Bu Blogda Ara

26 Mart 2017 Pazar

Jethro Tull - Agualung 1971



Biz türk halk müziğinde önemli yer tutan kişilere bir isim takarız. Ozan. Ozan sözcüğü oz sözünden gelir. Son yıllarda iyice yayılmış olan ve insanlar tarafından öğrenilen eski türkçe harflerde de vardır bu oz. Türkçe'de bunlara harf değil, tamga deniyor. Oz sözü de 'oz' tamgasından (nazi işareti olarak aklınıza gelsin) gelir.

Geçen yıl Nemrud grubu bu eski türkçe damgalarını albüm kapaklarında kullandılar.

Oz damgasını gözünüzün önüne getirin. Her yöne çevrilmiş kıvrık oklar şeklindedir. Bu, hayatın her yönü anlamındadır. Yani ozan, hayatın her yönünü anlamış ve etrafına anlatmakta olan kişiye denir. Anlattıklarını da elinde ki müzik ile yaparlar. Müzik, ruhanidir, kutsaldır eski insanlar için.

Rock müziğinde de ozanlar vardır. Hemen hemen herkesin tanıdığı Bob Dylan, Jonny Cash, Al Stewart ve Fikret Kızılok, ilk aklıma gelenlerden. Progresif rock'ında ozanları var tabii ki. Rock müzikde ozan çıkıyor da, rock tanrılarının yaptığı progresif rock'da niye olmasın.

Neil Peart(Rush), Peter Hammill(VDGG) ile birlikte Ian Anderson ise progresif rock'ın ozanlarından bazıları. Her biri dünyaya, hayata farklı yerlerden bakıyor olsalar da, anlattıkları aslında hep aynı şeydi. Hayat!!!

Ian Anderson, Jethro Tull ve Aqualung albümü.

Albüm Jethro Tull'ın müzikal olarak progresif anlayışının geliştiği ilk albüm. Grubun ise 4. albümü. Jethro Tull grubunu her zaman YES'e benzetmişimdir. Her iki grupta progresif rock'a örnekler vererek müzik hayatılarına başlamadılar. Albümler yaptıkça, konserler verdikçe ve en önemlisi dinleyicisi arttıkça, her iki grupta müziklerinde inanılmaz bir değişim yaşandı.

'Aqualung' albümünü de YES'in 'Fragile' albümüne benzetiyorum o yüzden. Hatta açılış parçası olan 'Aqualung''ı ne zaman dinlesem 'Fragile' albümünün açılış parçası 'Roundabout' geliyor. İki parça da iki grubun klasikleşmiş parçaları.

'Aqualung' albümü kurumsallaşmış dini konu alan konsept bir albüm. Jethro Tull'ın müziğinin temeli her ne kadar folk olsa da, blues ve blues-rock'ın etkisi çok daha ön planda. İlk parçadan son parçaya kadar piyano'da, elektrik gitar'da blues dinliyorsunuz.

Albüm iki bölümden oluşuyor. ''Aqualung' ve 'My God'. Aslında iki albüm olarak da tasarlanabilirdi bu albüm. Ancak progresif yaratıcılıktan mıdır, yoksa başka bir sebepten dolayı mıdır,  yayınladıkları LP'nin iki tarafı da birbirini tamamlayan bir bütün halinde.

'Aqualung' parçası ne kadar önemli ise grup tarihinde, 'Locomotif Breath' parçası da klasik rock için o kadar önemli. Hatta klasik rock'ın en önemli parçalarından birisi.

'Aqualung' albümü Jethro Tull'ın en önemli ve en bilinen albümlerinden. Hem progresif rock'ın hem klasik rock'ın en önemli albümlerinden biri. Ölmeden önce dinlenimesi gereken 100 rock albüm listesi yapılsa(belki de yapılmıştır), bu albüm kesinlikle orada yer alır. 'Aqualung' albümünü duymadan, dinlemeden ölmeyin.

Aqualung...
1. Aqualung (6.31)
2. Cross-Eyed Mary (4.09)
3. Cheap Day Return (1.23)
4. Mother Goose (3.52)
5. Wond'ring Aloud (1.56)
6. Up To Me (3.18)
My God...
7. My God (7.10)
8. Hymn 43 (3.18)
9. Slipstream (1.13)
10. Locomotive Breath (4.25)
11. Wind-Up (5.42)

Süre : 42.57

Ian Anderson / Vokal, Flüt, Akustik Gitar, Prodüktör
Martin Barre / Elektrik Gitar
John Evan / Piyano, Org, Mellotron
Jeffrey Hammond / Bas Gitar, Kayıtedici, Geri Vokal
Clive Bunker / Davul, Perküsyon

Konuklar
David  Palmer / Orkestral Yönetici
Glenn Cornick / Bas

24 Mart 2017 Cuma

Phideaux - Fiendish 2003



Günümüz progresif rock müziği 70'ler kadar üretken değil. Progresif rock popülerleşemediği için dinleyeni de az oluyor, çalanı, beste üreteni de. O yüzden günümüz modern diye tabir edilen progresif rock gruplarını, albümlerini pirinç ayıklar gibi ayıklayarak dinliyorum.

20 Mart 2017 Pazartesi

Rick Wakeman - The Six Wives of Henry VIII 1973



Bir önceki yazımda 'Tubular Bells''in yaratıcısı, bir çok kişiye göre günümüzün müzik dehalarından biri Mike Oldfield'ın albümünü yazmıştım. Bu seferde YES'in en önemli müzisyenlerinden Rick Wakeman'ın ilk albümünü yazacağım.

Rick Wakeman 2000 yılında yaptığı bir albümde solist olarak Ozzy Osbourne'ü de kadrosuna katar. Ozzy'e sorarlar, Rick Wakeman'la çalışmak nasıldır diye. O'da rock müziğin tanrılarından birisiyle çalışmak nasıl olur ki, der. Ya da buna benzer bir soru ve cevabıydı. Şimdi tam olarak hatırlayamadım. Akılda kalması gereken nokta Ozzy Osbourne gibi rock müzikte idol olmuş bir kişinin Rick Wakeman'a bakış açısıdır.

Bundan bir kaç ay önce Ozzy'nin Rick Wakeman'ın oğluna 'Hadi gel, albüm yapalım' haberini görmüştüm. Sanırım Rick Wakeman'ın kendisine soramıyor. Zamanım yok cevabını duyacağı muhtemel.

YES grubundan Steve Howe, 2000'lerin başında Rick Wakeman'ın oğluyla albümleri yaptı. Rick Wakeman, çocuklarıyla birlikte aile boyu klavye sanatçıları.

Yıl, 2017. Rick Wakeman, YES ile birlikte şuanda turnelerde çalıyor. Düzinelerce albüm, yüzlerce konserlerden sonra bile hala müziğin içinde, bu yaşına rağmen.

Bu arada Trevor Rabin'de YES'in turnelerine katıldı. Umarım YES bir albüm çıkartır. Keza son albümleri Rick Wakeman'sız, Jon Anderson'suz bir hayli kötüydü.

'The Six Wives of Henry VIII', 8. Henry'nin 6 karısı.

Rick Wakeman'ın bu ilk albümü, sonrasında çıkaracağı bir çok albümden çok daha rock kokan bir albüm. Diğer albümlerinde yan olarak, daha çok orkestral enstrümanlar kullanıldığı için, bu ilk albüm kendisine has bir albüm.

Albümde klavye şöleni var. Rick Wakeman, yaşadığı dönemde rock müziğinde kullanılan bütün tuşlu enstrümanları kullanıyor. Diğer enstrümanları ise ilk grubu The Strawbs ile YES'in elemanları çalıyor.

Açılış parçası 'Catherine of Aragon', albümün ne kadar hızlı tempodan yavaş tempoya geçebilebileceğini gösteriyor. Davul'da Bill Bruford var ancak parçaya etkisi çok az.

'Anne of Cleves' parçası sanırım albümde ki favori parçam. Rick Wakeman'ın klavye ustalığını tartışamam ama bu parçada ki davullar, mükemmel. YES grubunda Bill Bruford yerine dahil olan Alan White çalıyor davulları. Alan White'ın bu çalış şekli bana 'Tales From Topographic Oceans' albümüde ki 'The Ancient' parçasını hatırlatıyor. Düzensiz, komünal toplumun davulları gibi.

'Catherine Howard' başlarken, klasik müziğin 150 yıl öncesinin romantik dönemine götürüyor. Sonra tekrar 70'lerin rock dünyasına geliyorsunuz. Parçanın son bölümü, başladığı gibi sizi 150 yıl öncesine götürüyor. Yumuşak tonlar, folklorik sesler orkestral bir şekilde biterken parça bitiyor.

'Jane Seymour', 'Catherine Howard' ile birlikte albümde klasik müziğe en yakın duran parça. Synth ve kilise org'u klasik müziğin Mozart'ını anımsatıyor. Rock ve klasik müziğin içiçe geçtiği en güzel parçalardan biri.

'Anna Boleyn' parçasını albümden değil de, youtube koyulan videolardan dinlemiştim ilk kez. Albümde ki uzunluğu 6 küsür dakika ama konserde iki katından fazlasına çıkabiliyor. O video'yu izlemeyi bitirdiğimde tekrar başladım dinlemeye. İkincisi bittiğinde video'yu tekrar açtım. Bu şekilde 1 buçuk saatten fazla dinlediğimi hatırlıyorum. Albüm kaydı güzel evet ama 'Anna Boleyn'in konser kaydını dinlemenizi tavsiye ederim.

Final parçası 'Catherine Parr'. Senfonik progresif rock şaheseri olarak albümün sonu. 'Anna of Cleves' parçasında ki gibi bu parçanın davullarını Alan White çalıyor. Alan White'ın davul çalış şekli parçaya cidden çok farklı bir hava katıyor. Rock müzikte dinlediğim en hızlı org çalanların belki de birincisi Rick Wakeman. Parçada org'u takip etmekte zorlanıyor dinleyen.

Rick Wakeman rock müziğin efsanelerinden. Efsane olmaya başladığı ilk albümde 'The Six Wives of Henry VIII' albümü. Rick Wakeman'ın solo albümlerine başlamak için en ideal albüm. Daha sonrasında Rick Wakeman'ın bağımlısı olacaksınız. Ancak bu albümde ki müzikal yapı sadece bu albüme ait. Diğer albümlerinde bu müzikal yapıyı bulamayabilirsiniz.

1. Catherine of Aragon (3.45)
2. Anne of Cleves (7.50)
3. Catherine Howard (6.36)
4. Jane Seymour (4.44)
5. Anna Boleyn (Incl. 'The Day Thou Gavest Lord Hath Ended') (6.31)
6. Catherine Parr (7.00)

Süre : 36.36

Rick Wakeman / Grand Piyano, RMI Elektrik Piyano, Hammond C2 Org, Akustik&Elektrik Harpsichord, Mini-moog, Arp Synth (ses düzenleyicisi)(4), Mellotron 400D, Kilise Orgu, Prodüktör

Konuklar

Mike Egan / Gitar (1,2,5,6)
Steve Howe / Gitar (1)
Dave Lambert / Gitar (3)
David Cousins / Elektrik Banjo (3)
Chris Square / Bas Gitar (1)
Dave Winter / Bas Gitar (2,6)
Chas Cronk / Bas Gitar (3)
Les Hurdle / Bas Gitar (1,5)
Bill Bruford / Davul (1,5)
Alan White / Davul (2,4,6)
Barry de Souza / Davul (3)
Ray Cooper / Perküsyon (1,5)
Frank Ricotti / Perküsyon (2,3,6)

Koro
Judy Powell (1)
Barry St. John (1)
Liza Strike (1,5)
Laura Lee (5)
Sylvia McNeill (5)

18 Mart 2017 Cumartesi

Mike Oldfield - Tubular Bells - 1973




Bazı müzikler vardır zamanının ötesine geçen. Zamanın dışındadır bu tarz albümler. Hangi yılda yapıldığının da hiç bir önemi yoktur. Bu albümler genelde bir kategoriye sokulamazlar.

16 Mart 2017 Perşembe

Magma - 1001 Centigrades 1971



İlk albüm 'Kobai' sonrasında Magma grubu müzikal anlayışlarını biraz daha geliştirerek çıkıyor karşımıza. Albümün konusu ise 'Kobai'nin devamı niteliğinde.

14 Mart 2017 Salı

Kaipa - Inget Nytt Under Solen 1976



'Inget Nytt Under Solen', 1976 yılında yayınlanan Kaipa'nın ikinci albümü. İlk albümü kadar dinlememişimdir bu ikinci albümlerini.

11 Mart 2017 Cumartesi

Gevende - Kırınardı 2017



Geçen yıl bu bloğu ilk açtığımda yazarken türk gruplarını da koyuyordum ki, Türkler kolay bulsun bloğumu diye. İlk üç ay'da sanırım bir 10 türk grubunu koymuşumdur.

9 Mart 2017 Perşembe

Tangerine Dream - Cyclone 1978



Önümüzdeki ayın 22'sinde 35 yaşını doldurmuş olacağım. Yolun yarısını doldurmuş olacağım bir bakıma. Bu yaşıma kadar bir çok müzik türünden örnekler dinledim. Hiçbiri progresif rock kadar etkilememiştir.

7 Mart 2017 Salı

Erkin Koray - Elektronik Türküler 1975



Erkin Koray, ülkemizde Barış Manço ve Cem Karaca ile birlikte en çok bilinen rock müzisyenlerinden. Bu bilinmesinde en önemli etken, dönemin popüleritesinde bolca 45'lik çıkarmalarıydı.

6 Mart 2017 Pazartesi

Psychotic Waltz - Mosguito 1994



'Mosguito' albümü Psychotic Waltz'ın üçüncü ve sondan bir önceki albümü. Grubun sadece 4 albümü olmasına rağmen progresif metal dendiği zaman ilk aklıma gelen gruplardandır.

2 Mart 2017 Perşembe

Anglagard - Hybris 1992



70'lerde en yüksek kaliteye(ve popülerliğe) ulaşan progresif rock müziği hala değişmez bir şekilde favorimdir. 80'lerde ve 90'larda devam eden 70'lerin grupları olsa da, yaptıkları müziğin o eski anlayıştan çok farklı bir hal aldığı için çoğu zaman o albümleri dinlemek aklıma bile gelmez.