Bu Blogda Ara

21 Ocak 2017 Cumartesi

Edgar Froese - Epsilon in Malaysia Pale 1975



Dün Edgar Froese'nin ölüm yıldönümüydü. 20 Ocak 2015

Müzik dünyası yada müzikseverler şimdiden Edgar Froese'yi çoktan unutmuşlara benziyorlar. Sosyal paylaşım sitelerinde doğru dürüst hatırlayan bile yok. Müzisyen yetenekleriyle, yaratıcılığıyla, kalitesiyle değil de götüyle hatırlananlar her zaman mevcut. Bu tarz haberleri görünce ciddi anlamda sinirleniyordum eskiden. Artık pek umursadığım söylenemez. Kendi bildiğim, tanıdığım müzisyenleri takip etmek daha güzel.

'Epsilon In Malaysian Pale' albümü Edgar Froese'nin ikinci solo albümü. Albüme geçmeden Edgar Froese'yi biraz anımsamakta fayda var.

Edgar Froese ve arkadaşları 1966-7 yılında kurarlar, Tangerine Dream grubunu.  En büyük hayranı oldukları Salvador Dali ile fotoğrafları da mevcuttur. İlk albümlerini 1969-70 yılında çıkartırlar. Büyük pahalı müzik aletleri ile günümüze kadar 100'ün üzerinde albüm yaparlar. Tangerine Dream'i 70'li yıllardan Türk dinleyicisi çok iyi hatırlar. Soccorer filmi müziklerini yapmışlardır. Bu film müzikleri o dönemin Türk filmlerinde bolca kullanılmıştır.  Soccorer filmi yönetmeni, sinemanın efsanelerinden olan 'The Exorcist', bizde ki adıyla 'Şeytan' filminin de yönetmenidir.

Tangerine Dream günümüze kadar bir çok filmin ve belgeselin müziklerini yapmışlardır. Özellikle 1980'li yıllarda yaptıkları film müziklerinin adetini ben bile bilmiyorum. Liste yapmış olsam bile bir yerlerden muhakkak ki yeni müzikleri çıkacaktır. Örneğin, yine sinemanın efsane bilim kurgu yönetmenlerinden Ridley Scott'un 1985'de ki 'Legend' filminin bütün müziklerini yapmamışlardır ama film için parçaları vardır. Aynı filmde David Gilmour da vardır. Birkaç yıl öncesinde Türkiye'de iken bir arkadaşım Tangerine Dream için 'Onları burada kimse tanımıyor, öyleyse o kadar da güzel müzik yapmıyorlarmış' sözüne Ridley Scott'un bu filmini söylemiştim. O'da 'Olabilir ama o film de o kadar meşhur değil' demişti. Cevabım filmin müziklerinden birisini de David Gilmour'un yaptığıydı. Aynı filmin müziklerinde YES grubundan Jon Anderson'da vokaliyle katılmıştı, film müziklerine. Demek istediğim, yukarıda söylediğim gibi popüler yada bilindik olmayınca müziğin yada müzisyenin kalitesini yargılamamak.

Tangerine Dream'in müzik tarihi boyunca kadrosu sürekli değişmiştir. Tek değişmeyen üyesi Edgar Froese'dir. Bütün bu kadro değişikliklerine rağmen Tangerine Dream müziği mantığında çok büyük değişimler olmamıştır. Edgar Froese'li Tangerine Dream son olarak bundan bir kaç yıl önce herkesin bildiği bilgisayar oyunu 'GTA-6'nın müziklerini yapmıştır.

Bu kadar gereksiz bilgiden sonra 'Epsilon In Malaysian Pale' albümüne dönelim. 1975 yılında ki ikinci albümü, Edgar Froese'nin. Malezya ve Avusturalya'ya yaptığı seyahet sonrası bu albüm ortaya çıkmıştır. Albüm kapağı da Edgar Froese'nin fotoğraf sanatçısı olan eşi, Monuqie Froese'dir.

'Epsilon In Malaysian Pale' albümü iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, albüme ismini veren 'Epsilon In Malaysian Pale' idir. İkinci bölüm ise, Maroubra Bay(Avustralya'da bir körfez). İlk bölüm ikinci bölüme göre folkik, senfonik sesler daha çoktur. İkinci bölüm de ise kozmik sesler ve synth'in ağırlığı daha çok hissedilir.

Albüm, 70'li yıllarda ki herhangi bir Tangerine Dream eseri kadar kaliteli ve yaratıcılık barındırır. O yüzden bu albümü dinlerken Tangerine Dream dinlemeliyim gibi bir düşünce aklıma hiç gelmiyor.

Bir çok Tangerine Dream albümünde olduğu gibi bu albümü de dinlerken müzik hayal dünyama eşlik ediyor.

Uzak bir gelecekte, insanların dünyayı terketmelerinden binlerce yıl sonra dünya'ya tekrar geri gelen bir insanın (yada insanların) karşılaşabilecekleri şeyleri düşlüyorum. Dünyayı son terkeden insanların eserleri bile kalmamıştır, yeryüzünde. Doğa, insanoğlunun yapay olarak ürettiklerinin üzerini örtmüştür. İnsanoğlundan eser kalmamıştır ve dünya'ya geri gelen kişi doğa mı güçlüdür yoksa insanoğlu mu güçlüdür çelişkisini düşünür.

Tangerine Dream müziğe bakışımı değiştiren bir kaç gruptan birisidir. Grubun değişmeyen tek üyesi Edgar Froese'nin bunda katkısı ölçülemeyecek düzeydedir. Tangerine Dream'in yaptığı müzikleri eğer siz de seviyorsanız, Edgar Froese'nin solo albümlerini de eksik etmeyin dinlediklerinizden. Özellikle de 'Epsilon In Malaysian Pale' albümünü.

1. Epsilon In Malaysian Pale (17.00)
2. Maroubra Bay (17.15)

Süre : 34.15

Edgar Froese / Synth(ses düzenleyicisi), Melletron ve albümde varolan bütün enstrümanlar, Prodüktör

Albüm Kapağı / Monique Froese (fotoğraf)



19 Ocak 2017 Perşembe

The Who - Quadrophenia 1973



Rock grupları genelde en iyi albümlerinden sonra düşüşe geçerler. Tahminimce bu durum, artık müzik üretmede doyuma ulaştıkları içindir. Çok nadir olarak rock grupları bunu en iyi albümlerinin devamını getirebilirler. Burada sadece parçalardan bahsetmiyorum, albümün bütününden bahsediyorum.

The Who grubu da 'Who Next' gibi efsane bir albümden sonra çıtayı daha da yükseltmeyi bildi. O da nadir gruplardan birisidir bu konuda ancak iki efsane albümden sonra The Who grubu da bu mükemmellik seviyesine tekrar ulaşamadı.

'Quadrophenia' albümü rock opera'nın, konsept albümlerin en iyilerinden birisidir. Pink Floyd için 'The Wall' albümü ne ise, 'The Who' grubu içinde 'Quadrophenia' albümü de öyledir. Her insanın bir ergenlik dönemi vardır. Bu ergenlik döneminde yaşadığı psikolijik durumlar, dünyayı kendi etrafında dönüyor sanmalar yada dünyanın merkezi sanmaları gibi her insanın yaşadığı şeylerdir. Farklı olmaya çalışmak yada kendisini çevresine kişilikler beğenip; kanıtlama, tanıtma, ispat etme, ergenlik dönemine başka örneklerdir. (Kendimden biliyorum)

The Who'nun 'Quadrophenia' albümü de Pete Townshend'in mükemmel şarkı yazarlığıyla birlikte bu ergenlik döneminde ki duygu değişimlerini en iyi anlatan konsept bir albümdür. Bir bucuk saate yakın kayıtlarıyla sözün tek anlamıyla rock opera'dır. Hem de bir önceki albüm olan 'Who Next' e göre çok daha progresif öğeler içererek.

İlk 10 parçanın bulunduğu ilk CD, daha çok 60'lar ve 70'lerde ki rock müzik türlerinin bir arada gösterilişi. Beat'den, acid rock'a; saykodelik'ten hard rock'a; rock'n roll'dan; progresif rock'ın ilk dönemine, ne ararsanız var. Synth yardımıyla senfonik hale getirilmesi de dinlerken büyük keyif veriyor. Parça isimleri de ergenlik döneminde bir gencin başına gelebilecek sorun yada durumlardan oluşuyor. 'The Punk And The Godfather', 'Cut My Hair', 'I Am One' gibi. Bu ilk bölümde favori parçam 'I Am One'. Çok kısa olmasına rağmen dinlerken bana büyük bir haz veriyor. Özellikle synth'in müziğin altına yerleştirilip, akustik gitarla yavaş yavaş başlayıp, sonrasında Roger Daltrey'in harika hard rock vokalini dinlerken; eşlik ettiriyor.

İkinci bölüm; progresif öğelerin daha fazla bulunduğu bölüm. Yine ilk bölümde ki gibi beat, acid rock, rock'n roll, saykodelik rock'ın izlerini rahatlıkla görebilirsiniz. Daha fazla deneyselliğin, gitar ve davul soloları var. Melodik kısımları da çabası. Bu bölümde favorimlerim 'The Rock' ve 'Doctor Jimmy'. Her ikisinde de Keith Moon davullarının zevkini fazlasıyla çıkarıyorsunuz. 'Doctor Jimmy' de synth kullanımı çok daha fazla. 'The Rock' da ise davul, gitar ve piyano'nun tadını çıkarıyorsunuz.

Böyle bir albüm günümüzde yapılsaydı, kesinlikle rock müzik tarihi için örnek gösterilirdi. 'Bu albümü dinleyin, rock tarihinin özeti' gibi sözler söylenir, yazılırdı. 1973 yılı ve öncesi için (hatta sonra ki bir kaç yılı da kapsayarak) rock müziğin özeti denebilir. Albümün içinde o dönem dinlenen hemen hemen bütün rock türlerini bulabilirsiniz.

Pink Floyd'un 'The Wall' albümü kadar popüler yada bilindik değil ama kesinlikle dinlenildikten sonra asla unutulmaması gereken bir albüm. En az 'The Wall' albümü kadar kaliteli. Hatta daha da kalitelisi.

1. I Am The Sea (2.09)
2. The Real Me (3.21)
3. Quadrophenia (6.13)
4. Cut My Hair (3.44)
5. The Punk And The Godfather (5.11)
6. I Am One (2.38)
7. The Dirty Jobs (4.29)
8. Helpless Dancer (2.34)
9. Is It In My Head (3.43)
10. I Have Had Enough (6.14)
11. 5.15 (4.59)
12. Sea And Sand (5.01)
13. Drowned (5.27)
14. Bell Boy (4.55)
15. Doctor Jimmy (8.36)
16. The Rock (6.37)
17. Love, Reign O'er Me (5.48)

Süre : 86.54

Roger Daltrey / Vokal
Pete Townshend / Gitar, Klavye, Synth (ses düzenleyicisi), Banjo, Çello, Efektler, Vokal (4-6, 10-12)
John Entwistle / Bas Gitar, Boynuz, Vokal (9)
Keith Moon / Davul, Perküsyon, Çanlar, Vokal (14)

Konuklar;
Chris Stainton / Piyano (7,11,13)
John Curle / Sesler
Rod Houison / Efektler
Ron Nevison / Efektler


16 Ocak 2017 Pazartesi

Tangerine Dream - Ricochet 1975



Hani bir grup söyleyince hemen aklımıza bir kaç parça geliyor ya, bana da aynısı oluyor. Pink Floyd diyelim örneğin; hemen 'Wish you were here' parçası aklımıza gelir. King Crimson deyince, 'Starless', 'Epitaph', ELP deyince 'Tarkus gibi. Bu durum, ileri çıkmış (popüler, bilindik olmuş da diyebilirsiniz) bir kaç parçayla grubu hatırlama herkesde var, ben de olduğu gibi. İşte Tangerine Dream deyince aklıma gelen ilk parçalar ve albüm, Ricochet.

14 Ocak 2017 Cumartesi

Curved Air - Air Conditioning 1970



Sonja Kristina, sesini bir enstrüman gibi kullanabilen ender müzisyenlerden birisi. Sesiyle Curved Air grubunun bütün albümlerinde değişmeyen enstrüman oldu, 46 yıl boyunca. İlk albümü  'Airconditioning' ile birlikte başlayan Sonja Kristina'nın müzik hayatı, bir kaç ay önce çıkan son Curved Air'in son albümüyle devam ediyor.

6 Ocak 2017 Cuma

Banco Del Mutuo Soccorso - Io Sono Nato Libero 1973



'Io sono nato libero', özgür doğdum, Banco del Mutuo Soccorso'nun üçüncü albümü. 'Darwin' albümü gibi bir efsane albümün sonrasında yine başka bir efsane albüm.

4 Ocak 2017 Çarşamba

La Maschera di Cera - La Maschera di Cera 2002



İtalyanların günümüzde çıkardığı en iyi müzisyenlerden biri olan Fabio Zuffanti'nin bir başka proje grubu, La Maschera di Cera'nın ilk albümü. Hem grubun hem de albümün ismi açılış parçasından geliyor. La Maschera di Cera, Mum Maskesi. 2000 yıl öncesinin Latinlerinin sevdiklerinin yüzlerini mumdan yaparak saklarlarmış. Parça, bu yok olmuş geleneğin hikaye olarak anlatımı.

2 Ocak 2017 Pazartesi

Biglietto Per L'Inferno - Biglietto Per L'Inferno 1974




Yıl 1974 ve İtalyan progresif rock'ın altın çağlarını yaşadığı dönemler. PFM, Banco, Le Orme, Osanna, New Trolls gibi efsane grupların İtalyan Progresif rock'ın efsane albümlerinin çıktığı yıllar.   Saydığım italyan gruplar müziklerinin devamını getirirlerken bazı gruplarda bir  iki albüm yaparak rock dünyasından çekildiler. Tek yada iki albümlük yaptıkları müzikle unutulmayacak olan Quella Vecchia Locanda, Alusa Fallax, Alphataurus, L'Uovo di Colombo gibi gruplara Biglietto Per L'Inferno'yu da eklemek gerekiyor.