Bu Blogda Ara

4 Mayıs 2019 Cumartesi

Bacamarte - Depois Do Fim 1983




Dahilerin müziği; progresif rock için özellikle 1970'li yıllarda yapılanı için söylenebilecek en güzel sözlerden ve tanımlardan biri.

Bu sözü, progresif rock üzerine türkçe yazılar bulup okurken bir blogda denk gelmiştim. Radyo Eksen'de yayın yapan Meral Akman'ın kendi yazdığı bloğunda progresif rock'ı böyle tarif etmişti. Sanırım Merak Akman bu sözü müziğin 'dahi çocuğu' olarak gösterilen Steve Wilson'dan esinlenerek söylemişti.

Ancak Steve Wilson için söylenen 'dahi çocuk' sözüne katılamam, 70'li yılların progresif rock müziği için ise rahatlıkla kullanabilirim.

Başka bir zamanda, yerde ve mekanda ise progresif rock ile progresif metal arasındaki farklılıklar üzerine bulduğum bir kaç forum sitesindeki yorumlara takılmıştım. Forumun birinde bir kişi şöyle bir soru soruyordu ve kendince progresif metal'in progresif rock'dan çok farklı bir tür ve anlayış olduğunu belirtiyordu.

Progresif rock parçaları özellikle 70'li yıllarda yapılanlar çok daha karmaşık yapılara sahipti. Örneğin Genesis'in 'The Musical Box' parçası karmaşık bir yapıya sahip ve sadece gitar ve klavye sololarıyla mevcut değil, hem armonileri hem de melodileri açısından zengin; bir o kadar da farklı türlerden müziklerin harmanlanması gibiydi. Bu parça ve buna benzer 70'li yıllarda yapılan bir çok albüm için progresif tanımı yapıldı. Ancak ben bu müzik anlayışını progresif metal denen türde göremiyorum, diyordu. Devamında progresif sözcüğünün ilerici anlamı progresif rock için uyumluydu ama metal için bu daha çok aşamalı (aşamalı metal) anlamını içeriyor diye yazıyı bitiriyordu.

Yazıyı okumanın üzerinden çok zaman geçtiği için anımsayabildiklerim kadarıyla o kişinin aklında olanı aktarmaya çalıştım. Ki progresif metal türü aynı o kişi gibi progresif rock'ın bir türü olarak değil de farklı bir tür olarak görüyordum. Bu yazı ise sadece iki türün arasındaki farkı anlamamda yardımcı oldu.

Bacamarte ile progresif metal'in yada Steve Wilson'un ne alakası var derseniz, yoktur. Bacamarte'nin müziğini anlatabilmek için bunları anımsatmak istedim.

Progresif rock'ın 1960'ların sonları ve 70'lerin başlarında bu kadar popüler olmasının tek nedeni o dönem henüz rock müziğin popüler olmayışı ve yüzlerce alt dala ayrılmayışıdır. Rock müzik popüler bir tür olmayınca o dönem müzik yapmak isteyen kişiler ve gruplar daha rahat hareket ediyorlardı ve yapmaya çalıştıkları müzikte daha yaratıcıydılar. Para kazanmaktan ziyade müzik sanatını halkın geneline yansıtmak gibi bir nedenleri yada amaçları olduğunu varsayarak tarih, mitoloji, bilim kurgu, siyaset, edebiyat ile ilgileniyorlar ve müziklerine bunu yansıtıyorlardı. King Crimson grubu bir şair'in şiirlerine kendi albümünde yer verirken Genesis grubu müziğinde mitoloji ile bilim kurgu'yu birleştiriyordu. Ki bu durum bir süre sonra ortaya çıkan ve progresif rock'tan daha popüler olan Hard Rock ve Heavy Metal içinde geçerli olacaktı. Ancak bu iki tür arasındaki durum, progresif rock ile hard&heavy, müziğe bakışlarından dolayı farklılaşıyordu. Progresif rock; caz, avantgard, klasik müzik, folk müzik; saykodelik ve beat müziğin üzerinden inşa edilirken, hard&heavy daha çok gitar ve ritimler üzerinden gidiyordu.

Nitekim günümüzde olan bu ayrılış hala devam etmektedir.

Bacamarte, 1980'lerin başında Brezilya'da kurulan bir grup. İçinde bulunduğu dönem daha çok hard&heavy'nin yaygın olduğu ve gençleri etkilendiği bir dönem. Bacamarte grubu içinde bulunduğu bu dönemden değil, 10 yıl önce yapılmış ve kısmen de çoktan unutulmuş bu müzikten yaranlanarak albüm yapmak istedi ve ortaya çıkardıkları albüm ise yukarıda bahsettiğim progresif rock-progresif metal ayrımını yapan kişinin istediği progresif rock'a uygun mükemmel bir örnek oluşturdu.

Bacamarte 'Depois Do Fim' albümüyle 1983 yılında bir nevi Brezilya'da 70'li yılların progresif müziğini tekrar yaşatır.

'UFO' parçasında klasik müziğin romantik dönem italyan müziğini kullanırlarken davul ritimleri Phil Collins'in Genesis dönemi kullandığı agresif yapıyı andırıyor. Bir sonraki parça 'Smog Alado' yine aynı klasik müzik esintili olarak başlıyor, daha sonra da İtalya'dan PFM'nin kullandığı folk-ritimli (füzyon, folk fusion görünümlü) 'E Festa' parçasını akla getiriyor. 'Miragem' parçası ise folk-caz (Area) ile senfonik müziği biraraya getiriyor. 'Passaro De Luz' parçası ise vokaller ve akustik gitar atmosferi ile Renaissance ve Curved Air'in yaptığı folk müzik klasik senfonik müziği  anımsatıyor.

'Cano' bir çok progresif rock grubunun geçiş müziği olarak kullandıkları ara müziklerden birine örnek, 'Cano' parçası değil bundan sonraki 'Ultimo Entardecer' asıl olandır. Albümdeki belki de en yaratıcı parçadır; 'Cano' ile ön hazırlığı yapılan parça, italyan progresif rock'ının efsane albümlerinden birine imza atan Alphataurus'un uzay-senfonik yapısını alır ve kullanır. Parçanın içini ise Renaissance'ın albümlerinde olduğu gibi klasik müzikten alıntılarla doldurur. Aynı giriş parçası 'UFO'daki gibi Phil Collins'in agresif davul kullanımını vardır.

'Controversia', 'Cano' parçası gibi bir sonraki parçaya öncülük eder. Parça İtalyanların dev isimlerinden Banco ile progresif rock'ın bambaşka tanımlanmasına yol açabilecek olan Gentle Giant tarzı karmaşık bir yapıya sahiptir. Devam, yani ana parça olan ve albüme adını veren 'Depois Do Fim' ise Banco'nun 1974-77 yılları arasında yaptığı avantgard-senfonik yapısını paralel bir biçimde ilerler.

Ve albüm biter.

1995 yılında Cd basımında albüme bir parça daha eklenir, 'Mirante des Estrales'. Grubun varedicisi, lideri ne derseniz uygun olabilecek olan gitarist ve her türlü müzik enstrümanını çalabilen Mario Neto tarafından parça albüme eklenir. Parçadaki bütün enstrümanları Mario Neto çalar. 'Mirante des Estrales' klasik gitar kullanımı açısından YES'in gitaristi, benim en sevdiğim üç gitaristen biri olan, Steve Howe tarzını andırır, ritimler ise akdeniz müziğini en güzel biçimde rock müziğine sokan PFM'i akla getirir. Albümde sevdiğim ilk parça. Hele parçanın sonunda elektrik gitar ile yaptığı kısa solo ise YES'in 'Soon' parçasının mükemmelliğini ve nasıl progresif rock müziğini etkilediğini gözünüze sokar niteliktedir.

Bacamarte'nin müziğini ve albümünü bu şekilde anlatmış olmamı mazur görün, çünkü grubun yaptığı aslında avantgard'ı, folk müziği, klasik müziği ve caz'ı birleştirmekti. Bunu da mükemmel bir biçimde yapmışlardı.

Burada öykündükleri, esinlendikleri 10 yıl öncesinin müziğini ve gruplarını anımsatmak Bacamarte'nin müziğini küçümsemek değil, kalitesini göstermek içindir. Bacamarte grubu da en az Genesis, Banco, Alphataurus, Renaissance, PFM, Gentle Giant ve YES kadar bilinmesi gereken progresif rock grupları içinde yer alması gerekir.

Son söz olarak, Bacamarte'nin 1983 yılında çıkarmış olduğu albüm; aslında progresif rock anlayışının 80'lerde de devam ettiğinin göstergesidir.


1. UFO (6.26)                                         
2. Smog Alado (4.11)
3. Miragem (4.54)
4. Passaro De Luz (2.28)
5. Cano (1.59)
6. Ultimo Entardecer (9.29)
7. Controversia (1.57)
8. Depois Do Fim (6.31)

Süre : 37.52

Jane Duboc / Vokal (2,4,6,8)
Mario Neto / Akustik & Elektrik Gitar, Yapımcı
Sergio Villarim / Klavyeler
Marcus Moura / Flüt, Akordion
Delto Simas / Akustik & Elektrik Bas Gitar
Marco Verissimo / Davul
Mr. Paul / Perküsyon

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.