Bu Blogda Ara

9 Nisan 2016 Cumartesi

Museo Rosenbach - Zarathustra 1973

Zarathustra'nın kayıtları 1972 yılında yapıldı ve albüm 1973 yılında piyasaya sürülür. Yaklaşık yirmi yıl sonra ise albüme 1972'deki stüdyo kayıtları da eklenerek albüm yeniden yayımlanır. 

Museo Rosenbach adını, “Rosenbach Müzesi” olarak çevirebiliriz. Grubun 1973 yılında yayımlanan albümünün adı ise Zarathustra, yani Zerdüşt.
Museo Rosenbach, Nietzsche'nin 'Böyle Buyurdu Zerdüşt' kitabının birebir müzikal kopyasını yapmaz. Albüm kitabın bir özeti de değildir. Albüm Nietzsche'nin düşüncesinden, özellikle de Üstinsan (Übermensch, İtalyanca Superuomo) fikrinden hareket ederek kendi hikâyelerini kurdular.

Albümün ilk parçası ve albüme adını veren Zarathustra, yaklaşık yirmi dakikalık bir progresif rock süiti; dönemin birçok progresif rock eserinde olduğu gibi parça kendi içinde bir çok farklı bölüme ayrılır. Ancak bu bölümler yalnızca müzikal geçişler değil, parçanın Nietzscheci anlatısının da aşamalarını oluşturur.


Parça 'L'Ultimo Uomo' (Son İnsan-üstinsan öncesi) ile başlar. Ardından Il Re di Ieri (Dünün Kralı), Al di là del Bene e del Male (İyinin ve Kötünün Ötesinde) ve Superuomo (Üstinsan) gelir. Süit, Il Tempio delle Clessidre (Kum Saati Tapınağı) ile sona erer.

İlk bölüm;

L'ultimo Uomo; Son insan (üstinsan öncesi)

Bölümler 

Il Re Di Ieri; Dünün kralı,

Al Di Là Del Bene E Del Male, İyinin ve kötünün ötesinde

Superuomo, Üstinsan

Il Tempo Delle Clessidre, Kum saati Tapınağı

20 dakikalık destanın girişinde 'Işığın yüzü, senin hakkında olanları anlattı bana' sözleri duyulur. Daha ilk dakikalardan itibaren albümün müzikal karakteri kendisini belli eder. Mellotron, Hammond ve org kullanımı, parçaya yalnızca tipik bir progresif rock atmosferi kazandırmaz; aynı zamanda Orta Çağ ve Rönesans öncesi İtalyan müziğini çağrıştıran bir ses dünyası oluşturur. Bence albümün klasik progresif rock gruplarından ayrıldığı temel noktalardan biri de budur.

Ve bu yönüyle Zarathustra, tek albümlük progresif rock grupları arasında en dikkat çekici örneklerdendir. Gerçi grup sonraki yıllarda yeniden ortaya çıkıp stüdyo'ya girmiş, yeni bir kaç albüm de yayımlamıştır. Bu nedenle grubu kelimenin tam anlamıyla 'tek albümlük' gruplar arasında değerlendirmek doğru olmaz. Yine de Museo Rosenbach, tek albümle klasikleşen progresif rock çalışmalarının başında gelir.

İlk 20 dakikalık uzun parça da, sonrasında gelen 3 parça da(Delli Uomini (İnsanlıktan) Della Natura (Doğadan) ve Dell’enterno Ritorno (Ebedi dönüş)), hem müzikal açıdan hem progresif rock yapısı açısından Genesis yada King Crimson gibi gruplarla kıyaslanacak düzeydedir. 

Atmosferi ve notaların gidişatı açısından ben bu albümü Genesis müziğine benzetmişimdir, ama daha karanlık ve eklektik. Peter Gabriel ve Steve Hackett’lı 1975 öncesi Genesis efsanesi. Grup üyeleri Genesis’ten etkilenmişler midir, muhtemelen. Çünkü Genesis'in ve yine bir İngiliz progresif rock grubu Van Der Graaf Generator'un tanınması İtalya'daki turlar olmuştur. Ki o dönem bir çok progresif rock grubu birbirlerinden etkilenir durumdadır. Dönemin rock grupları birbirlerinin konserlerine giderler. 

Alman kraut rock gruplarından Amon Düül II'nin 1971 yada 1972 konserini youtube’den izlerken, seyirciler arasında David Gilmour'u görmüştüm. 
 

.









Albümün özellikle sonraki bölümlerinde gitarın kullanımı dikkat çekici. Gitarın bazı bölümlerdeki rifflerin org eşliğindeki melodik yürüyüşü bana Steve Hackett'ı hatırlatıyor. Hatta Museo Rosenbach'ın gitaristi Enzo Merogno'nun Genesis'e katılması gibi bir ihtimal gerçekleşmiş olsaydı, müzikal açıdan çok da sorun yaratacağını sanmıyorum.


Museo Rosenbach'ın müzikal karakterini yalnızca Genesis üzerinden açıklamak da yersiz olur. Müziğin karmaşık yapısı, grup içindeki yaratıcı gerilimleri ve müzikal yaklaşımındaki sertlik bakımından King Crimson'ı da hatırlatan yönleri de mevcut. Ne var ki grubun uzun soluklu bir kariyere dönüşememesi, bu benzerliklerine rağmen Zarathustra'nın üzerindeki kült albüm havasını daha da güçlendirdi. 1990'lı yıllardan sonra yayımlanan Exit ve 2014 tarihli Barbarica ne kadar nitelikli çalışmalar olursa olsun, Zarathustra'nın yarattığı etkiyi yeniden oluşturamadılar.

Albümün kapağı da ayrıca tartışmaya değer. Kapakta Mussolini'nin bulunması, özellikle yayınlandığı tarihlerde albümün politik anlamı üzerine çeşitli yorumlara yol açmıştır. Ancak Museo Rosenbach klasik solcu grubu değildir. Bu yüzden kapağın kendisinden hareketle grubu doğrudan belirli bir politik çizgiye yerleştirmek uygun olmaz. Bana göre kapaktaki Mussolini figürü, albümün Üstinsan'a ulaşma fikriyle birlikte değerlendirilmesi gereken bir sembol olabilir. Museo Rosenbach üstinsan’a giden yolda Mussolini’nin yaptığı darbeyi gösteriyor olabilir. 

Museo Rosenbach müzikal açıdan Genesis’e benzetiyor olsam da, grup üyeleri arasında ki ego patlamaları nedeniyle daha çok King Crimson’a benziyor. Grup içi tartışmalar, özellikle müziğin nasıl olması ve yapısı üzerine tartışmalar, grubun uzun ömürlü olmasına engel olmuş.  Maalesef ki tek albümlük gruplar gibi Museo Rosenbach’ta bu tür nedenlerden dolayı devamını getiremiyor. 

90 sonrası çıkan albümleri ‘Exit’ ve 2014 yılında çıkan ‘Barbarica’ ne kadar kaliteli albümler olsa da, Zarathustra albümünü her türlü arattırıyor.

Ve son olarak albüm Dell'eterno Ritorno (Ebedi Dönüş) ile son bulur. Albümdeki ve 1970'li yılların progresif rock dünyasında ilk vereceğim örneklerden. Parça hızlı ve gürültülü şekilde girse de devamında bir dinginlik vardır. 

Ve albüm şu sözlerle sona erer:

Ama daha kaç kez
aynı güneş beni ısıtacak?

Daha kaç gece
aynı ayın altında
şarkı söyleyeceğim?

Artık bir yol arayamam,
çünkü yine
aynı yolu yürüyeceğim.

Ölüyorum,
ardından bir şey doğmasını,
bir şey değişmesini
umut etmeden.

Artık geleceğim zaten orada;
tanıyacağım yol
insanın durduğu yere götürür,
Ebedî Dönüş’ün
hüküm sürdüğü yere.

Museo Rosenbach’ın Zarahustra albümü bir başyapıt mıdır, 5 yıldız üzerinden 5 yıldız mıdır. Yoksa koleksiyonluk bir progresif rock ürünüm müdür. Bunları bilemem. Ancak her kim progresif rock dinliyorum diyorsa Zarathustra albümünü kesinlikle bilmelidir.

Grup Elemanları;

Davulda Giancarlo Golzi,

Bas Gitar ve Piyano Alberto Moreno,

Gitar ve Vokal Enzo Merogno

Mellotron, Hammond ve Org Pit Corradi

Ve bütün albüm boyunca etkileyici sesiyle Stefano Galifi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.