitar fazlasıyla akılda kalıcı bir parça ortaya çıkartıyor. Diğer parçalarda olduğu gibi bu parçada da Emanuele Tarasconi klavyeler üzerinde ki hakimiyeti ve yaratıcılığı sizi bir yerden alıp bir yerlere götürüyor. Son kısımda ki kısa elektrik gitar solosu da gayet güzel durmuş. Elektrik gitarı çalan arkadaş bir bayan, belirtmezsek olmaz.

'Horror Vacui' 18 dakikalık bir şaheser. Ne çok gördük uzun parçalar, içleri bomboş olan. Uzun parçalar ortaya çıkarmak mesele değil, içini doldurabilmek önemli olan. 'Horror Vacui' parçası ise başlamasından bitişine göre dopdolu bir parça. Synth ve org kullanımı neoprog akımı başlatıcılarından Marillion'un Fish'li dönemini hatırlatıyor ara ara. Özellikle vokal Emanuelle Tarasconi'nin şarkıları söyleyiş tarzı Fish'in vokal tarzına çok yakın. On dördüncü dakikadan sonra Banco müziğini duymanız içten bile değil. Son bir dakika öncesine kadar Banco tarzı caz piyanosunu da hatırlamış oluyorsunuz. Gerçekten üst üste dinlemekten sıkılmayacağınız harika bir senfonik progresif rock parçası çıkmış ortaya.

Tabii ki albümde 3 parça yok. Diğer parçalar da en az benim dikkatimi çeken parçalar kadar kaliteli parçalar. O kadar çok progresif rock dinleyince artık aralarından bazı parçaları yada albümleri seçmek zorunda kalıyorum. Yazmak içinse, diğer parçalar gibi kalan parçalara da yazmaya kalkarsam İkinci sayfayı da geçecek. Ama ben burada oturup biramı içip albümü dinlemeyi tercih ederim.

Bu arada söylemeden edemeyeceğim. Vokal tonunu beğendiyseniz, yukarıda bahsettiğim yine başka bir italyan senfonik progresif rock grubu Quasar Lux Symphonie dinlemenizi öneririm. Her iki grubun vokalleri de çok benzer ses tonlarına sahip.

Son olarak günümüzde siz de benim gibi kaliteli progresif rock müziği dinlemekte, arayıp bulmakta zorlanıyorsanız, Unreal grubunu not edin bir yerlere. Soranlara da grubu önerin.

Not: Not olarak belirtmek istedim çünkü böyle güzel bir albümde eksik bulmak olmaz. Albümde ve genel olara grubun müzikal yapısında akustik gitar ve elektrik gitar kullanımı çok az yada arka planda kalmış. Biraz daha ön plana çıkarmış olsalardı kesinlikle bir Genesis ile yada bir Yes ile karşılaştırılabilirlerdi.

1. Dell"Innocenza Perduta (7.28)
2. Atlantis (Conferendis Pecuniis) (9.49)
3. Catabasi (Descencio Ad Inferos) (8.14)
4. Dove La Luce E Piu Intensa (7.01)
5. Ecate (Walpurgisnacht) (8.58)
6. Horror Vacui (17.54)
a. Le Radici Del Mare
b. L'Assassino
c. Nel Sonno Delle Ragione
d. Il Baratro Della Follia

Süre : 59.24

Emanuele Tarasconi / Gitar, Vokal, Piyano, Hammond, Melletron, Synth (ses düzenleyici), Moog, Klavnet, Kilise Orgu,
Francesca Zanetta / Elektrik Gitar, Akustik Gitar, Rönesans Lute (Ud'a benzer bir müzik aleti)
Francesco Orefice / Bas Gitar, Geri Vokal
Federico Bedostri / Davul, Timpani, Perküsyon,

Konuk
Fabio Biale / Keman (1,3)