5 Temmuz 2017 Çarşamba

The Moody Blues - Days Of The Passed 1967



Genel yaygın kanı yada bilgi, progresif rock'ın King Crimson'ın 'In The Court Of The Crimson King' albümü olduğu yönündedir ve bu görüşe ben de katılıyorum. Ancak King Crimson'ın öncesinde progresif rock'a uyan albümler yada grup müzikleri yok mudur, elbette ki vardır. Progresif rock'ın süper gruplarından adlandırılan ELP'nin klavyecisi Keith Emerson'ın Nice grubu ile yaptığı albümler senfonik yapılı albümler buna örnektir. Aynı zamanda Beatles'ın beat müziği dışına çıktığı 'Sgt. Pepper's Lonenly Heart Club Band' albümü de 1969 öncesine bir başka ciddi örnektir.


Keith Emerson'lı Nice grubunun senfonik rock albümleri ve Beatles'ın 'Sgt. Pepper's Lonenly Heart Club Band' albümüne göre The Moody Blues'un 'Days Of The Future Passed' albümü bana göre progresif rock'a daha yakın duruyor. Senfonik orkestra ile dönemin akustik rock anlayışı o kadar içiçe geçiyor ki, arada kaynayan beat-blues tarzı ezgiler gözükmüyor.

The Moody Blues bu albümle rock müziğe iki önemli yenilik getirdi. Birincisi Mellotron, ikincisi senfonik müzik.

Getirdikleri her iki yenilikte günümüzde hala bir çok kaliteli üst düzey rock grupları tarafından kullanılmaktadır. Ve en önemlisi getirdikleri bu yeniliklerle aradan 40 yıl geçmesine rağman hala muhteşemliğini koruyor.

Albümü benim gözümde muhteşem yapanlar ise; orkestral müzik ve rock'ın birleşimi ile Justin Hayward'ın o büyüleyici sesi. Justin Hayward o büyüleyici sesini daha sonra Jeff Wayne'nin 'War of The Worlds' albümünde de duyabilirsiniz.

Albümde 7 parça var ve bir günün hikayesini anlatıyor. Konsept bir rock albümü olarak Beatles'ın 'Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band''den sonraki ikinci albüm. Hani gece olup başınızı yastığa koyduğunuzda (özellikle gençler) gün içinde yaptıklarınızı gözden geçirirsiniz ya, The Moody Blues bunu bu albümde şiirsel bir şekilde anlatıyor.

'The Day Begins' ile Dvorak'ın klasik müziğinden esinlenilerek başlıyor. Folkik flüt ve akustik gitarla sabah uyandığınızda iyi bir güne başladığınızı anlatıyor gibi.

'Dawn' orkestra ve akustik müzikal atmosferin güzel bir karışımı pop parçası. Sabah olmadan bir an öncesi.

'Morning', güne başlamak için güzel bir müzik. Hafif saykodelik ve folkik ezgilerin biraradalığı, akustik gitarlarla daha da çok içe işliyor. Flütün kullanımı her ne kadar folkik özellik gösterse de klasik müzik atmosferine daha yakın.

'Lunch Break' parçasının başlangıç kısmı (intro) bana Jerry Goldsmith'in çalışmalarını hatırlatıyor. Sanki koşar adımlarla öğle yemeğine gidiyorsunuz hissi uyandırıyor. Ve sonunda 15. dakika da rock tınıları duymaya 'Lunch Break'in 'Peak Hour' bölümü ile başlıyorsunuz. Beat müziği ve biraz blues etkisi sizi çok yormadan bitiyor.

'Afternoon'; yıllar sonra bile, günümüzde hala hatırlanacak 'Forever Afternoon' ile başlıyor. Akustik gitarlar ve müzikal atmosfer ve Justin Hayward'ın yine o büyüleyici sesi.  Devamında gelen 'Time To Get Away' (zaman geçiyor) parçası ise akşama hazırlık, sanki yağmurun verdiği o mutluluk içinde varolan hüzün gibi bir parça.

'Evening', kısa bir girişten sonra ağır ağır ilerlemeye blues ile devam ediyor. Klasik müzik ve blues'un tanımlanamaz birlikteliği.

'Night', 40 yıldır unutulmayan ender rock parçalarından 'Nights In The Satin' ile başlıyor. Bütün günün yorgunluğunu, yine o aynı şeyleri yaparak tekrarlamanın melankolisi ve hüznü; akustik gitarlar, flüt ve orkestra ile birleştiriliyor. Son bölüm(Late Lament) gece yarısı, günün verdiği bütün herşeyi artık unutabilirsiniz.

Yarın sabah yine aynı şekilde başlayacak. Her sabah büyük bir mutluluk ve heyecanla uyanıp, gece olunca içinizi bir hüzün kaplayacak.

The Moody Blues, progresif rock'ın öncü gruplarından. Hem ilk kez kullanılan Mellotron hem de klasik orkestrasıyla progresif rock'a ilham verdiği kadar hem de bir çok rock ve gruplarına da örnek etmiştir. Progresif rock olarak dinlemeseniz bile(benim gibi) rock müziğin gelişiminin ne yönde olduğunu kavramak için muhteşem bir albüm. 40 yıldır da hafızalardan silinmiyor.

1. The Day Begins (5.49)
a. The Day Begins (4.07)
b. Morning Glory (1.42)
2. Dawn (3.49)
a. Intro (0.39)
b. Dawn Is A Feeling (3.10)
3. Morning (3.55)
a. Intro (0.21)
b. Another Morning (3.34)
4. Lunch Break (5.33)
a. Intro (1.53)
b. Peak Hour (3.40)
5. Afternoon (8.23)
a. Forever Afternoon (Tuesday?) (5.06)
b. (Evening) Time To Get Away (3.17)
6. Evening (6.40)
a. Intro (0.38)
b. The Sun Set (2.39)
c. Twilight Time (3.23)
7. Night (7.24)
a. Nights In The Satin (5.38)
b. Late Lament (1.46)

Süre :

Justin Hayward / Akustik & Elektrik Gitar, Piyno, Elektrik Piyano, Sitar, Vokal (2.a,5.a,7.a)
Michael Pinder / Piyano, Mellotron, Tambura, Vokal (6.b), Konuşmacı (1.b,7.b)
Ray Thomas / Flüt, Horn, Piyano, Perküsyon, Vokal (3.b,6.c)
John Lodge / Bas Gitar, Akustik Gitar, Vokal (4.b,5.b)
Graeme Edge / Davul, Perküsyon, Geri Vokal

Konuklar
Londra Festival Orkestrası
Peter Knight / Kondüktör 

1 yorum: