Bu Blogda Ara
2003 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2003 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Mart 2017 Cuma
8 Ekim 2016 Cumartesi
Gordian Knot - Emergent 2003
Gordian Knot, güzel grup. İçinde yaşadığımız modern (!) zamanın gerçek anlamda progresif rock yapan güzide gruplarından bir tanesi. Maalesef ikinci albümden sonrası gelmiyor. Bu tarz albümleri saklamak gerekiyor.
Emergent:
İlk albüme göre bu albümde progresif rock'ın klasik döneminden tanıdık iki kişi var. İlk albümde 80'li ve 90'lı müzisyenler vardı. İkinci albümü 'Emergent' de ise progresif rock'ın iki efsane grubun müzisyenleri var. İlki efsane Genesis'in efsane gitaristi Steve Hackett. Diğeri yine efsane ve progresif rock için temel olmuş YES ve King Crimson gruplarında davul çalmış, Bill Bruford (Bill Bruford 1975'da King Crimson'dan ayrılınca bir yıl Genesis'te çaldı). Ayrıca hiç sevmiyor olsam da progresif metal'in en yaratıcıları olan Fates Warning grubundan Jimm Matheos da grubun içinde. Aslında grup Sean Malone'nin önderliğinde olan bir müzikal birliktelik. Sean Malone birlikte çalacağı müzisyenleri seçerken gerçekten çok titiz davranmış. Titiz davranmış ama devamı yok.
Albüm içinde prog metal'in (!) yoğunluğu kimilerince çok bariz bir şekilde olduğu söylense de, daha çok King Crimson'ın 90'lı yıllarda yaptığı müziğin baskınlığı göze çarğıyor. Ayrıca belirtmekte fayda var; Steve Hackett'ın varlığı, Steve Hackett müziğinin de albümde yer bulmasını sağlıyor. 'Darktown' albümünün müzikal yapısı (yada atmosferi) sözsüz olarak, albümde yer edinmiş. Çok daha bariz bir şekilde varlığını hissettiren ise, caz füzyon. Albümün başlamasından bitişine kadar bas gitar çalan Sean Malone'nin bütün müziğe hakimiyetini görebiliyorsunuz. Albümde ki bir çok parçanın bazı yerlerinde rock ve caz tarihinini en önemli bas gitaristlerinden Jaco Pastoroius vari bas gitarı hissedebiliyorsunuz.
2000'li yılların başında bu tarz albümlerin dinleyici kitlesi az olduğu için devamı da gelmedi. İnsan keşke devamı gelseydi , hiç değilse günümüzden progresif rock'a örnek gösterebileceğimiz bolca albümümüz olurdu diyor ama ne yapabilirsiniz ki, müzik piyasası denilen şey tamamen duygusal (!). Bize de ancak bu tarz albümleri bulup, dinleyip arşivlemek düşüyor.
2. Muttersprache (6.26)
3. A Shaman's Whisper (6.33)
4. Fischer's Gambit (5.43)
5. Grace (Live) (8.27)
6. Some Brighter Thing (7.34)
7. The Brook The Ocean (4.06)
8. Singing Deep Mountain (9.00)
Süre : 49.48
Jason Gobel / Gitar
Steve Hackett / Gitar
Sean Malone / Bas Gitar, Ebow, Stick Gitar, Vokal
Sean Reinert / V-Davul
Bill Bruford / Çelik Davul, Davul
Paul Masvidal / Gitar
Jimm Matheos / Naylon ve Çelik Telli Gitar
Sonia Lynn / Vokal

6 Ekim 2016 Perşembe
Tangent - The Music That Died Alone 2003
Oğlum bu soru'da tanjant aldın mı?
....
Niye almadın?
....
Ben sana söylemedim mi, eğer tanjantını almazsan çözecekmezsin soruyu diye!.
Trigonometri de tanjant almak önemli!!!
Meslek lisesine gitmiş olmama rağmen ne hikmetse lise son sınıfta trigonometri dersi koymuşlardı. Matematik yok, geometri yok ama trigonometri var. Matematiğim kötü olmadığı içinde trigonometri'den rahatça geçmiştim. Tanjant'ı da o zamandan beri hatırlıyorum.
Tanjant; teğet. Hafif bir dokunuş.
Tangent grubu da hafif bir dokunuş olsun diye 70'lerin müziğinin üzerinden ilk albümlerini yapmışlar. Hafif bir dokunuş mu olmuş 70'lere yoksa tamamen 70'lerin mantığı ve müzikal anlayışı üzerine mi yapmışlar bu albümü, dinlemeye başlayınca anlamaya başlıyorsunuz. Albüm bildiğin 70'lerin müziği.
Tangent grubunun 70'lere öykünmesi, 70'lerin progresif rock'ının tanjantını alması kötü yada kopyacı bir müzik ortaya çıkarmamış. Tam tersine modern dediğimiz enstrümanlarla harika bir albüm çıkmış ortaya. Hani günümüzde progresif rock çok az yapılıyor sözüne karşılık gelen bir albümlerden bir tanesi.

Albüm 'In Darkest Dreams' parçası ile başlıyor. Daha başlar başlamaz, ELP mi çalıyorlar yoksa YES mi çalıyorlar acaba diye düşünmeniz mümkün. 'In Darkest Dreams' parçası içinde Pink Floyd müziği, caz-füzyon, canterbury gibi müzikleri duymanız da mümkün. Tekrar tekrar dinlememe rağmen albümde ki en itici parça, maalesef başlangıç parçası.
'The Canterbury Sequence' parçası ise isminden anlaşılacağı gibi Canterbury akımı. Özellikle İngiliz temelli progresif rock müziği takip edenler açısından . Parçanın içinde Camel, Caravan gibi Canterbury sesleri duymak içten bile değil. Ayrıca 70'lerin caz-füzyon'unun bolca kullanılması da ayrı bir zevk veriyor dinleyene. Son bölüm olan 'Up Hill From Here' parçasında Canterbury akımından gözükmeyen, hatta progresif rock'ın türlerine uymayan Wishbone Ash müziğini de duyabilirsiniz. Benim gibi gizli gizli Wishbone Ash dinleyip, ama senfonik, eklektik ve caz-füzyon dinliyorum ben diyenleri bile aklını başından alacak bir parça, 'Up Hill From Here'. O nasıl bir gitar solodur; Andy Powell, David Gilmour karışımı. Tek söz ile harika bir gitar solosu. Albümde ki en sevdiğim bölüm, sanırım 'Up Hill From Here' parçası.
'The Music That Died Alone' parçası daha başlar başlamaz 70'lerin hakkını veriyor. Giriş kısmında ki 2 dakikalık piyano bölümünde YES ve ELP'nin caz versiyonu rahatlıkla hissediliyor. Roine Stolt ise gitarıyla bildiğimiz Steve Howe'u (YES) hatırlatıyor. Hemen arkasından sözlerin başlamasıyla V.D.G.G. müziğinin caz-avantgarde havası başlıyor. Ki zaten saksafonu çalan V.D.G.G. üyesi David Jackson. Vokallerin Peter Hammill'e benzemesi de tesadüf değil. 2 dakika kadar kısa bir V.D.G.G. nostaljisi yapıldıktan sonra . Altıncı dakikadan sonra caz füzyona dönerken Return to Forever hatırlamamak olmaz. Piyano'yu Chick Corea çalıyor galiba derken, akustik gitar'ı Al Di Meola mı çalıyor diye de düşünüyor insan.
Roine Stolt'un ne kadar büyük bir müzisyen olduüunu söylemeye gerek yok, Bu albümde kendisini fazlasıyla belli ediyor zaten. Roine Stolt'u sadece bu albüm ile dinleyerek bile büyük bir müzisyen olduğunu anlayabilirsiniz. Steve Howe'dan, Andy Powell'a, Al di Meola'dan David Gilmour'a kadar progresif rock'ın yaratıcı gitaristlerinin müzikal anlayışlarını yakalamış ve üzerine parça da yazmış.
Son olarak 70'lerin progresif rock müziğinden hoşlanmakla kalmayıp, yerine bir şey koyamıyorsanız (benim gibi), Tangent'i alın listenize. Canterbury, caz-rock, caz-füzyon, senfonik progresif rock, V.D.G.G., King Crimson müziklerini bu albümde bulduğunuz gibi, Tangent'in bütün albümlerinde bulacaksınız.
In Darkest Dreams :
1. Prelude – Time For You (2.26)
2. Night Terrors (3.26)
3. The Midnight Watershed (3.03)
4. In Dark Dreams (4.01)
5. The Half-light Watershed (1.16)
6. On Returning (0.47)
7. A Sax In The Dark (1.13)
8. Night Terrors Reprise (3.37)
The Canterbury Sequence:
9. Cantermemorabilia (3.19)
10. Chaos At The Greasy Spoon (3.01)
11. Captain Manning's Mandolin (1.39)
12. Up Hill From Here (7.08)
The Music That Died Alone :
13. A Serenade (1.36)
14. Playing On (1.50)
15. Pre-History (2.36)
16. Reprise (3.43)
Süre: 44.41
Andy Tillison / Vokal, Klavye
Guy Manning / Akustik Gitar, Mandolin, Vokal
Roine Stolt / Elektrik Gitar, Vokal
Sam Baine / Piyano, Synth (ses düzenleyici)
David Jackson / Saksafon, Flüt
Jonas Reingold / Bas gitar
Zoltan Csörz / Davul
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






