11 Kasım 2018 Pazar

Perigeo - Azimut 1972



Perigeo, klasik italyan progresif rock gruplarından bir hayli bir müzikal atmosferi olan bir grup. İlk dinlediğimde, ve dinlediğinizde, italyan gruplarından ziyade 60'ların caz gruplarına benzediğini göreceksiniz. Return to Forever, Weather Report gibi grupların ilk albümlerine olan benzerliği şaşırtmasın çünkü her iki grup gibi Perigeo'da 60'ların özellikle Miles Davis müziğinden esinlenerek albümler yaptılar.

1971 yılında biraraya gelen grup henüz ortada italyan progresif rock denen bir atmosfer olmadığı için dinledikleri ve takip ettikleri caz müziğine yoğunlaşırlar. Yaptıkları müziğe olumlu tepkilere alınca aynı yıl albümleri olmadan Avrupa'nın bir çok ülkesinde konserlere davet edilirler. 1972 yılında da bu ilk albümleri 'Azimut' u çıkartırlar.

1971'deki verdikleri konserler ve 1972'deki çıkardıkları ilk albüm, aynı dönemin Weather Report grubunun müziğiyle neredeyse tamamen aynıdır. Her ikisi de 60'lardan kalma caz anlayışıyla ilk müziklerini ve albümlerini yaparlar. Bir kaç yıl sonra da Perigeo, İngiltere'nin en önemli caz gruplarından Soft Machine ile ortak konserlere çıkarlar.

'Azimut', klasik caz-füzyon albümlerinden doğal olarak farklı. Temel aldıkları müzik ve gruplar yukarıda da dediğim gibi 60'ların sonu rock, avantgard müzikler değil; 1960'ların klasik caz'ıdır. Bunda tabi sadece dinledikleri yada takip ettikleri müzik ve grupların etkisinin dışında grubu kuran ve liderliğini yağa bas gitarist, Giovanni Tommaso'dur. Kendisi grubun kuruluşu öncesinde ABD'de bulunmuş ve bu süre içinde dönemin bir çok caz grubu ve müzisyenleriyle ilişkiye girmiştir. İtalya'ya döndüğünde de çok geçmeden grubu biraraya getirmiştir.

'Azimut' albüm olarak 70'ler başı caz-rock ve caz-füzyon'unu sevenler için kesinlikle dinlenilmesi ve unutulmaması gereken bir albüm. Aynı şekilde Perigeo'nun sonraki albümleri de dinlenilmesi ve bilinmesi gereken albümlerden.

Perigeo, bu albümden bir kaç yıl sonra İtalya'da ki caz-rock gruplarına istemeden de olsa benzemeye başlayacak. Daha enerjik, avantgard ve tempolu müzikler yapacaklar. Bu ilk albüm klasik italyan atmosferine benzemese de hem albümdeki parçaların kalitesi hem de müzisyenlerin üst düzey virtüözlüğü italyan diye bilinmese de caz-füzyon diye bilinecek.

İtalya'dan çıkma ama italyan progresif ve caz-rock'ına bir hayli uzak Perigeo'nun ilk albümü, ilk dinlediğimden beri, yaklaşık 3 ay önce, en az Weather Report yada Return To Forever kadar anımsayacağım.

1. Posto Di Non So Dove (6.18)
2. Grandangolo (8.25)
3. Aspettando Il Nuovo giorno (11.27)
4. Azimut (7.20)
5. Un Respiro (1.40)
6. 36° Parallelo (9.50)

Bruno Biriaco / Davul, Perküsyon
Franco D'Andrea / Akustik & Elektrik Piyano
Claudio Fasoli / Alto & Soprano Saksafon
Tony Sidney / Elektrik Gitar
Giovanni Tommaso / Vokal, Bas Gitar

5 Kasım 2018 Pazartesi

Dai Kaht - Dai Kaht 2017



Daha önce zeuhl müziğinin yaratıcı grubu Magma ve zeuhl müziğin önemli gruplarından Ruins (japonya) ile çalışan Atte Kemppainen öncülüğünde kurulmuş bir grup, Dai Kaht. Geçen yıl çıkardıkları ve grubun adını da aldığı ilk albüm, zeuhl müziği için başyapıt gözükmese de, bir kaç yıl sonra zeuhl müzik grupları arasında yer alacağı kesin.

Atte Kemppainen, Magma grubuna hem hayranlık hem de saygı duyması, onu Kobai dilini kullanmasına engel oluşturmuş. O'da bu saygı neticesinde farklı dillerden sözcükler toplayarak albümdeki sözleri oluşturmuş. Şuan için oluşturulan bu dilin bir adı yok.

Albüme adını veren Dai Kaht; Atte'nin oluşturduğu yapay dilde great planet, mükemmel gezegen anlamına gelir. Albümün konusu ise; yeni bir dünya bulan insanoğlunun, oraya ulaşmaya çalışırken, uzay gemisindeki ilişkileri üzerine kurulu. 

Gbyybkaggör, Addurrenn, Kadett Mozami adlarında 3 karakter Doover Üouh (dünya 5) adlı uzay gemisinde yol alırken aralarında oluşan iletişim, felsefik olarak konu edilir. Ben merkezci Gbyybkaggör, felsefe ve içsel olarak olgunlaşmış bir nevi aziz konumundaki Addurrenn ve her iki taraftan yana olmayan, olaylara nötr bakan Kadett Mozami.

Albüm konu itibariyle Magma'nın izinden gidiyor. Hem konsept (bütünlüklü) bir albüm olması hem de avantgard atmosferi albümün müzikal yapısını Zeuhl'e tamamıyla sokuyor.

Albümü ilk dinlediğimde çok beğenmiştim ve aslında beğenmeye de devam ediyorum (Beğenmesem zaten yazmazdım).

Ancak tekrar tekrar dinledikçe, 2000 yılında Magma'nın çıkardığı K.A. albümüne benzetmeye başladım. Magma, K.A. albümünde yeni çıkan rock ve pop türlerini de içine alacak şekilde ortaya bir albüm çıkarmışlardı. Dai Kaht grubu da benzer bir şekilde bu albümü oluşturmuş. Şamanik, arabik, uzakdoğu sesleri günümüz rock ve pop müzik atmosferine sokularak albüm oluşturulmuş.

Kimi yerlerde punk, folk, ağır saykodelik ve hatta 60'ların acid rock'ı da rahatlıkla görülebiliniyor. Parçalar o kadar özgün ki, herhangi bir parçayı herhangi bir rock yada pop müzik şablonuna sokamıyorsunuz. Atte, yapmak istediğini tamamen gerçekleştirmişe benziyor. 

2017, yani geçen yıl en sevdiğim, beğendiğim albümler diye 30 küsür albümlük bir liste hazırlamıştım, ve bu Dai Kaht'ın da yeri vardı. Blog üzerinde yayınlamadım çünkü her albüm için kısa ve öz bazı şeyler yazmak istemiştim. Daha sonra da çalıştığım işin vermiş olduğu bazı sorunlar yüzünden o listeyi bir türlü bitiremedim.

Umarım bir hayli geç de olsa yakın zamanda bitireceğim.

Dai Kaht içinse; yukarıda yazdığım grup ve albüm ile ilgili bilgileri Atte'nin verdiği bir röportajdan öğrenmiştim. 2013 yılında böyle bir grup kuran ve Zeuhl tarzı müzik yapmaya karar veren ve kendi imkanlarıyla bu albümü çıkaran Atte, ikinci albümü de çıkarma isteğinde. Bu sefer, yani ikinci albümde kadroya kalabalıklaştırma düşüncesinde. Özellikle vokalleri çoğaltma üzerine.

Umarım isteğini gerçekleştirir, hatta piyano ve üflemeli çalgıları çalan birilerini bulur da, Zeuhl müziğin keyfini doruklarda yaşarız.

1. Karaouh (4.27)
2. Wakü (3.32)
3. Helvet Sttröi (3.01)
4. Gbyybkaggör (5.00)
5. Addurrenn (3.57)
6. Kadett Mozami (7.50)
7. Advent (5.56)
8. Doover Üouh (7.27)

Süre : 41.10

Atte Kemppainen / Vokal, Bas Gitar
Osmo Saairen / Davul, Vokal
Ville Sirviö / Elektrik Gitar
Tommi Routsalainen / Ritim Gitar

31 Ekim 2018 Çarşamba

Pierre Moerlen's Gong - Downwind 1979



Didier Malharbe'yi blog üzerinde sohbet ederken ilk bir arkadaşın önermesiyle 10 önce tanımıştım. Sohbetin konusu da 70'ler caz-rock'ın günümüzdeki varlığı idi.  Yeni dönemden bir çok grup ve müzisyen konuşulup dinlenilirken Didier Malharbe'nin 2000'lerin başında Hadouk Trio ile birlikte yaptığı albüm önerilmişti. World jazz olarak tanımlanan Hadouk Trio'nun müzikleri o dönem çok hoşuma gitmişti, hala da hoşuma gidiyor ve dinliyorum, o yüzden Didier Malharbe'nin diğer albümlerini de merak edip aramıştım. Karşıma da zaten bildiğim ama absürt atmosferinden dolayı pek ısınamadığım Gong grubu çıkmıştı.

Sonrasında ise Gong'u Didier Malharbe'ye odaklanarak dinlemeye başladım. Çok geçmeden önüme Pierre Moerlen's Gong diye geçen 'Downwind' albümü geldi. Devamında yine Pierre Moerlen's Gong albümlerine odaklanmaya başladım. Sonuç ise Gong grubuna bakış açım değişti.

Artık Gong dendiği zaman aklıma iki isim geliyor. Didier Malharbe ve Pierre Moerlen.

Gong grubunu Daevid Allen ile bilenler Pierre Moerlen'li dönemine şaşırabilirler. Çünkü o efsaneleşen grubun müziğinden çok farklı bir müzik ortaya çıkmıştır. 1975'de gruptan ayrılan Allen sonrası müzik caz müziğe doğru kaymaya başlamıştır. 1979 yılında ise grup tamamen Pierre Moerlen'in kontrolüne geçmiştir. O'da ilk olarak daha önce grupta birlikte çalışan Didier Malharbe'yi geri çağırmış, yine 1975 yılında konserine katıldığı Mike Oldfield'ı ve Canterbury'nin efsaneleşen isimlerinden Steve Winwood albüm kayıtlarına katmıştır.

Pierre Moerlen albümü hazırlarken çok geniş bir kadro tutmuş sanki kendi solo albümünü yapar gibi. Bu da bana 1975 yılında YES grubunun davulcusu Alan White'ın ilk solo albüm çalışmasına benzetmeme yol açmıştır. Alan White müzik kariyeri boyunca sadece iki albüm çıkarmış, genel olarak YES grubunun Chris Square'dan sonra değişmez ikinci ismi olmuştur. Alan White ilk albümünü hazırlarken müziği bir şablona oturtmaya çalışmamış, dönemin rock müziğinde önem arz eden caz, folk, pop, senfonik gibi müzikal öğeleri albüme koymaya çalışmıştır. Bir nevi progresif rock müziğinin ne kadar geniş olduğunu göstermeye çalışmıştır.

Pierre Moerlen'in gerçek anlamda ilk önderliğinde olan bu albümü yıllar sonra tekrar dinlediğimde de Alan White'ın yapmaya çalıştığının bir benzerini yapmaya çalıştığını gördüm. 'Downwind' albümünü belli bir müzik üzerine oturtmayıp, albümü oluşturan parçalardaki müziği geniş tutmaya çalışmış. Bazı parçalarda 70'lerin power pop denilen müziğim atmosferi olduğu kadar, Jean Luc Ponty'nin o naif caz esintilerini anımsatan bir parça da var. Bir parçasında blues sizi alıp götürürken, bir parçasında Santana'nın latin rock'ına takılır kalırsınız.

Eğer yukarıda bahsettiğim şekilde dinlerseniz ve Pierre Moerlen'in davullarına odaklanırsanız albümün aslında ne kadar da yaratıcı fikirlerle ortaya çıktığını anlar ve zevkini fazlasıyla çıkartırsınız. Burası kesin.

Ancak söylemeden yada yazmadan es geçilemeyecek olan, albüme adını veren parça; 'Downwind'. Parça daha başlar başlamaz, Mike Oldfield'in elinin değdiğini hemen anlıyorsunuz. Albümdeki en uzun parça olması sebebiyle dinlemeye başladığınızda en çok keyif alacağınız ilk parça. Timpani'nin olması ve Mike Oldfield'in duygusal gitar solosunun bulunması sebebiyle, dinlerken Tubular Bells aklınıza gelebilir. Ancak parça devam ettikçe Pierre Moerlen'in davullarının müziği nasıl kontrol ve yön verdiğini anlarsınız.

Hele ki parçanın sonunda bana Gong'u sevdiren adamın, Didier Malharbe'nin saksafon solusu, parçayı daha da bir başyapıtlık progresif rock'a örnek gösteriyor.

İşimden dolayı bir hayli boşladığım müzik yazılarıma, geçenlerde facebook ve Twitter'da yazdığım Pierre Moerlen niye en iyi davulcular arasında gösterilmiyor sorduktan sonra sanırım bu yazı cevap niteliğinde olmuştur.


1. Aeroplane (2.39)
2. Crosscurrents (6.11)
3. Downwind (12.30)
4. Jin-Go-Lo-Ba (3.24)
5. What You Know (3.40)
6. Emotions (4.44)
7. Xtasea (6.39)

Süre : 40.11

Pierre Moerlen / Davul, Timpani(3,7), Vibrafon, Glockenspiel (3), Hammond Org (1,7), Marimba (3), Oberheim (2,5-7), Piyano (1,2), Synths (ses düzenleyicisi)
Ross Record / Elektrik Gitar (5), Geri Vokal (1,4)
Hansford Rowe / Bas Gitar, Wal Bas (2,3), Vokal (4)
Benoit Moerlen / Vibrafon (1,2,4,5,7), Kahkahalar
Francois Causse / Konga(2,4,5), Marimba (2,4)

Konuklar
Mike Oldfield / Elektrik Gitar & Bas Gitar & Irlanda Davulu(3)
Mick Taylor / Elektrik Gitar (5)
Steve Winwood / Minimoog & Korg Synth (3)
Dider Lockwood / Keman (2,6,7)
Didier Marherbe / Saksafon (3)
Terry Oldfield / Flüt (3)

3 Ekim 2018 Çarşamba

Rodolfo Maltese Group - Il Gabbiano Jonathan 1989 (2009)


Rodolfo Maltese, 3 yıl önce bugün hayattan ayrıldı. 1966 yılında, 19 yaşındayken italyanların en bilinen pop gruplarından Homo Sapiens adlı grubuyla müzik hayatına başladı. (Homo Sapiens grubu  isim olarak bilinmese de 'un'estate fa' parçası 70'lerde, özellikle Türkiye'de çok bilinen bir parçaydı. Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu filmlerinde çok kullanıldı. Hatta Türkçeye de çevrilerek Tanju Okan ve Nilüfer tarafından 'Kim Ayırdı Sevenleri' söylendi.)

1973 yılına kadar 6-7 yıl boyunca grupla birlikte müziğe devam etti. 1973 yılında Banco grubundan Vittorio Nocenzi'nin daveti üzerine Banco grubuna katıldı. 70'li yıllarda İtalyan efsanesinin değişmez isimlerinden birisi oldu. 

Rodolfo Maltese, gitaristliğinin yanısıra, Banco döneminde gruba trompet çalarak da katkıda bulundu. 

1980'lerin ortasında grubun müziğe ara vermesiyle, kendi grubunu kurmaya karar verdi. 1986 yılında kendi adıyla grubunu kurdu. Aynı yıl 'Fly By Night' adında bir albüm kaydetti.  Ancak aramalarıma rağmen o albümü bulamadım. Büyük ihtimalle kaydedildi ama satışa sunulmadı. 

90'lı yıllarda tekrar biraraya gelen Banco grubuyla konserlere katıldı. 'Nudo' adlı destansı konser albümünde de yer aldı. 

90'lı ve 2000'li yıllarda yıllarda bir çok caz ve rock gruplarına misafir müzisyen olarak destek verdi.(Tony Carnavale albümlerine bakmanızı öneririm)  

1992 yılında akdeniz müziği ile caz ve rock müziğinin karışımı müzik yapan Indaco adlı grubu kurdu.  Hem Indaco hem de Banco grubuyla 90'lı ve 2000'li yıllarda sürekli konser alanlarında oldu. Indaco grubuyla ilk albümünde (Vento del deserto), Pink Floyd'un 'Set the Controls for the Heart of the Sun' cover'ı mükemmel bir şekilde çaldı. Belkide Pink Floyd cover'ları en profesyonelce çalınış hali bu albümdeki. 

1989 yılında çıkardığı ilk solo albümü 'Il Gabbiano Jonathan' albümü 2009 yılında CD olarak tekrar basıldı. Albümde kendi bestelediği parçalar olduğu kadar, grubun piyanisti Andrea Alberti ile de ortak parçalar yazdı. 

'Il Gabbiano Jonathan', Rodolfo'nun daha önce çalıştığı Banco yada Indaco atmosferine sahip benzer bir albüm değil. Albüm daha çok akdeniz esintili, R&B soul türünün hakim olduğu bir caz rock albümü.

'Flamingo' adlı ilk parçası  Al Di Meola'nın 'Casino' albümünün izlerini taşıyor. Ardından gelen yine aynı şekilde Latin-akdeniz ezgileriyle bir caz-rock parçası. 

Albümde gerçekten profesyonelliğin göstergesi olan iki parça; 'Long Time Ago' ve 'Births86 Uno'. Özellikle 'Births86 Uno' karmaşık yapısıyla caz-rock'dan ziyade progresif rock'a daha yakın bir parça, ki albümde üstüste defalarca dinlediğim tek parça. 

Kalan parçalar yumuşak ve akdeniz tonlarıyla kısa parçalardan oluşuyor. 

Rodolfo Maltese'yi anmak için en güzel başlangıç sanırım 'Il Gabbiano Jonathan' albümü olacaktır. Yaz-kış, ilkbahar-sonbahar; her mevsim sıkılmadan dinleyebileceğiniz mükemmel bir albüm. 

1. Flamingo (5.59)
2. Mirage (3.20)
3. Long Time Ago (8.14)
4. Eleonor (6.24)
5. Geronimo (6.27)
6. Births86 Uno (6.00)
7. Il Volo Del Gabbiano (2.27)
8. Births86 Due (2.47)
9. Classical Gas (2.58) 

Süre: 44.36 

Rodolfo Maltese / Elektrik ve Akustik Gitar, Synth(ses düzenleyicisi), Yapımcı 
Toni Armetta / Bas Gitar
Walter Martino / Davul
Francesco Marini / Saksafon
Massimo Carrano / Perküsyon
Andrea Alberti / Piyano, Sözler 

Konuklar 
Vittorio Nocenci / Minimoog (Flamingo) 
Riccardo Cocciante / Vokal (Long Time Ago, Births86 Due) 
Alfredo Golino / Davul (Classical Gas)
Beppe Centarelli / Ritim Gitar (Classical Gas)

13 Eylül 2018 Perşembe

Novalis - Konzerte 1977



Alman rock müziği deyince akla gelmesi gereken iki tür müzik var. Her ikisi de Almanların ürettiği kendisine özgü müzikler. İlki kraut, lahana anlamına gelen tamamen kendilerine özgü rock müzik diğeri elektronik müzik.

Tabi bunlar haricinde Almanya'dan folk, senfonik ve caz albümleri de çıktı. O albümler ve müzikler de en az kraut ve elektronik müzik kadar kaliteli ve yaratıcılık gerektiren albümlerdi.

Günümüzde kraut ve elektronik müzik yapan genç Almanlar var ancak 70'ler ve 80'ler kadar kalabalık değiller. 90 ve 2000 sonrası Almanya'da ABD merkezli çok çabuk tüketilen ve basit müziklere yöneldiler. Öyle olunca dinleyicilerde bu tarz grup ve müziklere odaklandılar. Ama dediğim gibi kraut ve elektronik müzik üretmeye, yaratıcı müziğin içinde yer almaya çalışanlar da var.

Novalis grubu, Almanya'dan çıkan ve kendine özgü atmosferiyle birbirinden güzel senfonik albümler yapan bir grup. Almanların senfonik progresif rock deyince akla gelen Triumvirat grubundan çok daha iyi bir grup Novalis. İyi dememin tek sebebi kendine özgü müzikal atmosferi olması. Çünkü Triumvirat çok iyi ve bilinen bir grup olsa da, yaptıkları müzik daha çok ingilizvari bir anlayıştadır. Novalis ise Almanya'dan çıkan kraut ve elektronik müziği albümlerine çok güzel bir şekilde aktarırlar.

O yüzden özgünlük anlamında Novalis, Triumvirat gibi ingilizvari gruplardan  çok daha fazla övgüyü hakediyor. Tabi Novalis bu konuda yalnız değil. Özgünlük anlamında Grobschnitt grubunu da anımsamamız gerekiyor.

Novalis, 1973 yılında başladığı ilk albümüyle konserleri de eksik etmedi müzikal hayatlarından. 1977 yılına geldiğinde, konserlerinde en güzellerini çalmaya odaklandılar. Böyle olunca da ortaya hem müzikal atmosfer anlamında hem de albümde bulunan parçaların kalitesi anlamında mükemmel bir albüm ortaya çıkartılar.

Konzerte.

Progresif rock deyince kişinin aklına gelen değil, gelmesi gereken; kusursuza yakın müzisyenlik, müzikte sorunsuz uyum gelmesi gerekir. Yani dinleyen kişi müziğe kolaylıkla odaklanabilmeli, bunun içinde konserde dış ortam seslerinin en azında olmalıdır. 'Konzerte' albümünde bir iki dış ortam sesi haricinde, ki o sesler size canlı müzik olduğunu hissettiriyor, müziğin uyumu ve kayıtları mükemmel ötesi.

Albümde stüdyo albümlerinde olan parçalar var.

Açılışta Ravel'in Bolero'su kullanılarak dinleyici müziğin içine çekiliyor. 'Dronsz' parçası ile kısa bir Novalis müziği hissettirildikten sonra en iyi parçalarını çalmaya başlıyorlar. Yer yer melodik ve romantik sesler, yer yer de duyguları çoşturan atmosfer ile sadece Novalis yada Alman rock müziğinin değil, progresif rock geçmişinin mükemmel bir başyapıtı ortaya çıkıyor.

İlk dinlediğimde daha doğrusu albümle ilk tanıştığımda, 2006'da, sabah işe giderken ve iş çıkışında yaklaşık 2 hafta kadar bu albümü dinlemiştim. Nasıl aklıma tekrar düştüyse bir kaç gün önce tekrar albümü edindim.

Edindiğimden beri de, 12 yıl önce olduğu gibi, sabah bir akşam da bir kez olmak üzere, 2 kez albümü tamamen bitiriyorum. Albümün verdiği kusursuz müzik ile de gün boyunca müzik açlığı nedir bilmiyorum.

Novalis belki progresif rock'ın bilinen grupları, Genesis, King Crimson gibi temel alınan parçalar ortaya çıkarmadılar ama 1977 yılında yaptıkları albümle progresif rock'ın bir çok dev grubunun konser kayıtlarını unutturacak kadar güzel iş çıkardılar.

Konser albümüyle zevk alınabilecek en güzel albümlerden biri.

1. Bolero (Ravel) (0:51)
2. Dronsz (Rahn) (2:41)
3. Es färbt sich die Wiese grün (Karges/Karges) (9:04)
4. Impressionen (Rahn) (10:00)
5. Wer Schmetterlinge lachen hört (Rahn/Karges) (9:14)
6. Wunderschätze (Job/Originaltext von Novalis um 1798, lyrics adapted by D. Job) (11:33)
7. Sommerabend (Job/Rahn/Reihel): (19:19)
...a) Wetterleuchten
...b) Am Strand
...c) Der Traum
...d) Ein neuer Tag
...e) Ins Licht

Süre : 63:42

Fred Mühlböck / Vokal, Akustik ve Elektrik Gitar, Flüt
Detlef Job / Elektrik Gitar, Vokal
Lutz Rahn / Hammond H100 Org, PPG synth(ses düzenleyicisi), Mellotron, Elektronik Piyano, Klavinet, Solina strings (tuşlu bir çalgı)
Heino Schünzel / Bas Gitar, Vokal
Hartwig Biereichel / Davul, Gong